|
TCK Kadın Platformu sözcüsü Saruhan, AKP iktidarının zinayı suç
haline getirmesinin aileyi korumayacağını, aksine temelden bitireceğini
söyledi
Türk Ceza Kanunu (TCK) Kadın Platformu, TCK tasarısının altı maddesinin
değiştirilmesini, zinayla ilgili düzenlemeye de yer verilmemesini
istedi. Platform sözcüsü avukat Şenal Saruhan, zinanın suç sayılmasının
aileyi korumayacağını, tam aksine temelden yıkacağını belirtirken,
devletin 'sadakat bekçiliğine' soyunamayacağını söyledi.
Saruhan, TBMM Adalet Komisyonu'nda kabul edilen ve önümüzdeki hafta
TBMM Genel Kurulu'nda görüşülecek olan tasarının bireyi esas alan
ve bireyin hukukunu koruyan bir anlayışla hazırlandığını vurguladı.
Tasarının bu özelliğinin, evlilik içi tecavüz, işyerinde cinsel
taciz ve ensest ilişkilere getirilen cezalarda kendini gösterdiğini,
bu düzenlemelerde bireyin haklarının esas alındığını dile getiren
Saruhan, zina konusunda yapılmak istenen düzenlemenin tasarının
ruhuna aykırı olduğunu, çünkü aileyi korumak adına bireyin cezalandırılmasını
öngördüğünü ifade etti. Saruhan, "Bu demektir ki, devlet, insanların
birbirine sadakatinin bekçiliğini yapmaya soyunuyor" diye konuştu.
'Kadınlardan böyle talep gelemez'
Zinaya ceza talebinin Anadolu kadınından geldiğine ilişkin iddiaları
da değerlendiren Saruhan, meslek yaşamındaki deneyimlerinin bu iddiayı
doğrulamadığını söyledi. Saruhan, şöyle dedi: "Böyle bir talep
kadınlardan gelemez. Çünkü kocasını cezaevine gönderen kadın, aç
kalır. Kocasını cezaevine gönderdiği zaman kocası bir daha eve dönmemek
üzere gider. Siz evlilik kurumunu korumuyor, yıkıyorsunuz. Olayın
bir başka boyutu daha vardır. Cezaevinde en ağır suç zina suçudur.
Zina suçu işlediği için cezaevine giren kadın, diğerleri tarafından
dışlanır, tecrit edilir."
Altı temel itiraz
TCK Kadın Platformu'nun TCK tasarısındaki diğer itirazları da şöyle
sıralandı:
Töre değil, namus cinayeti: Tasarının kasten adam öldürme suçunu
düzenleyen 85. maddesinde 'töre' saikiyle işlenen suçlara ağırlaştırılmış
müebbet hapis öngörülüyor. Töre cinayetleri deyimi, namus adına
işlenen cinayetleri doğru olarak betimlememektedir. Töre cinayetleri
deyimi, ülkemizin yalnızca belirli bir bölgesiyle ilişkilendirilmekte
ve namus cinayetlerinin ülkenin bütün bölgelerinde işlenmekte olduğu
gerçeğini yok saymaktadır. Madde bu haliyle, töre adına değil, kişisel
namus anlayışı adına işlenen cinayetlere açık kapı bırakmaktadır.
Töre terimi, 'namus' terimiyle değiştirilmelidir.
Çocukların cinsel istismarı: 15 yaşına kadar olan çocuklara yönelik
düzenleme, 15-18 yaş arası çocuklara karşı cebir, tehdit, hile ile
veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen
cinsel davranışları da kapsayacak şekilde genişletilmeli.
Reşit olmayanla cinsel ilişki: Cebir, tehdit ve hile olmaksızın,
15 yaşını bitirmiş çocukla cinsel ilişkide bulunan kişinin, şikâyet
üzerine altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını
düzenleyen 107. madde tasarıdan çıkarılmalıdır.
Dünyanın hiçbir ülkesinde cinsel ilişkiye rıza yaşı 18'e kadar yükseltilmemiştir.
Ayrıca bu fiilde her iki taraf da çocuktur; kız ve erkek her iki
cinsin de Çocuk Hakları Sözleşmesi ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi
kapsamında eşit korunmaları gerekir.
Ayrımcılık: İnsanlar arasında ayrımcılığı düzenleyen 124. maddede
suç sayılan fiillerin tek tek belirtilmesi, alan daraltmaktadır.
Fiillerin tek tek sayılması yerine 'siyasal, sosyal ve ekonomik
haklardan yararlanma' şeklinde genel ifade konulmalı; ırk, dil,
din gibi unsurların yanı sıra 'cinsel yönelim' nedeniyle de ayrım
yapılamayacağı hükmü eklenmeli.
Müstehcenlik: Müstehcenliği düzenleyen 228. maddenin 1. ve 2. fıkraları
bu haliyle özel hukukla genel hukuku birbirine karıştırmış olmaktadır.
Televizyonda yayımlanan bir programı çocuğa izletmek bile suç olabilir.
Bekâret kontrolu: Bekâret kontrolünün hâkim ve savcı kararına bağlanmasını
düzenleyen 289. maddeye, bekâret kontrolü için mağdurun onayı şartı
da getirilmeli. Bulaşıcı hastalıklar dolayısıyla kamu sağlığını
korumak amacıyla yapılacak bekâret kontrolünde hâkim-savcı kararına
gerek olmadığına ilişkin hüküm de tasarıdan çıkarılmalı.
Ankara, Radikal
08.09.04
|