|
Ağır tahrik indiriminin yeni yasada da korunduğunu belirten Acuner,
'Zinanın suç olması namus cinayetlerini artırır' dedi. Acuner, tasarıyla
15-18 yaşındaki gençlerin flört edemeyeceğini söyledi
Yeni Türk Ceza Kanunu tasarısıyla, AKP, insanların özel hayatlarına
devlet eliyle düzen vermek için harekete geçmiş gözüküyor. Devleti
şu anda AKP yönettiği için, bireyler arasındaki ilişki de, AKP'lilerin
yaşam anlayışı doğrultusunda olacak. Ve toplum, getirilmek istenen
bazı ceza maddeleriyle neredeyse tek çerçevesi AKP'lilik olan bir
yaşam tarzının içine hapsedilecek. Üstelik işin ironik yanı, AKP'nin
TCK'daki değişiklikleri, Türkiye'nin AB'ye üye olması için yapması.
Avrupa'nın özellikle değişmesini istediği bazı maddeler AB'ye uygun
değiştirilirken, zina, bekâret, flört gibi Avrupa'nın artık konuşmaya
gerek görmediği alanlarda, AKP, Avrupa demokrasisinin çok dışında,
sadece geri ülkelerde görünen bir başka çehresiyle ortaya çıkıyor.
Kadın ve aile üzerine çalışan Ankara Üniversitesi öğretim görevlisi
Dr. Selma Acuner'le bireylerin ilişkilerine devleti sokmanın tehlikelerini
ve yeni TCK'daki tuzakları konuştuk. Bir dönem devlette Kadın Sorunları
Genel Müdürü olan Acuner, KADER'in yöneticilerinden.
Tam Avrupa Birliği ile müzakerelere başlayabilmek için uyum yasaları
çıkarılırken, AKP bir zina meselesi çıkardı ortaya. Avrupa hukukunda
hiç yeri olmayan bir biçimde zinanın suç olmasını istiyor AKP. Size
öncelikle şunu sormak istiyorum. Muhafazakâr politikacıların bu
cinsellik takıntısı nereden kaynaklanıyor? Bunun gerçekten siyasi
bir getirisi mi var, yoksa bu daha derin psikolojik bir sorun mu?
Muhafazakârlığın siyasileştirilmesi Türkiye'de yeni bir şey değil.
Bütün siyasi partiler bunu yaptı. Bu muhafazakâr anlayışın temelinde
kadının bedeninden korku var. İşte bu korku yüzünden cinsel tabular
yaratılıyor, kadının bedeni kontrol altına alınmak isteniyor. İki
kişinin ilişkisi, herkesin ilişkisi gibi görülüyor. Kadın rahat
bırakılırsa, toplumun düzeni, ahlakı bozulur diye düşünülüyor. Eğer
yeni Türk Ceza Kanunu bu haliyle yasalaşırsa...
Ne olur? Yeni Ceza Kanunu da mı kadının bedeninden korkuyor?
Tabii. Eğer yasada hâlâ namus cinayeti, 'nitelikli insan öldürme'
maddesine girmiyorsa, siz kadının bedeninden korkuyorsunuz demektir.
AB'ye uyumu amaçlayan yeni Türk Ceza Kanunu da mı namus cinayetlerine
kapıyı açık bırakıyor?
Evet. Kadının namusu erkekten sorulur anlayışı bu ceza kanununda
da korunuyor. Yeni TCK'da 'haksız tahrik hükümleri saklıdır' diyen
bir 29'uncu madde var. Bu ne anlama geliyor? Diyelim ki, Ahmet bey
karısını yolda erkek komşusuyla konuşurken gördü ve namusum elden
gitti diye tahrik oldu, bıçağını çekip karısını katletti. Bu cinayet
davası hâkimin önüne gittiğinde 29'uncu madde devreye giriyor. Ve
karısını katleden koca iki buçuk sene hapis yatıp çıkıyor. Eğer
töre cinayetinde bir erkek bir erkeği öldürürse, 'nitelikli insan
öldürme maddesine giriyor ve
ömür boyu hapse mahkûm oluyor. Kadını öldüren erkeğe haksız tahrik
uygulayıp az ceza vermenin ve ilave olarak da zinayı suç haline
getirmenin sonucunda namus cinayetlerinin yolu daha da açılır. Daha
çok kadın öldürülür.
AKP, zinayı niye bu kadar önemsiyor? Zina Türk toplumunun çok temel
bir sorunu mu? Yüzde doksan dokuzunun Müslüman olduğu söylenen bu
toplum, muhafazakar politikacıların bütün dikkatini çekecek kadar
çok zina mı yapıyor?
Ceza Kanunu'ndaki zina hükümleri sekiz yıl önce Anayasa Mahkemesi
tarafından iptal edildi diye Türkiye'de
aile bütünlüğü mü elden gitmiş? Zina suç olmaktan çıkarıldı diye,
evli çiftler sekiz yıldır sürekli zina mı yapmış? İnsanlar ahlak
değerlerini mi yitirmiş? Böyle bir şey yok. Türkiye'deki aile yapısı,
muhafazakârların dediği gibi daha çok zina yapılıyor diye bozulmuyor.
Hele son yıllarda boşanmaların neredeyse tamamı geçimsizlik yüzünden.
Bu geçimsizlik de daha çok ekonomik güçlükten kaynaklanıyor. Zinaya
ceza istiyor dedikleri Anadolu kadını acaba gerçekten bunu mu istiyor?
Anadolu kadını sizce ne istiyor?
Bir kere kim bu Anadolu kadını? Ben de, biz de Anadolu kadınıyız.
Anadolu kadını gelişmiş standartlarda yaşamak istiyor. Çağdaş dünyadaki
iyi yaşam şartları neyse ona ulaşmak istiyor. Zaten Türkiye'de toplum
hep siyasilerin önünde gidiyor. Türkiye'de kadınların gündemi zina
değil. Kadınların gündemi TCK'daki diğer maddeler. Yeni Ceza Kanunu'nda
zina yerine tartışacağımız çok daha ciddi sorunlarımız var bizim.
Namus cinayetleri konusu bile henüz çözülmedi bu ülkede. Zina suçunda
kadın erkek eşitliği getiriyoruz diyen Başbakan, cinayet davalarında
kadın-erkek eşitliğini getirsin. Elliden fazla kadın derneğini toplayan
TCK Kadın Platformu olarak biz kendisinden randevu istedik zaten.
Randevu alabildiniz mi peki?
Bekliyoruz. Bunları kendisine anlatacağız. Bir ülkede kanunlar yapılırken,
'rıza' kavramı vardır. Namus cinayetleri, bekâret kontrolü, gençlerin
flörtünü engelleyen maddeler, müstehcenlik kavramı, cinsel ayırımcılık
gibi konularda kadınlar olarak bizim yeni TCK'ya rızamız yok. Zina
hiç gündemde yokken ve yıllar önce çözülmüşken, toplumun önüne birden
suni olarak getirildi. Anadolu kadınını dinleyeceklerse namus cinayetlerinde
dinlesinler. Anadolu kadınının 'zina suç sayılsın' diye bir talebi
yok. Anadolu kadını 'beni öldürmeyin. Beni namus cinayetlerinden
kurtarın' diye yalvarıyor. 'Bana sosyal güvenlik sağlayın. İş imkânları
yaratın. Kredi desteği verin. Ben de insanca yaşamak, çocuklarımı
iyi yetiştirmek istiyorum' diyor. Türkiye'nin kadınları, 'En büyük
insan hakkı ihlali olan bekâret kontrolüne son verin. Yapanı cezalandırın'
diye bağırıyor.
Yeni Ceza Yasası tasarısı, genç kızların onuruyla oynayan, onları
intihara kadar sürükleyen bekâret kontrolünü yasaklamadı mı?
Hayır. Bekâret kontrolü yapmanın yolu açık tutuldu. Yeni TCK'da
bekâret kontrolünün adı 'genital muayene' oldu. 'Savcı ve hâkim
izniyle yapılabilir' denildi. Diyelim ki, baba kızının biriyle cinsel
ilişkiye girdiğinden şüpheye düştü, gidip savcı kararıyla kızını
muayene ettirebilir. Okul yönetimi de kız öğrenciyi muayeneye gönderebilir.
Çünkü kanun, genital muayeneyi 'vücut bütünlüğünü korumak, saldırıları
engellemek' diye tanımlıyor. Oysa vücut bütünlüğü saçtan tırnağa,
yüzden ayak parmağına kadardır. Eğer şiddete maruz kaldıysanız,
bedeninizdeki darbe izleri incelenir. Avrupa hukukunda vücudun bütünlüğü
kavramı vardır. Vücut bütünlüğü sadece zar kontrol edilerek sağlanamaz.
Yeni TCK'da gençler arasındaki flört bile cezalandırılıyor.
Anlamadım. Yeni TCK'da flörtü cezalandıran maddeler mi var?
Açıkçası iş ona varıyor. 'Reşit olmayanla cinsel ilişki' maddesini
tercüme ettiğinizde, 15-18 yaş arasındaki iki gencin hiçbir zorlama,
şiddet olmadan rızaya dayalı ilişkisine TCK izin vermiyor. Evlenme
yaşını 17'ye çıkaran, hâkim kararıyla 16 yaşında da evliliği kabul
eden yeni TCK, gençlerin flört etmesini, evlenmedikleri sürece cinsel
ilişkiye girmesini istemiyor. 'Girerseniz sizi cezalandırırım. Ancak
evlendiğinizde ilişkiye girebilirsiniz' diyor. Yani 'Flört suçtur',
'flört fahişeliktir' kavramı yeni yasada bir şekilde yer alıyor.
Peki gençlerin arasında bir ilişki olup olmadığı nasıl anlaşılacak?
Onları, flört ediyorlar diye kim şikâyet edecek?
Bekaret kontrolü yoluyla ilişki anlaşılacak. Kimin şikâyet edeceğine
gelince... Eleştirilerimizden biri de bu. Yasadaki tanımlar net
değil. Eğer gençlerden biri diğerinden üç yaştan daha büyük ise...
Diyelim ki biri onbeş, diğeri 18.5 yaşında, şikâyete bile gerek
olmadan savcılık doğrudan harekete geçebiliyor. Çünkü konu kamu
davası haline geliyor. Cinsel tabuları zaten kıramamış bir ülkede,
birey ilişkileri daha da tehdit altında kalacak demektir bu.
Toplumda çok tartışılan zina konusuna geri dönersek... Zinanın
suç olmasının ailenin kutsallığını koruyacağı söyleniyor. Çocuklarının
annesini ya da babasını zina suçuyla mahkemelere verip, bütün toplumun
önünde rezil eden biri gerçekten ailenin kutsallığına hizmet mi
etmiş oluyor?
Nasıl bir aile anlayışı bu? Sağlıklı bir aile yapısı karşılıklı
saygıya dayanan demokratik bir yapıdır. Zinanın suç olmasıyla ortaya
çıkacak olan ise kin, nefret ve intikam duygularının egemen olduğu
sağlıksız bir aile ortamıdır. Bu ortam çocukları zehirler. İleride
kendi hayatlarını da kin ve şiddet üzerinden kurmalarına yol açar.
Zina nedeniyle eşini hapse attırdıktan sonra bir evlilik devam edebilir
mi? Cezayla sağlıklı aile oluşturulmaz. Aksine cezayla evlilik zedelenir.
Bu kanunla, karısını ya da kocasını ihbar eden muhbir kocalar ve
karılar toplumu haline gelmek toplumu yüceltir mi peki?
Yüceltmez tabii ki. Ayrıca zinayla ilgili Kadının İnsan Hakları
Projesi'nin yaptığı bir araştırma var. Kadınlar kocalarını zina
nedeniyle şikâyet edemiyor ki. Yüzde 66'sı 'şikâyet edersem kocam
beni öldürür' diyor. Çünkü devlet Ceza Kanunu'yla bu kapıyı açık
bırakıyor. Kadınlar kendilerine şiddet uygulayan kocalarını da şikâyet
edemiyor. Üstelik kadınlar sadece kocaları tarafından değil, oğulları
ve erkek kardeşleri tarafından da şiddete uğruyor, ama
onları da şikâyet edemiyor. Doğu'da bir kadın istese bile kocasını
zina suçuyla mahkemeye veremez. Mahkemeye verirse, ailenin diğer
erkekleri, eşi hapisteyken onu öldürür. Zinanın suç olması kadına
açılım getirmiyor. Kadınları koruyan bir anlayış değil bu.
AKP, Radikal'in deyimiyle, "Devleti yatak odalarına sokarak"
tam olarak ne yapmak istiyor?
Evin içine girmeyi, iki insan arasındaki ilişkiye müdahale etmeyi,
kimseye faydası olmayan muhafazakâr gelenekleri siyasallaştırmayı
bu ülkede sadece AKP istemiyor ki... CHP de buna başta destek verdi.
Laikliği savunan bir partinin şer'i hükümleri çağrıştıran zina suçuna,
soyut bir eşitlik anlayışıyla destek olmasını da anlamak mümkün
değil. Anayasa'da, 'özel yaşamın korunması' diye iki madde var.
Anayasa'ya göre devlet özel yaşama müdahale edemeyeceğine göre,
TCK da sınırlarını bilmeli. Özel ilişkileri Medeni Kanun düzenler.
TCK ise cinsel istismarı ve cinsel saldırıyı düzenler. Zina, cinsel
istismar ya da saldırı değildir. Zina ikili özel ilişkidir. TCK'da
zinanın yeri yoktur. Türkiye bu konuyu sekiz yıl önce halletti ve
zinayı Medeni Kanun'da düzenledi, zinayı boşanma nedeni saydı. Ayrıca
şimdi zinanın TCK'ya tekrar sokulması, Türkiye'nin AB'den müzakere
tarihi almasında da engel olur.
Türkiye'de imam nikâhı özellikle Anadolu'da yaygın. İmam nikâhlılar
da genellikle AKP tabanını oluşturuyor. Yeni yasayla imam nikâhlılar
zina suçlusu olacak. AKP, kendi tabanına rağmen, imam nikâhını ortadan
kaldırmak için tersine takiye yapıyor olabilir mi?
Türkiye çelişkiler ülkesi. Eğer imam nikâhlıysanız zina yapıyorsunuz
demektir. Bütün imam nikâhlılar hapse girecek derseniz de, o zaman
Türkiye'nin her mahallesine bir zina hapishanesi açılması gerekir.
Çünkü sayısı milyonu aşan imam nikâhlı var. Devlet önce bu sorunu
çözsün. İmam nikâhı bu ülkede sadece kadınları değil çocukları da
mağdur ediyor. İmam nikâhı yüzünden nüfusa kayıtlı olmayan ve okula
gidemeyen çocuklar var.
Bu yasadan sonra imam nikâhlılar da zina suçu işlemiş olacak. O
zaman, zina suçuna iştiraktan nikâhı kıyan imamın da yargılanması
gerekmez mi?
Tabii. Destek vermiş oluyor çünkü. Bir madde getirip zinayı suç
kabul ettim demekle iş bitmiyor ki. Bu maddenin bir sürü sonucu
oluyor.
Zinanın suç olmasının kadınları koruyacağı söyleniyor. Kadınları
nasıl koruyacak?
Korumayacak ki. Eğer gerçekten kadını korumak istiyorsanız, onun
insani koşullarda yaşamasını sağlarsınız. Bu ülkede yoksulların
yüzde 70'ini kadınlar ve çocuklar oluşturuyor. Devlet zinayla uğraşacağına
kadınları iş sahibi yapmaya, onları eğitmeye çalışsın.
Peki zina suç olursa, polisler şikâyet üzerine ev baskınlarına
mı başlayacak?
Herhalde. Özel haneye resmi görevlilerin girip çıkacağı dönem başlayacak.
Bir de sözü edilmeyen Anadolu'daki yalnız kadınlar var. Yersiz
ihbarlarla bu kadınları toplumun hedefi haline getirmek de söz konusu
olmaz mı bu yasadan sonra?
Tabii. Bu bir cadı avı olabilir sonunda. Zinanın mağduru zaten kadınlardı.
Şimdi gene kadınlar zarar görecek.
Bir de çocuklar konusu var tabii. Annesi ya da babası zina suçundan
yakalanan bir çocuk bundan nasıl etkilenecek? Çevresi, arkadaşları
ona nasıl davranacak?
Toplumdan dışlanacak, yafta yiyecek çocuk. Çocuklar şiddet dolu
bir ortama maruz kalacak. Çünkü zinayı suç haline getirirseniz,
bunun şikâyet edilmesi eşler arasında fiziksel ve psikolojik bir
şiddet ilişkisi yaratır. Böyle bir travmadan geçen çocuk ise büyüdüğünde
sağlıklı bir aile hayatı kuramaz.
Geçmişte siz, aile ve kadın konusunda başbakan Mesut Yılmaz'a ve
aileden sorumlu bakan Işılay Saygın'a danışmanlık yaptınız. Eşlerden
birinin zina yaptığı, diğerinin onu topluma rezil edecek kadar düşmanca
davrandığı bir birlikteliği yasayla korumaya çalışmak ailenin kutsallığına
uygun mu?
Hiç değil. Zinada cinsel suç yok. İki kişinin rızasıyla kurulan
bir ilişki bu. Bu sadece boşanma nedenidir. Boşanmak yeterli bir
cezadır. Zinanın suç haline getirilmesi özel yaşama saldırıdır.
Peki bu toplumun bireyleri, kendi özel hayatlarını bile tek başlarına
halledemeyip, devletten çare bekleyecek kadar gelişmemiş mi gerçekten?
Tabii ki değil. Sizinle yedi yıl önce bekâret kontrolünün kaldırılması
için bir röportaj yapmıştık. Kızlarının hakkına sahip çıktığım için
Anadolu'dan babalar beni aradı ve kutladı. İnsanlar bu dayatmalara
karşı direniyor. Kadınlar, 'Ben kendi namusumu kendim korurum. Beni
öldürmeyin. Kimsenin benim namusumu korumasına ihtiyacım yok' diye
yıllardır bağırıyor. Ama bizi temsil edenler bu gerçeği duymuyor.
Bir yandan AB'ye girebilmek için müthiş reformlar yapan, bir yandan
da zina yasasıyla uğraşan AKP'nin berrak bir çizgisi var mı, yoksa
akılları karışık mı?
Şu anda berrak bir çizgisi yok. 'Siz gerçekten AB'ye girmek istiyor
musunuz' diye Başbakan'a soracağız. Türkiye, AB'yle müzakereye başlamak
için siyasi kriterleri yerine getirmek zorunda. Bu siyasi kriterlerden
biri de kadın-erkek eşitliği ve bu eşitliği düzenleyen TCK. Kadın-erkek
eşitliği, müzakereye başlamayı engeleyecek kadar ciddi, Kıbrıs kadar
önemli bir konu. Avrupa Komisyonu on gün önce bunu koşul
olarak Türkiye'ye gene bildirdi. 'Kadın hakları meselesi bu ülkede
hâlâ sorun' dedi. Zina suç olursa, bekâret kontrolüne izin verilirse,
namus cinayetlerine kapı böyle açık tutulursa, Ceza Kanunu bu haliyle
Meclis'ten geçerse, AB bize müzakere tarihi vermeyebilir...
Neşe Düzel - Selma Acuner ile söyleşi, Radikal
06.09.04
|