|
Basın bir haftadır Alaattin Çakıcı, Karagümrük lokali baskınıyla
ilgili dava dosyasının incelendiği Yargıtay ile Milli İstihbarat
Teşkilatı arasındaki ilişkiyi çözmeye çalışıyor.
MİT’in Çakıcı davasıyla ilgili kararın geciktirilmesi için Yargıtay
nezdinde girişimde bulunup bulunmadığı, tarafların çelişkili açıklamaları
nedeniyle aydınlanamadı. Devletin en hassas iki kurumunu ilgilendiren
olaylar zinciri, yazarların köşelerine de yansıdı.
Oktay Ekşi (Hürriyet):
Karalama değil yargıdaki arıza
Ortada ‘yargıyı karalama’ kampanyası yok. ‘Yargıdaki arızaları’
ortaya çıkartan haberler var. Bunların üstüne gidilmezse, yargı
içindeki çürükler ayıklanmazsa yargının saygınlığı nasıl sağlanabilir?
MİT’in bu ülkeye hizmet ettiği kadar kötülük de yaptığı kuşkusundan
kendimizi nasıl kurtaracağız? Bir bilen var mı?
Ertuğrul Özkök(Hürriyet):
İlişkiler akılsız seviyeye inmemeli
Her ülkenin bir derin devlete ihtiyacı vardır. Her ülkenin gizli
kahramanlara ihtiyacı vardır ve devlet bu gizli kahramanları gerektiğinde
korumayı bilmelidir. Ama bu ilişkiler hiçbir zaman sıradan ve akılsızca
bir seviyeye inmemelidir. Alaattin Çakıcı’nın yurtdışına kaçışıyla
ilgili olaylar ne yazık ki bu seviyeye inmiştir. Başka bir ülkede
olsa, bu olay anında parlamentoya getirilirdi. Bunun arkasındaki
ilişkiler araştırılırdı. Ama yok. Biz sadece medyayı suçlayıp kendi
ilişkimizin üzerine toz kondurmuyoruz.
Sedat Ergin(Hürriyet):
Yargıtay’ın saygınlığına gölge
MİT’in bir eski görevlisini Çakıcı ile bağlantısı nedeniyle yakalayıp
polise teslim ederken, halen görevde olan üst düzey bir yetkilisinin
Çakıcı için yüksek yargı nezdinde kulis yapmasındaki çelişki nasıl
izah edilecektir. Bu olayların hukukun uygulamada tarafsızlığını
gözetmekle yükümlü olan Yargıtay’ın saygınlığını ciddi ölçülerde
gölgelediğini belirtmeye herhalde gerek yoktur.
Enis Berberoğlu(Hürriyet):
Tamamen duygusal ilişki
Susurluk sürecini Ermeni terörü, Güneydoğu savaşı ekseninde aklama
çabasında olanlar yine sahne aldılar. Çakıcı’yı devlete hizmeti
nedeniyle koruduklarını anlatma gayretindeler. Patron kim, devlet
mi, yoksa Çakıcı mı? Ne yazık ki Çakıcı gibi gözüküyor. Üstelik
bu kez Susurluk’taki gibi öyle sözde derin sebepler de yok. Düpedüz
ve tamamen duygusal bir ilişki aradaki. Yolsuz kalan devlet derinleşemez,
kiralanır. Mafya ortağı devletin elindeki silah hepimize tehdittir!
Fatih Altaylı(Hürriyet):
Yargıtay Başkanı kanun kaçağı değil
Yargıtay Başkanı ile Çakıcı arasında ‘rabıta’ kurulmaya çalışılıyor.
Neymiş, Yargıtay Başkanı’nın evini onaran müteahhit Çakıcı’nın arkadaşıymış.
Ayıp. Adam kanun kaçağı değil, sabıkalı değil. Yargıtay Başkanı
ne bilsin adamın arkadaşı kim. Bu kadar önemli bir kurumun başkanı
hakkında kafalarda soru işareti yaratmak bile gereksiz. Bence bu
konunun değil, bazı Yargıtay üyeleriyle ilgili olarak daha önce
açılan ve ‘kapatılan’ soruşturmanın üzerine gitmek daha doğru olur.
Burada pis birşey yok. Ama diğeri...
Mehmet Yılmaz(Milliyet):
‘İzin yoluyla’ ayrılmaları etik
TCK’nın 232’nci maddesi hakimlere emir ve tahakküm edenlerin 2
yıldan nüfuz veya iltimas edenlerin 6 aydan az olmamak üzere hapis
cezasıyla yargılanmalarını emrediyor. Bu eylemi yapan kişinin memur
olması durumunda mahkûmiyet halinde memuriyetten ömür boyu men edilebileceği
de kanun hükmü. Bu durumda bir yargıcın yapması gereken nedir? Hiçbir
şey olmamış gibi gelene kapıyı gösterip geri yollamak mı, yoksa
ilgili savcılığa TCK’nın bu maddesini hatırlatarak şikayette bulunmak
mı? Bu dosya incelenene kadar Başkan ve Genel Sekreter Yardımcısı’nın
görevlerinden (mesela izin yoluyla) ayrılmaları daha etik olmaz
mı?
Taha Akyol(Milliyet):
‘Tuzun kokması’na karşı titizlenmeli
Milliyet’in ‘Hakime villa’ manşeti bana yine Yargıtay’ı ilgilendiren
Neşter 2 Operasyonu’nu hatırlattı. Türkiye’nin sağlam kurumlarından
biri elbette hálá yargıdır ve Yargıtay’dır. Ama ‘tuzun kokması’
emareleri karşısında en çok hakim ve savcıların titizlenmesi gerekiyor.
Fikret Bila(Milliyet):
Özrü kabahatinden büyük bir durum
Bu hem MİT, hem de yargı açısından özrü kabahatinden büyük bir
durum oluşturuyor. Akla ‘MİT yargıya dava açtırıp dava mı kapattırıyor,
kararları etkilemek için baskı mı yapıyor?’ soruları geliyor. MİT
Müsteşarı Atasagun’un iddiaları, bağımsız olduğuna inandığımız yargı
açısından sorun yarattığı gibi, MİT-Çakıcı ilişkisi açısından da
önemli soru işaretleri doğurmuştur. Bu olayı aydınlatmak Yargıtay
Başkanı ve MİT Müsteşarı’nın sorumluluğudur.
Hasan Cemal(Milliyet):
Yargıda etik reformu şart
İster devlet dökülüyor deyin, ister çivisi çıktı. Etik reformu
şart yargıda. Kimileri kol kırılır yen içinde diye düşünüyor olabilir.
Ama demokrasilerde böyle bir mantık geçerli değildir. Demokratik
rejimlerin erdemi şeffaflığıdır çünkü.
Güngör Mengi(Milliyet):
Çakıcı ne kadar değerli adammış
MİT’le Çakıcı arasında, bu kurumun güvenilirliği ve itibarı için
yıkıcı etkiler yaratan, açıklanması zor ilişkilerdir. Çakıcı ne
kadar değerli bir adam ki, devlet onun uğruna kendini böylesine
perişan etmeye katlanıyor.
O.Gönensin(Vatan):
MİT doğal yoldan gelirse, görüşür
Yargı da, bütün diğer kurumlar gibi, ancak kendi içinden yıpranabilir.
Yargıtay Başkanı ‘MİT ile de görüşürüm’ diyor. Elbette görüşür.
Ama MİT görevlisinin kendisine doğal yollardan gelmesi durumunda.
Oral Çalışlar(Cumhuriyet):
MİT, Yargıtay’la niye ilişki kurar
Bir istihbarat örgütü, Yargıtay’la neden sürekli ilişki kurar?
Sonuç olarak Yargıtay, mahkemelerden önüne gelen dosyalara bakıp
karara bağlamakla görevlidir. MİT, böyle bir faaliyetin içinde nasıl
bir yer tutuyor?
İsmet Berkan(Radikal):
Yoksa MİT tuzağa mı düştü
Önce bir siyasiye suikast yapılacaktı, MİT ona engel olmaya çalışıyordu;
ardından ‘devletin güvenliğini ilgilendirecek kasetler’ lafı çıktı.
MİT neden devrede? Polisle MİT arasındaki bitti denilen kavga başladı
ve MİT tuzağa mı düştü?
Murat Belge(Radikal):
Başkan, MİT’e sessiz kalamaz
Biri bana gelip suç işlememi önerirse, kim olursa olsun bunu açıklamakla
yükümlüyümdür. Ama, dediğim gibi, bunu öneren MİT gibi bir kurumsa,
çok kişi sessiz kalmayı seçebilir. Ama Yargıtay Başkanlığı gibi
bir yere gelmiş kişi bunu seçemez. ‘MİT’çi diye ses çıkarmadım’
cümlesi karşısında doğrusu kan beynime çıkıyor.
E.Babahan(Sabah):
Yargıtay’da bir grubun tasfiyesi
Püf noktası, Yargıtay Başkanı’nın Çakıcı lehine tavassutta bulunup
bulunmadığı veya bu yönde bir vaadi olup olmadığıdır. Yargıtay çevreleri,
Yargıtay Başkanı Özkaya’nın şahsında Yargıtay’daki ‘belirli bir
grubun’ tasfiyesine vasıta kılınmak istendiği görüşünde birleşiyorlar.
Bülent Korucu(Zaman):
Çakıcı’yla MİT’in kopuşu net değil
Çakıcı-MİT irtibatının kopuş tarihi net değil. Atasagun 1998 derken
diğer gazeteye 1989 tarihini veriyor. Yavuz Ataç da 98’i teyit etmişti.
ASALA’ya karşı operasyonlar 10 yıl önce bittiğine göre 1998’e kadar
ilişkinin neden sürdüğü açıklanmalı.
Hürriyet
16.08.04
|