Dini nikáh da zina

 

Muhafazakar kesimde ‘dini nikáh’ dışında ‘birlikte yaşamak’ var. Bunların yasalar önünde birbirinden farkı yok. Eğer şikayet olursa dini nikahın da zina olarak nitelendirilmesi ve cezalandırılması son derece doğal.

KA-DER’in (Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği) Eczacıbaşı Topluluğu’nun sponsorluğunda düzenlediği ’Türkiye ve AB’de Kadınlar: Ortak Bir Arayışa Doğru’ konulu uluslar arası sempozyum, Türkiye’deki zina tartışmalarının gölgesinde dün, Boğaziçi Üniversitesi’nde başladı. KA-DER Başkanı Ayşe Bilge Dicleli ve Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı sempozyumun açış konuşmasını yaptı. Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Güldal Akşit, konuşmasından sonra gazetecilerin sorularını yanıtlarken, zina tartışmalarıyla 300’ün üzerinde önemli maddeyi içeren TCK’nın reform niteliğindeki içeriğine gölge düşürüldüğünü söyledi. Akşit şöyle dedi: ‘Bugün toplumun taleplerine baktığımızda, zina halen bir Türkiye’de ve dünyanın pek çok ülkesinde bir boşanma nedenidir. Yani zina, affedilebilir anlamda bir fiil değildir. Zinanın suç sayılması dünyanın sonu olarak algılanmamalıdır. Eğer bu fiil TCK’ya alınacaksa, kadın erkek arasında eşit uygulanmak ve şikayete bağlı olmak üzere yer almalıdır. Bu sadece Anayasal bir hak olarak görülmelidir. Ben bunun başka bir izahını göremiyorum. Neden bu kadar çok gürültü koparıldığını da açıkçası anlayamıyorum. Muhafazakar kesime gittiğiniz zaman bir ‘dini nikah’ var, muhafazakar kesimin dışına çıktığınızda da bir ‘birlikte yaşamak’ var. Bunların birbirinden hiçbir farkı da yok. Neden yok. Resmi anlamda, yasalar önünde yok. Öyle baktığınız zaman da, dini nikahlı kişinin de eğer resmi bir evliliği var da bir veya birden fazla eş almışsa, eğer şikayet olursa, bunun da zina olarak nitelendirilmesi ve cezalandırılması son derece doğal.’

İstanbul, Hürriyet
14.09.04