| |
GENELKURMAY Başkanı Org. Hilmi Özkök, Kemalist devrim hakkında
beylik sözlerin ötesine geçerek yeni bir boyut getirdi:
"Atatürk'ün yüzlerce yıl kendine özgü devlet geleneğiyle yoğrularak
büyümüş ve fakat bütün çabalara karşın zaman içinde tükenmiş bir
imparatorluktan; yeni, çağdaş, uygar ve laik bir Türk devleti ve
ulusu yaratması ve Cumhuriyet'i ilanı, en az Fransız Devrimi kadar
önemli bir olaydır."
Org. Özkök'ün sözlerini iki sebepten fevkalade aydınlatıcı buluyorum:
- Metot açısından, 'mukayeseli tarih' yaklaşımını yansıtıyor. Gerçekten,
Türk Devrimi'ni geniş ufuklu değerlendirmenin yolu, onu tarih içinde,
başka devrimlerle, başka modernleşme modelleriyle mukayese ederek
incelemektir.
- Esas açısından, Fransız Devrimi ile Kemalizm arasında laik milliyetçilik
ve üniter devlet gibi çok önemli benzerlikler vardır. Fransa'nın
yaşadığı iç değişim süreci bizim de incelememiz gereken bir tecrübedir.
* * *
ATATÜRK'ÜN kendisi Fransız İhtilali'nden ve Fransız kültüründen
defalarca övgüyle bahsetmiş, hatta Fransız Devrimi'nin "istiklal
ve hürriyet" ilkeleri ile Milli Mücadele arasındaki benzerliği
vurgulamıştır:
"... Fransız milletinin pek haklı ayaklanmasını ve galeyanını
mucip olan zulüm ve şiddet, hak ve adalet asrı olduğu iddia edilen
20. asırda Türkiye halkına reva görüldü. Türkiye halkı çiğnenen
hukukunu müdafaa için kıyam etti. TBMM ve onun hükümeti böyle bir
kıyamın neticesidir...
... Bizim Asya'yı kıyam ve cidale sevk edişimiz, Fransız milletini
kahramanca hareketlere sevk eden sebeplerden daha az kuvvetli ve
daha az mantıki değildir..."
Fransız Devrimi kaotik, Kemalist devrim düzenli ve disiplinlidir.
Ama iki devrimin kurduğu rejimler arasında önemli benzerlikler vardır.
Fransız Rousseau'nun "kayıtsız şartsız hakimiyet" anlayışı,
iki devrimde de temel bir ilkedir.
Liberal İngiliz filozofu Locke'a göre ise, devletin yurttaşları
üzerindeki egemenliği bireysel özgürlüklerle "kayıtlı ve şartlı"
olmalıydı.
* * *
ATATÜRK hayatının her safhasında "kuvvetler birliği"ni
savunmuştur. Fransız İhtilali'nin de temel felsefesi aynıydı: Yasama,
yürütme ve yargının tek elde toplanması...
Dış istilayı püskürtmek ve içeride "cumhuriyetçi bir halk yaratmak"
için bu gerekli görülüyordu. Fakat her iki cumhuriyet de zamanla
liberalizmin temel ilkelerinden biri olan "kuvvetler ayrılığı"
esasını benimsemiştir. Büyük tarihçi François Furet'nin belirttiği
gibi, "devrim zamanı" ile, devrim sonrası süreçler farklı
aşamalardır, "devrimcilerin niyeti"ne bakarak, devrimden
sonraki değişim süreci izah edilemez.
Nitekim Fransa'da devrimden çok sonra gelişen kentleşme ve ticarileşme
gibi toplumsal değişimler "Cumhuriyet"in liberal demokrasiyi
özümsemesini gerektirmiş ve Fransa "devrim zamanları"na
yapışıp kalmamış, uzun ve çalkantılı bir süreçte Cumhuriyet'le liberal
felsefenin sentezini yaparak bugünkü düzeyine ulaşmıştır.
Türkiye şimdi benzer bir sürecin sancılarını yaşıyor.
Fransız Devrimi gibi, devrim sonrasının büyük değişimleri de derslerle
doludur, gerçekten.
Taha Akyol, Milliyet
01.09.04
|