| |
Yargı, polis, MİT, siyasetçi isimleri neden bu denli kolayca "suç
dünyası"nın aktörleriyle yan yana geliveriyor? Çünkü, en kestirme
deyişle, "suç" devletin damarlarında, bağırsaklarında
dolaşıyor.
Çünkü, bir kere oraya konuşlandı. Çünkü, bizzat fesat, bizzat kötülük,
bizzat suç organizasyonları, paslaşmaları dışında da, sözde "iyi
şeyler, ulvi amaçlar, devletin bekâsı" için de, suç ve suçlu,
devletin bir kolu, bir uzantısı, bir organı, bir müttefiki haline
getirildi.
Sadece bilgi kaynağı, sadece muhbir olarak değil...
Basbayağı vurucu güç, basbayağı muharip olarak da.
***
Kâh "içerideki vatan hainleri" ile, kâh "dışarıdaki
Ermeni terörü" ile, kâh Güneydoğu'da "PKK terörü"
ile mücadele adına...
Yani bir tür suç ve suçlu ile mücadele sırasında, başka bir tür
suç ve suçlu, devletin eline, zihnine, silahına, planına, istihbaratına,
hukukuna, operasyonuna bulaştırıldı.
Kökleri daha da eski ama, "onlar devletin güvenlik güçlerine
yardımcı oluyor" zihniyetinden bugünlere ulaştık.
Cinayetler, suikastlar, adam kaçırmalar vesaire...
Devlet suçluya bulaştırıldıkça, suçlu da devlete yapıştı.
"Devlet için yapılan", yahut çoğu zaman yapıldığı iddia
edilen gizli işler, temizlikler, infazlar, yeraltı faaliyetleri
gölgesinde, "suç dünyası" şımardı.
Bizzat devlet birimlerinin arasındaki, bağrındaki mücadeleler sırasında
bile, çatışan taraflar "kendi suçluları"nı ötekilere karşı
kullandı, korudu, kolladı.
Kimi suçlular "güçlü" oldu.
Devletin içinde de dolaşan, devlet ötesi, hukuk ötesi bir güç oldu.
Yeraltı, devletin içinden yerin en üstüne terfi edebildi.
"PKK'yı finanse eden uyuşturucu trafiğini önlemek" adına
mesela, devlet birimlerinin, görevlilerinin şemsiyesi altında uyuşturucu
trafiği mümkün oldu.
***
Susurluk otomobilindeki korucu başı milletvekili...
Susurluk otomobilindeki polis şefi... Uyuşturucu trafiğindeki ordu
mensubu... Pasaport temin eden MİT'çiler... Ne hikmetse, emekliliklerinde
yahut ayrılmaları ertesinde hemen çetelerde, çete bağlantılı şirketlerde
iş bulan eski polisler, askerler, bürokratlar vesaire.
Yıllarca saklanan, yakalanmayan, bu arada pek muhabbet içinde bulunulan
katiller, cinayet-suikast-katliam failleri.
"Devletin ve milletin bölünmez bütünlüğü" için kahramanlık
yaptığını düşünenlerin, bizzat devletin ahlakını, hukukunu, adaleti
ve huzuru paramparça kılışı.
Devleti, istihbaratını, hukukunu, silahını, beynini gasp edişi.
***
Hiçbir zaman, eski Cumhurbaşkanı'nın bir heyecan anında söyleyip
sonra yuttuğu üzre, "Sonuna kadar gidilmeli" şiarına uyulamadığı...
Her seferinde bir duvara toslandığı... Bir şeyleri örtmek, birilerini
ve sözde devleti korumak adına Susurluklar ayranlaştırıldığı için,
devletin bağırsaklarındaki o pislik tam boşaltılamadı.
O yüzden, kâh bir yerinden akıyor, kâh paçasından dökülüyor, kâh
osuruk gibi patlıyor.
Ve hâlâ, kahramanlık, devlete bağlılık, yiğitlik, dürüstlük masallarıyla,
"suçun cılk ahlakı" bize normal, olağan bir şeymiş gibi
yedirilmeye çalışılıyor.
Umur Talu, Sabah
17.08.04
|