|
‘İKİNCİ Neşter’ operasyonunu yürüten Ankara 2 numaralı DGM Mahkemesi
Savcısı Ömer Süha Aldan, dinleme kayıtlarında bazı Yargıtay üyelerinin
garip ilişkilere karıştıklarını tespit edince, bu konudaki dosyayı
ana iddianameden ayırıp Yargıtay’a havale etti.
Yasaya göre, Yargıtay üyelerinin dava edilip edilemeyecekleri Yargıtay
Birinci Başkanlık Kurulu’na ait olan bir yetkiydi.
Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu, savcının başvurusunu görüştü
ve Yargıtay’daki kıdemli daire başkanlarından birini dosyayı derinlemesine
soruşturmak üzere görevlendirildi.
Bu üye, Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin Başkanı olan ve titizliğiyle
tanınan yargıç Şener Güngör’dü.
MUHAKKİK ÜYE ‘YARGILANSINLAR’ DEDİ
Güngör, DGM Savcısı Aldan’ın göndermiş olduğu dinleme kayıtlarıyla
yetinmedi, başka delillere yöneldi; bu çerçevede, dinlemeye takılan
Yargıtay üyeleri ile bu üyelerin temas ettikleri diğer yargı mensuplarının
ifadelerine başvurdu.
Güngör, yaklaşık 2.5 ay süren soruşturma sonucunda Yargıtay 3.
Ceza Dairesi Üyesi ve Hákim Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) eski Başkanvekili
Ergül Güryel ve Yargıtay 6. Ceza Dairesi üyesi ve yine HSYK eski
üyesi Hüseyin Demirörs hakkında dava açılması talebinde bulundu.
Güngör, bu konuda hazırladığı fezlekeyi görüşülmek üzere Yargıtay
Birinci Başkanlık Kurulu’na sundu. DGM Savcılığı’nın göndermiş olduğu
7 klasöre ek olarak, fezlekeye yaklaşık 13 yeni klasör daha eklenmişti.
Fezlekeye göre, Güryel, Turkcell ve Telekom arasında anlaşmazlıkta
bazı Yargıtay üyeleri ile ticaret mahkemelerindeki hákimlerin kararlarını
etkilemeye çalışmıştı.
Hüseyin Demirörs ise yargıyı etkilemek amacıyla organize suç şebekesi
kurmakla suçlanan ve Ergül Güryel’in avukat oğlu Cenk Güryel’le
birlikte hareket eden Haldun Erdavran’dan 19 milyar lira borç almıştı.
SAVUNMA: İYİ İNCELEYİN DİYE RİCA ETMİŞTİM
Yargı muhabirimiz Oya Armutçu’nun tespitlerine göre, Şener Güngör’ün
fezlekesini destekleyen deliller arasında Ergül Güryel’in ifadesi
de var.
Şimdi dosyadan Güryel’in Güngör’ün sorularına verdiği yanıtlara
bakalım:
GÜNGÖR: Oğlunuz Cenk Güryel’in avukatlığını yürüttüğü Turkcell’in
Telekom’la arasındaki davalarda, avukat olmayan Haldun Erdavran
adındaki kişiyi hákimlere gönderdiniz mi? Bu davalarla ilgili tedbir
kararı veren hákimi (C.K.) yanınıza çağırıp kararı düzeltmesini
istediniz mi?
GÜRYEL: Oğlum Turkcell’in avukatı. Erdavran oğlumun arkadaşı. Hákim
C.K. ile görüştüm. Kimsenin tesirinde kalmamasını söyledim.
GÜNGÖR: Turkcell ile ilgili Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nden aleyhte
çıkan bozma kararından sonra hákim İ.D. ile görüşüp ‘Bozma kararı
yanlış. Direnirsen biz konuyu Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nda halledeceğiz.
Bu senin de yararına olur’ dediniz mi?
GÜRYEL: Dosyayı iyi incelemesini rica etmiş olabilirim.
YARGITAY KURULU: YARGILAMAYA GEREK YOK
Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu, 29 Haziran 2004 tarihinde yaptığı
toplantıda muhakkik Şener Güngör’ün Güryel ve Demirörs’ün yargılanması
konusundaki talebini geri çevirdi, bunun yerine Yargıtay Disiplin
Kurulu’na sevk edilmelerini kararlaştırdı.
Kurul, Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya’nın başkanlığında yaptığı
bu toplantıda Yargıtay üyelerine ait dinleme kayıtlarının hukuken
delil oluşturmayacağına da karar verdi.
Kurula göre, dinleme izni Erdavran ve arkadaşları için alınmış,
Yargıtay üyeleri ise dinlemeye takılmışlardı. Karara göre, dolaylı
dinleme hukuken delil oluşturamazdı.
Böylelikle iki Yargıtay üyesi yargılanmaktan kurtulmuş oldular.
Başkanlık Kurulu’nun bu kararının yargı çevrelerinde en çok eleştiri
çeken yönü, Şener Güngör’ün dinleme kayıtları dışında getirmiş olduğu
yeni delillerin (13 klasör) yeterince dikkate alınmadığı yolundaki
görüşlerdir.
NEŞTER SAVCISINA TENZİL-İ RÜTBE
Peki, sonra ne oldu?
Geçen mayıs ayında yapılan Anayasa değişikliği ile DGM’ler lağvedilmişti.
Bu çerçevede Neşter-2 dosyasına bakan Ankara’daki 2 numaralı DGM
de ortadan kalkmıştı.
Haziran ayında çıkartılan bir yasayla DGM’lerin görevleri ağır
ceza mahkemelerine devredildi. Ankara’da organize suç dosyalarına
bakan 1 ve 2 numaralı olmak üzere toplam iki DGM mahkemesi vardı.
İlginçtir ki, 1 ve 2 No’lu Ankara DGM’ler lağvedilirken, bunların
dosyalarına bakmak üzere tek bir ağır ceza mahkemesi (11 Numaralı
Ağır Ceza) oluşturuldu.
Adana’daki iki DGM’nin yerine iki ağır ceza mahkemesi oluşturulurken,
organize suç ve yolsuzluk dosyaları açısından çok daha ağır bir
yüke sahip olan Ankara’da bu suçlar için neden tek bir ağır ceza
mahkemesine düşüldüğü izaha muhtaçtır.
Bu arada, 2 No’lu DGM’nin İkinci Neşter soruşturmasını yürüten
savcısı Ömer Süha Aldan, ağır ceza mahkemesine verilmeyip, Ankara
Cumhuriyet Başsavcılığı’nda düz savcı yapıldı. (Muhtemelen adam
öldürme, yaralama, kız kaçırma gibi suçlarla ilgilenebilir.)
Sonuç: Önümüzdeki sonbaharda ‘2. Neşter’ davası 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde
açıldığında, iddia makamında savcı olarak soruşturmayı yürütmüş
olan Aldan değil, yeni atanmış bir savcı oturuyor olacak.
BU BİR HSYK YAPIMIDIR
‘Bu kararları kim aldı?’ diye sorabilirsiniz?
Yanıt: Hákim ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) aldı.
Hani üyelerinden üçünün özel bir şirket ve banka hesabından Kıbrıs
ve Marmaris’te tatile çıktıkları kurul.
Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu, 29 Haziran tarihli ünlü kararında,
söz konusu HSYK üyelerinin bu geziye bir Yargıtay üyesinin daveti
üzerine gittiklerini, hesabın şirket tarafından ödendiğini bilmedikleri
için sorumlu tutulamayacaklarına karar vermişti.
Onları ‘bendensin’ diyerek bu turistik gezilere davet eden ama
karardan anlaşıldığına göre faturaları banka ve şirkete ödeten Yargıtay
üyesi kim olabilir?
Çok merak ettiyseniz söyleyelim:
Ergül Güryel...
Sedat Ergin, Hürriyet
17.08.04
|