| |
Avrupa Komisyonu'nun 6 Ekim'de açıklayacağı Türkiye'yle müzakere
takvimine ilişkin İlerleme Raporu öncesinde Batılı medyanın 'akıl
dışı' diye yorumladığı TCK'daki 'zina' düzenlemesi, aylardır gözlenen
olumlu havayı gölgeliyor.
AKP yönetiminin kendi ayağına ateş açması için bundan daha kötü
bir zamanlama olamazdı.
Anayasa Mahkemesi kararıyla 'suç' olmaktan çıkarılmış zinayı TCK'ya
yeniden monte etme çabasıyla hem reform paketinin bütünü üzerindeki
tartışmalar önemini yitirdi hem de 2005'te başlayacak Türkiye -
AB üyelik sürecini engellemeye çalışan çevrelere koz verildi.
AB'nin Genişlemeden Sorumlu üyesi Günter Verheugen bile giderayak,
sorun alanları arasında 'zina'yı saydı.
Olmayan bir sorunu AB yolunda engel haline getirmeyi başaran AKP'den
bu kadar saçmalığı Erdoğan'ın en büyük yatırımı demokrasiye ve moderniteye
yaptığını düşünen 'Batılı dostları' da beklemiyordu. Financial Times'ın
başyazısı hayli uyarıcıydı:
'Zinayla ilgili yasa tasarısı kabul edilirse AKP'nin İslamcı köklerinden
duyulan şüpheler canlanacak ve Türkiye'nin üyelik taleplerine karşı
çıkanların ekmeğine yağ sürecektir. Aralıkta yapılacak AB zirvesinde
müzakere takvimine ilişkin öneriler karara bağlanacak. Bu çılgınca
fikir, böyle bir dönemde jeopolitik felaketler yaratabilir.'
Zinanın yol açtığı 'şeriat'çı çağrışıma, Ortadoğu'da yükselen 'kökten
dinci terör' dalgasını, 'Rusya'nın 11 Eylül'ü olarak nitelenen Osetya
trajedisinin Batı'da yol açtığı kaygıları da eklemek gerekiyor.
AB'de üyelikten yana ülkeler, demokrasiyle Ilımlı İslam'ı buluşturan
bir rol modeli olarak Türkiye'nin 'medeniyetler çatışmasını' önleyici
katkısından söz ederken zina tartışmasıyla yönünü tekrar Arap coğrafyasına
çevirmek tarihsel hata olur.
AKP hiç beklenmedik anlarda böyle yol kazaları yapıyor.
Muhafazakar tabanına mesaj vermek uğruna, raydan çıkabiliyor.
Ancak Türkiye'de son yıllarda 'aile birliği'ni sarsan olaylar ahlaki
olmaktan çok ekonomiktir! Yozlaşmanın temelinde sefalet var. Ekonomik
durgunluk, işsizlik, okullar başlarken çocukların eğitimi gibi temel
sorunlar dururken, acaba kaç ailenin sofrasında akşam 'zina' tartışması
yapılmaktadır.
Tayyip Erdoğan gibi, halkın nabzını tutma iddiasındaki bir lideri
böyle yapay bir gündem maddesine kim saplamış olabilir?
AKP hükümeti 2.5 yıldır en büyük yatırımı 'demokrasi'ye yaptı ve
artık son dönemece gelindi. AB ile üyelik müzakerelerine 2005'te
başlanması halinde toplumsal refah umutları ileriye taşınacak. Aksi
halde, 'bıçak sırtı'ndaki ekonominin yeniden krize girmesi dahil,
siyasal sürecin riskleri artacak.
Erdoğan'ın zina inadı, AB yolunda bindiği dalı kesmekle kalmıyor,
2007 Çankaya düşlerini de gölgeliyor.
Derya Sazak, Milliyet
10.09.04
|