|
Avrupa'da cinsel savrulma var. Serbest cinsel ilişki kabul edilemez
çerçevede. Almanya, Fransa'da evlilik dışı ilişki yayılmış. Evlilik
kalmamış Diyelim ki, Kuran 'çokeşlilik' gibi bir kapıyı açmadı.
Siz, dünyada bütün erkeklerin tek eşle yetineceğini mi düşünüyorsunuz?
Hiçbir imam nikâhlı zina yaptığını kabul etmez Türkiye'de. Doğru
olan budur. İmam nikâhı akdiyle evlilik zina değildir. Akitsiz ilişkiler
zinadır
AKP, pek de anlaşılamayan bir nedenden dolayı Türk Ceza Kanunu'na
zina maddesini eklemeye karar verince, konuşulmayan birçok soru
ve sorun günyüzüne çıktı. Modern hukukla şeriatın zina tarifi arasındaki
fark, imam nikâhlıların durumu, Avrupa Birliği'nin zinayı suç saymayan
ve kadın-erkek eşitliğini ön planda tutan anlayışıyla İslam'ın zinayı
yorumlayış biçimi ve kadın-erkek eşitliğini erkeğin çokeşliliğiyle
bozan yaklaşımı, AB'nin bireyin özgürlüğünü mümkün olduğunca genişletmeyi
amaçlayan görüşüyle, Türk hükümetinin, bireyi, toplumun ve devletin
denetiminde tutmayı hedefleyen yaklaşımı arasındaki çelişki... Bütün
bu çelişkiler, asıl sorunun sadece yeni TCK'ya eklenmek istenen
zina maddesi olmadığını, insanların yaşam biçimini Avrupa'dan çok
farklı yorumlayan bir başka anlayışın Türkiye'de kuvvetli bir biçimde
var olduğunu gösteriyor. Birey özgürlüğüne farklı bakan bu iki anlayışın
nasıl bir araya getirilebileceği, dindarların gerçekten Avrupa'yı
isteyip istemediği soruları da böylece gündeme geliyor. Dindar kesimin
en saygıdeğer kalemlerinden biri olan Yeni Şafak gazetesi başyazarı
Ahmet Taşgetiren'le AB ile aramızdaki bu çelişkileri ve sorunları
konuştuk.
AKP iktidarı Avrupa Birliği'ne üye olmamız için büyük çaba gösterdi.
Siz de bildiğim kadarıyla AB üyeliğini destekliyorsunuz. AB üyeliğinin
Türkiye için iyi olduğuna inanıyor musunuz?
Bu kaçınılmaz bir şey. Küresel dünyada bloklaşmalar kaçınılmaz hale
geliyor. Türkiye için en verimli bloklaşma AB içinde olmak gibi
gözüküyor.
Avrupa Birliği'ni oluşturan ülkelerin neredeyse ortak bir yaşamı
algılayış ve yaşama biçimi var. Avrupalıların yaşama biçimini onaylıyor
musunuz?
AB ülkelerinin ortak bir yaşam biçimi olduğu iddiası tartışılabilir.
Avrupa, Hıristiyanlık'tan ateizme, cinsel anlamda muhafazarkârlıktan
en serbest ilişkilere kadar uzanan ve kendi içinde de tartışmalar
yaşayan bir kültür yapısına sahip. Avrupa, zina konusunda bir bütün
olarak aynı çizgiyi mi paylaşıyor?
Zina, hiçbir AB ülkesinin ceza yasasında suç olmadığına göre, AB
ülkeleri bu konuda ortak bir anlayışı paylaşıyor. AB'nin temel değerlerini
kabul etmeden de AB'ye girmek mümkün değil. Verheugen, 'Zinayı suç
sayarsanız müzakere tarihi almanız zorlaşır' diye açıkça söyledi.
Sekiz yıl önce çözdüğümüz bir konuyu, hiç gündemde yokken bir sorun
haline getirip, Türkiye'nin AB üyeliğini tehlikeye atmakla, AKP
ne yapmaya çalışıyor?
Önce şunu söyleyeyim. AB ülkelerinde hukukta farklılık olmayabilir
ama, bütün Batı toplumları cinsel serbestliği onaylamıyor. İnsanların
yaşam tarzları farklılık gösteriyor. AK Parti'ye gelince... Olayın,
'Ya Avrupa, ya zina yasası' noktasına gideceğini sanmıyorum. Ak
Parti hükümetinin böyle bir düzenlemeyi neden gündeme getirdiğini
bilmiyorum, anlamış da değilim. Sürpriz oldu. Yazın milletvekilleri
Anadolu'ya çıkıyor, farklı toplum kesimleriyle temasta bulunuyor.
Sanırım şikâyetlerle karşılaştılar. Onun yansıması oldu bu.
AKP'li politikacılar Anadolu'ya gidip geldiler, Türkiye'nin temel
sorununun işsizlik değil de zina olduğunu mu gördüler? Dikkatlerini
sadece zina mı çekti?
Hangi süreçte bu noktaya geldiler doğrusu bilemiyorum.
Peki. Avrupalıların yaşam biçiminde hoşunuza gitmeyen neler var?
Avrupa'yı gezdim. Cinsel savrulma var. Aile konusunda çok ciddi
sorunlar yaşanıyor. Almanya'da, Fransa'da evlilik dışı ilişki yaygınlaşmış.
Evlilik kalmamış hatta. Önemli ölçüde evliliğin bittiği bir toplum
söz konusu orada. Nüfusu da azalıyor. Neden olarak da evlilik dışı
ilişkiler üzerinde duruluyor. Kadın-erkek özgürlüğünü ilke olarak
benimsememek mümkün değil, fakat cinsel savrulma, serbest cinsel
ilişki Türk toplumunun kabul etmeyeceği bir çerçeve arz ediyor Avrupa'da.
Avrupa'nın yaşama biçimiyle ilgili en belirgin itirazınız bu mu?
En çok bu alanda problem çıkacak.
Niye dindarlarımızın ilgisini, işkenceler, cinayetler, yolsuzluklar,
Susurluk çeteleri, cinsellik ya da kadın konuları kadar çekmiyor?
İsterseniz bunu soru olarak bırakalım. Kendimi bu eleştirinin içinde
mütalaa etmiyorum.
Kadınlarla erkeklerin eşit olduğuna inanıyor musunuz yoksa bizim
daha doğuştan biraz eksik yaratıldığımızı mı düşünüyorsunuz?
Hayır, eksik yaratıldığınızı düşünmüyorum. İnsan olarak hepimiz
eşitiz ve eşit yaratılmışız. Kadın ve erkek farklı cinslerdir ama
bu farklılıklar bir üstünlük gerekçesi değildir.
Dinimiz bir erkeğin dört kadınla evlenmesine cevaz veriyor. Din
açısından bunun hâlâ geçerli olduğunu düşünüyor musunuz?
Kuran'da böyle bir izin var. Ayet bulunduğu sürece izin geçerli
olacak. Kuran'a bir şey söyleme imkânım yok.
Altıncı yüzyıldaki kadın-erkek ayrımı, 21'inci yüzyılda da aynen
devam ettirilebilir mi?
Nasıl kadın-erkek ayrımı? Nasıl ayrıldığını düşünüyorsunuz?
Kadın-erkek ayrımı derken... Kadınlar ve erkekler için ayrı ayrı
mı ahlak istiyorsunuz? Yoksa, 'Kadın da birden fazla erkekle olamaz,
erkek de birden fazla kadınla olamaz' mı diyorsunuz?
İslam belli şartlarda erkeğin birden fazla kadınla evlenebileceğine
izin veriyor. Kadının birden fazla evlenme izni yok. Çocuğun nesebi
konusu kadına bağlı olduğundan, tarih boyunca kadının çok erkekle
evlenmesi gibi bir durum söz konusu değil zaten. Diyelim ki, Kuran
böyle bir kapıyı açmadı. Siz dünyada bütün erkeklerin tek eşle yetineceğini
mi düşünüyorsunuz?
AKP zinayı suç haline getirerek, erkeklerin tek eşle yetineceğini
mi düşünüyor peki?
AKP'nin hesabını benden sorarsanız, bu soruları getirirsiniz.
Siz zinanın suç olmasını onaylayan yazılar yazdınız, değil mi?
Ben onaylıyorum tabii. AK Parti diyelim ki, zinayı suç haline getirdi.
Ama devlet, geneleve izin vermiş, bundan vergi alıyor. Evli erkek
geneleve gidip kendi arzularını yerine getirirse zina olmuyor. Peki
ne zaman zina oluyor? Hadi, erkekleri birden fazla kadınla evli
olduğu için suçlayalım ama, ikinci, üçüncü, dördüncü eş olarak bir
ailenin içine girmiş bu kadar da kadın var. Türkiye'nin sosyal vakıası
bu.
AKP bu sosyal yarayı niye çözmüyor da, zinayla uğraşıyor sizce?
Doğru haklısınız. Bunun çözülmesi lazım. Ciddi sosyal projelere
ihtiyaç var. Anadolu'da imam nikâhı olmasa ve kadın erkeğin tek
eşi olsa da, kadının hayatı matah değil. Ayrıca Kuran genelde tekeşliliği
özendiriyor. Çokeşliliği çok istisnai hallere münhasır kılıyor.
Sadece izin olarak Kuran'da yer alıyor çokeşlilik. Emredici bir
hükum değil. İslam'ın getirdiği çokeşlilik kurallarının da kolay
hayata geçebileceğini düşünmüyorum. Nitekim genelde çokeşliliklerde
bana göre İslam'ın
onaylamadığı davranış tarzları ortaya çıkıyor. Mesela İslam çokevliliklerde
eşler arasında adaleti öngörüyor. Ve genelde bu gerçekleşmiyor.
Çoğunlukla eşlerden biri ciddi anlamda hem psikolojik hem ekonomik
mağduriyet yaşıyor. Çocuklar da travma yaşıyor. Bu çokeşli evlilikler
genelde İslam'dan izin alarak yapılıyor gözükse de...
Hukukumuza göre, bir erkeğin resmi nikâhlı eşinden başkasıyla ilişkide
bulunması 'zina'. Bu zina tanımına katılıyor musunuz?
Yasal yapı o. Zina, dini bir tanımdır. Bir akde bağlı olmadan kurulan
bütün cinsel ilişkilere 'zina' denir. Bütün dinlerin yaklaşımı budur.
Türkiye'de imam nikâhlı evlilikler var mı? Var. Atatürk'ten beri
bu böyle değil mi? Peki bu kadar süre içinde zina mı yaptı bunlar?
Türk toplumunun değerleri bunu böyle kabul etmiyor.
'İmam nikâhlı olunca zina değil' diyor.
Zina değil, diyor.
Peki hukukumuza göre zinanın suç olmasını desteklerken, aynı hukuka
göre imam nikâhlı eşlerin de zina yaptığını ve suç işlediğini kabul
edecek misiniz?
Bugünkü hukuk açısından sorun var tabii. AK Parti böyle bir çelişki
içinde doğrusu. Bunun içinden çıkabilmek için belki zinaya, ' isteğe
ve şikâyete bağlı suç' niteliğini vermeye çalışıyor. Ama imam nikâhlı
hiçbir erkek ve kadın zina yaptığını kabul etmez Türkiye'de. Doğru
olan da budur. İmam olsun, resmi olsun, nikâh akdi içindeki hiçbir
evlilik zina değildir bana göre. Herhangi bir akit olmaksızın yapılan
ilişkiler zinadır. Benim değer ölçülerim öyle. Ama ben, Türkiye
Cumhuriyeti böyle bir düzenleme yapsın demiyorum. Çünkü Türkiye
Cumhuriyeti'nin hiçbir yasasının referansı benim değer ölçülerim
değil.
Peki sizce bir erkeğin dört kadınla evlenmesi fikrini, kadının
onuruna aykırı bulan kadınlar dinden çıkmış mı olur?
Tabii ki böyle bir şey dinden çıkarmaz insanı. Bireysel olarak bunu
kabul etmeyebilirsiniz. Zaten bu konuda kadını zorlayan bir şey
yok. İkinci,
üçüncü evlilikleri kabul eden kadınları rencide etmek istemiyorum
ama, bu onların da arzularıyla olan bir şey. Belki bir kısmı başlık
parası gibi nedeniyle ailelerinin zorlamasıyla olmuştur ama, büyük
şehirlerde de var bu çok evlilik. İlginç olan, ikinci kadın birinci
kadını sollayıp ailenin içine giriyor. Kadın niye bunu kabul ediyor?
İyi bir Müslüman kadın olmak için erkeğin üstünlüğünü tartışmasız
kabul mü etmek gerekir?
İslam'da öyle bir şey yok. Belki feodal ilişkilerde bu zorlama var.
İslam'da hiçbir kadını, ailesi, şuna ikinci kadın olacaksın diye
zorlayamaz.
Bir başka konuya geçersek... Son tren kazasından sonra dindar kesimden
Ulaştırma Bakanı'nın istifasıyla ilgili büyük bir tepki yükselmedi.
Aynı hatayı Kemalist bir politikacı yapmış olsaydı aynı tepkiyi
mi gösterirdiniz? Yoksa tepkileriniz insanların inançlarına göre
değişiyor mu?
Haklısınız, zaman zaman ıskaladığmız durumlar olmuyor değil. Ama
İslami kesimin yazarları AK Parti'ye sonuna kadar açık çek verdiler
ve onun hiçbir hatasını görmüyorlar kanati doğru değil. En azından
kendi gazetemin köşe yazarları açısından bunun böyle olmadığı inancındayım.
Benim de AK Parti yönetimine karşı çok net eleştirilerim oluyor.
Mesela Van olayında Mustafa Bayram'ların Emniyet'te yakalanması,
sonra kaçırılması ve hükümetin buna bir süre sessiz kalmasını onaylamadım.
Hâlâ bir şey çıkmış değil o olaydan. Yeni Ceza Kanunu'yla eskiyi
aratacak hükümler geldiğini de yazdım. Cezaevlerinde ölüm orucuyla
korsakof hastalığına yakalanmış insanların yeniden cezaevine alınmasına
karşı da tavır koydum.
İslami terörle ilgili yazılarınızda Müslümanların mazlum olduğunu
vurguluyorsunuz. Bu mazlumiyetin sebebi kim?
Mazlumiyetle terörü birlikte ele almak lazım. Sırf teröre karşı
çıktığınızda, mazlumiyeti ıskalıyorsunuz.
Mazlumlar teröre başvurabilirler mi yani?
Hayır. Teröre hiçbir şekilde başvurulmamalı. Bütün sivil alanlar
kesinlikle savaş dışı tutulmalı ama, İslam ülkelerinin mazlumiyeti
de ortadan kaldırılmalı. Mesela Çeçenistan, Filistin, Keşmir, Doğu
Türkistan mazlum İslam yurtlarıdır. Mazlumiyetin sebebi de sömürgecilik.
Filistin İsrail'in, Çeçenistan Rusya'nın, Doğu Türkistan Çin'in,
Kerşmir Hindistan'ın sömürgesi halinde. Irak'ı da Amerika işgal
etti.
Saddam da kendi ülkesine sömürgeci gibi yaklaşıyordu. Kendi vatandaşı
olan Arapları ve Kürtleri katlediyordu. Iraklılar kendi yöneticileri
döneminde mazlum değil miydi?
İslam ülkelerinin yönetimleri konusu ayrıca ele alınması gereken
bir konu. Irak'ta Saddam, Türkiye'de de diyelim ki 12 Eylül yönetimi.
Irak o zaman da mazlumdu. Mazlumiyetin nedeni mutlaka sömürgecilik,
yabancı işgali değil ama yabancı işgali bir zulüm.
Zinayı, 'hayvanlık' olarak tarif eden çok yazı okudum dindar yazarlarımızın
sütunlarında. Çeçenlerin Osetya'da çocukları öldürmesi konusunda
kelimeleri bu kadar rahat kullanmıyorlarmış gibi geldi bana. Zinayı
hayvanca bulan insanlar, çocukların öldürülmesini nasıl değerlendiriyor?
Zinayı hayvanca bulma yorumları, Güneri Civaoğlu'nun yazısından
yola çıkılarak yapıldı. Çocukların öldürülmesi büyük vahşet. Çocukları
öldürmenin hiçbir nedeni yok bana göre.
Çocukları öldürmeyi, hangi nedenle olursa olsun ve kim yaparsa
yapsın hayvanca bir vahşet olarak görüyor musunuz?
Kesinlikle. Çocukların öldürülmesi hiçbir değer adına onaylanamaz.
Arap Müslümanlar İslami terörü çok sert bir biçimde kınadı. Türk
Müslümanlar aynı tepkiyi göstermedi. Neden Araplar kadar kararlı
biçimde teröre karşı çıkamıyor bizim dindarlarımız?
Tespitiniz çok doğru değil. Osetya'daki vahşete çok net tavır konuldu.
Ama şunu kaçırmamak gerek. ABD gibi Rusya da, Osetya'daki katliamdan
sonra yeni bir terörle mücadele konsepti geliştirdi. Bir ülkeyi
işgalin gerekçesi olarak kullanılıyor bu. Mesela İsrail Filistin'de
niye bu kadar vahşileşiyor? Terör var diyor. Terör nereden doğdu?
İsrail'in zulmünden doğdu.
Bu tür bir akıl yürütme, terörü mazur göstermenin yolunu açmıyor
mu?
Yolunu açıyor. Ben bunu anlıyorum ama, bu ikisinin dengesini iyi
kurmak lazım. Bütün kararlığınızla ve netliğinizle teröre karşı
çıkmak lazım. Ama...
Aması olabilir mi bu konunun?
Çeçenistan'da katliam var. Grozni yerle bir edildi. Bunu Rus ordusu
yaptı. Bunlar maalesef birbirini meşrulaştırıyor. Terörist dediğiniz
insanların da kafasındaki meşruiyet dengesi böyle işliyor. Türkiye'de
Osetya'daki teröre net olarak karşı çıkılıyor da, 'Çeçenistan'daki
mazlumiyet de arada kaybolmasın, Rusya'nın işgali meşrulaşmasın'
isteniyor. Rusya Çeçenistan'da 42 bin çocuğu katletmiş. 42 bin çocuğu
kim konuşuyor bugün? Amerika Felluce'yi bombalıyor, bebekler ölüyor.
Amerika, İsrail ve şimdi de Rusya antiterör kampanyasının baş aktörü
konumunda. Ben nasıl inanayım böyle bir antiterör kampanyasına?
Peki onların terörüne karşı çıktığınız kadar niye İslam adına terör
yapanlara sesinizi çıkarmıyorsunuz?
Hayır, ikisine birden karşı çıkmak gerekiyor. Buna karşı çıkılıyor
ama bu oradaki mazlumiyeti pekiştirmesin.
Neşe Düzel - Ahmet Taşgetiren ile söyleşi, Radikal
13.09.04
|