|
AB Kadın Hukukçular Derneği ve Avrupa Kadın Lobisi üyesi Avukat
Nazan Moroğlu: Hem AB ile uyum diyoruz, hem zina suçunu TCK'ya monte
etmeye çalışıyoruz. AKP'yi anlamak güç
DERYA SAZAK: Ekimde çıkacak AB İlerleme Raporu öncesinde TCK'da
getirilmek istenen 'zina suçu' Türkiye'de kadın hakları alanındaki
eksikleri gidermek bir yana, bazı kazanımlardan geriye dönüş sayılıyor.
Kadın örgütleri, 14 Eylül'de Meclis'te protestoya hazırlanıyor.
'Kadın Dayanışma Grubu' olarak sizin de etkinlikleriniz olacak.
Müzakere süreci öncesinde kadın erkek eşitliğinde neredeyiz?
NAZAN MOROĞLU: AB sürecinde önemli reformlar yapıldı. Türkiye'nin
BM Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Kaldırılması Sözleşmesi'ni
(CEDAW) onaylamasının ardından 4 yılda bir sunulan ülke raporlarında
zaten bu eşitsizlikler ele alınmış ve hangi yasalarda değişiklikler
yapılacağı belirlenmişti. Helsinki Zirvesi'nde Türkiye'ye aday ülke
statüsü verilmesiyle çalışmalar hız kazandı. Anayasa, Medeni Kanun
ve İş Kanunu değişiklikleri gerçekleşti.
Brüksel bazı düzenlemeler istiyor, Türkiye'de kadınların durumunu
AB ölçütlerine göre geri buluyor. Neden?
- Bazı hakların göstermelik şekilde düzenlendiği düşünülüyor. 2001
yılındaki birinci uyum paketinde eşitliğin Anayasa'ya eklenen aile
içinde 'eşler arası eşitlik'le sınırlı geçiştirilmesine itiraz etmiştik.
Yeterli olmadığı AB tarafından da görüldü. 'Olumlu ayrımcılık' da
gündemdeydi ama kadınlarla ilgili önlemler Anayasa'ya girmedi. Bunlar
hep eksiklerimiz.
Siz AB uyum sürecinde reformların toplum yaşamında uygulanması
için ne yapıyorsunuz?
- Medeni Kanun'da kadınlara yönelik haklar üzerinde bilinçlendirme
kampanyası etkili oldu. Mesela, evlilikte 'aile konutu' korumaya
alındı. Bu düzenlemeyi gecekondularda anlatmak için İstanbul Barosu'nda
toplantılar yaptık. Kadınların kapının önüne konmasını önlemeye
çalışıyoruz.
Zina tartışmasına ne diyorsunuz?.. Yeni TCK'da 'namus cinayetleri'nde
kadını koruyucu düzenlemeler beklenirken, ilkel bir cezaya geri
dönülüyor.
- Türkiye geleneksel bir toplum olarak görünse de kuruluş felsefesinde
kadın - erkek eşitliğine dayanıyor... Zamanla oy kaygısıyla muhafazakâr
bakış açısının öne çıktığı dönemlere gelindi. Zihniyet değişmedikçe
yasalar yetmiyor.
TCK tasarısında 'töre cinayeti' deniliyor. Neden?
- Töre denilince Doğu, Güneydoğu gibi algılanıyor, bugün İstanbul'da
da 'namus saiki'yle cinayetler işleniyor, acaba o zaman kasten öldürmenin
nitelikli hali olmayacak mı sorusu ortaya çıkabilir.
Kadın namusuna kontrol
Zinaya dönersek, AKP bunu neden getirmek istiyor?
- Anayasa Mahkemesi iptal edene kadar ceza kanunundaki zina suçu
iki ayrı madde halindeydi. Eşitsizlik, farklı ceza verilmesinden
doğdu. Mahkeme kararıyla iptal edildiğinden bu yana zina TCK'da
suç değil. Birdenbire eski zihniyet geri geldi, daha doğrusu siyaset,
kanunlara egemen oldu.
Hükümetin 'Anadolu kadını istiyor' savına katılıyor musunuz?
- Hayır. Zinayı kadını baskı altına almak üzere getiriyorlar.
Aile birliği, kadının onuru açısından yaklaşıyor Başbakan Erdoğan
soruna...
Kadının namusunu bu sefer zina suçuyla kontrol altına almak istiyorlar.
Burada asıl Anadolu kadınının yaşadığı bir gerçek var: AKP'de çok
sayıda erkeğin bir resmi nikâhlı, bir imam nikâhlı eşinin olduğunu
biliyoruz. Hem AB ile uyum diyoruz, reformlar yapıyoruz hem de hiçbir
Avrupa ülkesinde olmayan zina suçunu, çağdışı bir zihniyetin ürünü
olarak TCK'ya monte etmeye çalışıyoruz. AKP'yi anlamak güç. Zina
geçmişte suçtu da ne oldu? Kadınların öncelikle ekonomik bağımsızlıklarının
olması gerekiyor, eşini mahkemeye verip 'Zina suçtur' diye hapse
attırırsa ne yapacak? Hayatını nasıl sürdürecek? Kaderine boyun
eğip oturuyor.
AKP'li bazı milletvekilleri asıl 'İmam nikâhı hukuken zina sayılır'
görüşünde.
- Evet, kişinin resmi nikâhlı eşi olup bir de imam nikâhlı varsa,
işte bu tam da zina suçunu oluşturuyor. Bir olay anlatayım; baroya
başvuran bir şehit eşi, şehit maaşını bağlatmak istiyordu, iki çocuğu
vardı. Evlilik belgesini istedik. Kadın imam nikâhlı ama yasalar
karşısında durumunu bilmiyor. Resmi olarak evli olmadığının farkında
değil.
TCK'da zinaya gerek yok
Zinanın hukuktaki yeri ne olmalı?
- Özel yaşamdır ve bir boşanma nedeni olarak Medeni Kanun'da yer
almaktadır. TCK'da bulunmasına gerek yok.
Kadın sorunlarında öncelik ne olmalı?
- Zinayı bırakıp eğitime bakmalıyız. Türkiye AB yolunda ilerliyor
ama nefes nefese kanunları çıkarsak da yaşama geçirmedikçe sorunları
aşamayız. Ülkenin 10 gününü zina tartışmasıyla harcamak kimsenin
hakkı olmamalı.
Akşit destek vermemeliydi
Kadınların kendi haklarını parlamentoda savunmalarının etkili yolu
nedir?
- Meclis'te bugün 150 tane kadın milletvekili olsa, ne Medeni Kanun
bu şekilde çıkardı ne de zinanın TCK'ya suç sayılması için adım
atılırdı.
Hükümette aileden sorumlu kadın bakan zina tartışmasının neresinde?
Güldal Akşit sesini duyuramıyor mu?
- Biz de merak ediyoruz. Bütün bunlar olurken kadın bakan nerede?
Bütün ülkelerde siyasette bir süreklilik vardır. Bizde de Kadının
Statüsü Genel Müdürlüğü'nde ve Devlet Bakanlığı'nda şimdiye kadar
yazılmış bütün raporlarda zina suç olmamalı diye yazıyor. Kadından
sorumlu Devlet Bakanı'nın tam tersini söylemesini anlamak mümkün
değil. Güldal Akşit, TCK'ya zina suçu girmesine destek olmamalıydı.
Aile birliği eşlerden birini hapse attırmakla mı korunur!
Yüzde 4 kadın milletvekili ayıp
- Türkiye TBMM'de yüzde 4 oranındaki kadın milletvekiliyle çok
geri bir durumda. Bu, Türkiye'nin ayıbı. Anayasa'nın 10. maddesine
olumlu ayrımcılık ilkesi girseydi, Siyasi Partiler ve Seçim yasalarına
da yüzde 30 oranında cinsiyet kotası konulmak üzere kadınların Meclis'te
etkin şekilde temsili sağlanabilirdi.
Ancak bu durumu fırsat eşitliğine aykırı bulan çevreler de var.
- Mesela yasalara 'Meclis'te kadın ve erkek her iki cinsiyetten
biri yüzde 30'un altında yer alamaz' diye bağlayıcı hüküm konacak.
28 Mart yerel seçimlerinde kadın belediye başkanı oranı iyice aşağılara
düşmüş.
Çok düşük, 3600'de 23 gibi... Hiç yok gibi.
Ataizi olayında sorun 'miras'tı
Medeni Kanun gecekonduya girdi diyorsunuz...
- Tabii, tabii... Oralarda çok daha fazla anlatıldı. Bir de mal
rejimleri konusunda çok varlıklı kesim yasayı ezbere biliyor. Yasa
çıkarken aileler gidip mal ayrılığına devam konusunda sözleşme yaptılar.
Sözleşme olayı Hande Ataizi'nin evliliğinin son bulmasında etken
değil miydi?
- O sözleşmeyi imzalamazsa evlilik süresince edinecekleri malları
eşit paylaşırlar. Aile, hukukçu olduğu için kanunu çok iyi biliyor.
Hande Ataizi olayında asıl kişisel malların, evlilik sırasında miras
yoluyla gelen malların gelirleri nedeniyle sorun çıktı. Bunu paylaşmak
istemediler.
Türban, AKP'lilerin yaşam tarzı haline geldi
Türkiye'de zina tartışması başlarken, Irak'ta Fransız gazetecileri
rehin alan İslami direnişçiler türban yasağının kaldırılmasını istediler,
ancak Fransa ödün vermedi. Türkiye AB ile 2005'te müzakerelere başlarsa,
AKP tabanındaki türban serbestisi beklentisiyle Avrupa'daki karşıtlık
nasıl dengelenecek?
- Bu çelişkiyi düşünmemek mümkün değil. AB'yi bir kenara bırakırsak
önceleri bir siyasi simge olarak kullanılan türban giderek yaygınlaşıyor.
Bakanlarıyla, başbakanıyla AKP kadrolarının, ailelerin in yaşam
tarzı haline geldi.
Devlet protokolünde türban krizi yaşanıyor.
- Türkiye bir laik hukuk düzenine sahip, o değişmedikçe bu kurallar
geçerli olacak ve böyle uygulanacak. Ancak bizleri endişelendiren,
adım adım gelişen bir durum var. Kadınların kamusal alandan çekilişi.
AKP hükümetinde kadının iş yaşamından çekilmesini savunan bakanlar
var. Kamuda işe alımlarda cinsiyeti erkek olmak koşulu yazılıyor.
AB süreci türban sorununun çözümüne nasıl bir katkı sağlayabilir?
- Türban sorunu AB ile beraber çözülebilir, soruna demokratik hak
ve özgürlükler diye bakılsa bile bu hakların belli alanlarda sınırlandırılabileceğine
ilişkin kanunlar, kararlar çıkmaya başladı. Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi'nin kararı Türkiye'yi de bağlayıcıdır.
Kadınların siyaset yaşamına katılmasının önündeki engel...
Erkek egemen bakış açısı... Siyasi partiler, kadın adayları eliyor.
Listelerde seçilemeyecek sıralara koyuyorlar. Kadınlarımız da siyaset
konusunda özgüven eksikliği gösteriyorlar. Oysa hayatın her alanında,
çalışan kadın oranı yüzde 34'lerde ve AB standartlarının altında
değil. Hatta bazı işkollarında ilerisindeyiz. Siyasi yaşamda yer
almak biraz da ekonomik güce ve bağımsızlığa bağlı olduğu için orada
dayanak yok. Kadınların daha çok karar verici görevlere getirilmesine
engeller var.
AB hazırlıklarına dönelim isterseniz, aralıka kadar AB Kadın İnisiyatifi
olarak sizin eylem planınız nedir?
- 13 Ekim'de Brüksel'de bir toplantı düzenliyoruz: 'AB sürecinde
Kadınların Ortak Paylaşımı.' Türkiye'den ve Avrupa Birliği üyesi
ülkelerden uzmanlar katılacaklar ve Cumhuriyet'ten bu yana kadınların
kazanımları ve günümüzün sorunları tartışılacak. Alternatif İlerleme
Raporu sunacağız, kadın hakları konusunda.
Yıllardır kadınların haklarını savunuyor
Nazan Moroğlu, 1947 doğumlu. Alman Lisesi ve İstanbul Üniversitesi
Hukuk Fakültesi mezunu. Kadın hukuku alanında mastır yaptı. Almanca
ve İngilizce biliyor. Avrupa Birliği Kadın Hukukçular Derneği kurucu
üyesi ve Avrupa Kadın Lobisi üyesidir. Halen İstanbul Barosu Kadın
Hakları Komisyonu ve İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği Başkanı'dır.
AGİT, Avrupa Konseyi Kadın Erkek Eşitliği Komitesi, HABİTAT, Avrasya
Kadınlar İşbirliği toplantılarında resmi delegasyonda yer almıştır.
Kadın hukuku, Medeni Kanun, Kadın Erkek Eşitliği alanında yazılmış
kitapları bulunuyor. AB doğrultusunda 'Kadın Dayanışma Grubu'nda
çalışıyor.
Derya Sazak - Sohbet Odası, Milliyet
06.09.04
|