Yargıtay Onur Günü ve bazı sorular

 

Özkaya, Yargıtay Onur Günü'nde önemli açıklamalar yapacak

Masamın üzerinde Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya'dan bir davetiye duruyor. Davet, 6 Eylül Pazartesi günü kutlanacak 'Yargıtay Onur Günü' için. Özkaya, aynı zamanda yeni adli yılın başlangıcı sayılan bu günde önemli açıklamalar yapacağını duyuruyor. Özkaya konuşmasında yargıya yönelik haksız saldırılardan ve yargının kuşatılmaya çalışıldığından söz edebilir. Ancak Özkaya'nın konuşması da, Yargıtay'ın 'Onur Günü' de bu yıl tatsız tartışmaların ve iddiaların gölgesinde geçecek.
Örneğin, Özkaya hakkında yeraltı dünyasının meşum ismi Alaattin Çakıcı'nın dava dosyası üzerine yaptığı bazı temaslar hakkında soruşturmaya yer olup olmadığı kararı için işlem, adli yıl açılışı ile başlatılacak. Bu işlemi yürütecek kişi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok'un dosyayı teslim ettiği Yargıtay Birinci Başkanvekili, yani Yargıtay'ın iki numarası Mater Kaban. Ok'un Kaban'a gönderdiği dosyanın, eğer soruşturmaya yer olduğu kararı çıkarsa, Ceza Genel Kurulu'nda tartışılacak olması, Yargıtay Başsavcısı'nın daha baştan Yargıtay Başkanı'nın bir dava dosyası üzerine dışarıdan kişilerle görüşmesini 'Görevle ilgisi olmayan' suçlar kapsamında görme eğiliminde olduğunu gösteriyor.
Özkaya'nın, Milas yakınlarındaki yazlığını tamir ettirdiği müteahhit Hakkı Süha Şen'in teklifi üzerine MİT üst düzey personelinden Kaşif Kozinoğlu ile görüşmesinde Çakıcı'nın dosyası söz konusu edilmiş iken, iş basına yansımadan önce neden bunu rapor edip suç duyurusunda bulunmadığı sorusu yanıt bekliyor çünkü. Yanıt bekleyen başka sorular da var:
1- Yargıtay Başkanlar Kurulu, 29 Haziran 2004'te 'Neşter 2' yolsuzluk soruşturması çerçevesinde aldığı bir kararla, polisin telefon dinleme kayıtlarının, eğer hedef şahıs hakkında değilse (dolaylı dinleme) mahkemelerde kanıt kabul edilemeyeceğini ilan etti. (Çarpıklık şurada ki, yasalara göre polis Yargıtay mensubunu bir kuşku sonucu izlemeye almak isterse, pratik olarak kendisinden ya da mesai arkadaşlarından izin almak zorunda.) Kayıtlarda Yargıtay üyesi Ergül Güryel ve bazı yargı mensuplarının adı geçiyordu. Birinci grup sorular şunlar: Özkaya, kendi başkanlığında alınan bu karardan önce, 1 Haziran 2004'te Çakıcı ile irtibatları çerçevesinde İstanbul DGM savcılığınca ifadesi alınan ve serbest bırakılan müteahhit Şen ile, yazlığın tamiratını teftiş gerekçesiyle gittiği Milas'ta bu konuyu görüşmüş müydü? Görüşmede kendi isminin de savcılık tarafından sorgu konusu yapıldığı ve Emniyet'in dinleme kayıtlarında kendi isminin de geçmiş olabileceği bilgisini edinmiş miydi? Görüşmede, Şen gibi ifadeleri alınan Çakıcı'nın korumalarından emekli polis Nizamettin Özoğlu ve emekli jandarma yüzbaşı Mehmet Özbulut da var mıydı? Yani Özkaya, telefon kayıtlarının kanıt olmaması için oy kullanırken, kendi isminin henüz ortaya çıkmamış bir dinleme kaydında geçmiş olabileceği bilgisine sahip miydi?
2- İkinci grup soru: Özkaya, kendi muhatabının MİT'te bir daire başkanı olmadığını, prosedür gereği bir ilişki kurulacaksa bunun bir müteahhit aracılığıyla olmayacağını bilmiyor mu? Ortada müteahhit tarafından bir oldubitti varsa, acaba görüşme sonrasında MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun'u arayıp, Kozinoğlu'nun gerçekten devlet göreviyle oraya gelip gelmediğini kontrol etti mi? Etmediyse, bir devlet görevlisinin nasıl olup da bir kanun kaçağının dava dosyasının tebligatının geciktirilip, zamanaşımından düşürülmesi talebini suç duyurusu konusu yapmadı? Neden, Yargıtay Genel Sekreter Yardımcısı Ercan Yalçınkaya'nın kendisine tavsiye ettiği Çakıcı bağlantılı müteahhitle iş yapmaya, dahası çok kısa süre içinde defalarca görüşmeye devam etti? Tamirat yapacak başka müteahhit bulamadı mı?
3- Üçüncü grup soru: MİT Müsteşarı Atasagun, Mehmet Yılmaz, İsmet Berkan ve Sedat Ergin'e yaptığı açıklamalarda, Kozinoğlu'na Çakıcı konusunda Özkaya ile görüşme talimatı vermediğini, ortada çelişki varsa önce kendi personeline güveneceğini, ama aksi ortaya çıkarsa gereğini yapacağını söylüyor. Birincisi, Kozinoğlu'nun iddia edildiği gibi İstanbul DGM tarafından hayali bir 'siyasiye suikast ihbarı' nedeniyle değil, Çakıcı ve adamlarıyla irtibatı nedeniyle sorgulandığı anlaşılıyor. Acaba Kozinoğlu, bu konuda sorgulandığı halde Atasagun'a 'siyasiye suikast ihbarı nedeniyle sorguladılar' bilgisi mi verdi? MİT'in dış operasyonlarından sorumlu olduğu yazılan Kozinoğlu'nun nasıl olup da içeride bir siyasiye yapılacak suikast ihbarıyla irtibatlandırıldığı sorusu neden hiç sorulmadı? Atasagun yanıltıldı mı? Atasagun, daha önce de yargı ile müdahale ilişkisi olduğunu söyledi. Acaba hiç araya mafya bağlantılı müteahhit konulduğu olmuş muydu? Daha önce bu amaçla Özkaya ile ilişkiye geçilmiş miydi?
Keşke bu sorulara geçerli yanıtlar bulsak da 'Onur Günü'nü iç rahatlığıyla kutlasak.

Murat Yetkin, Radikal
19.08.04