|
BİR önceki yazımızı, "Başbakan anketlere bakarak, çok güçlü
bir yeni oy potansiyeli kazanacağına ilk kez bu kadar inanıyor.
O nedenle bu kez ne olacağını görmek için son ana kadar beklemek
gerekecek" diye bitirmiştik.
'Son an'da bir şeyler oldu; TCK Tasarısı TBMM Adalet Komisyonu'na
çekildi.
Ancak ilginçtir, zinayı TCK'ya yerleştirme girişimi gibi, bu ani
çekme kararının nereden kaynaklandığı da belirsizlik içerisinde
kaldı.
"CMUK ve İstinaf Mahkemeleri ile birlikte çıkarılacak"
açıklaması başta olmak üzere AKP kaynaklı tüm gerekçeler inandırıcı
olamadı.
Geriye, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın irdelemeye çalışacağımız
şahsi ısrarı kalıyor.
MİLLETVEKİLİNİN DERDİ ZİNA DEĞİLDİ
Oylama süresince AKP kulislerini yakından gözlemeye çalışmış biri
olarak, bazılarının aksine, AKP miletvekillerinin zinanın suç sayılıp
sayılmaması ile çok da ilgilenmediklerini düşünüyoruz.
Milletvekillerinin de, cemaatlerin de duyarlılığı, imamlara siyaset
yasağı, yasa dışı eğitim, düşünce suçları ve türbanla ilgili maddeler
üzerindeydi.
Zina ile ilgili görülen maddelerin sessiz sedasız geçmesi, bu maddelerde
AKP'den ret oyu veren çıkmaması da bunun ilk göstergesi.
Oysa diğer maddeler, yumuşamalar yapılmasına rağmen, infial yarattı.
Örneğin; imamlara siyaset yasağı ile ilgili maddeye 'ret' oyu veren
AKP milletvekilleri kızgınlıklarını kuliste de yüksek sesle dile
getirdi.
"Bu maddenin kabulu, ihanettir, delalettir, millete hakarettir"
diyen Adıyaman Milletvekili, Refah ve Fazilet partilerinin kurucu
üyelerinden Mehmet Özyol, bu milletvekillerinden 'sadece' biriydi.
Zina ile ilgili maddeler geçtikten sonra ise böyle bir tepki görülmedi.
Çünkü, cemaatler de, milletvekilleri de TCK üzerindeki eleştirilerini
uzun süredir dillendirirken zina gündemlerinde olmamıştı.
ERDOĞAN ÇOK ALINDI
Zina konusunun gündeme aniden girdiğinin kanıtı da var.
Başbakan Erdoğan, iki hafta kadar önce, TCK'yı görüşmek üzere,
Adalet Bakanı Cemil Çiçek ve Adalet Komisyonu Başkanı Köksal Toptan'la
bir araya geldiğinde zina suçu ile ilgili tek bir kelime etmiyor.
Ancak, daha sonra konu Erdoğan'ın talebiyle gündeme geliyor.
Başbakan, Bakanlar Kurulu ve AKP yönetiminden gelen uyarılara rağmen,
keskin ifadelerle konuyu sahiplenmekte de sakınca görmüyor.
Başlangıçta destek verenler biraz kenarda kalmayı yeğleyince Erdoğan,
'zücaciye dükkanına giren fil' konumuna düşürülüyor.
Erdoğan buna rağmen, ısrarını AB'ye kafa tutacak düzeye çekip,
imzasını taşıyan, çoğu da iç iş sayılacak düzenlemeleri unutup Türklüğü
anımsıyor.
Peki; Erdoğan'ın, bu tavrının nedeni nedir?
İzlenimlerimize göre Başbakan'ın ilk nedeni, AB çevrelerinde ve
Türkiye'de oluşan güven kırıklığına rağmen, konunun AKP'ye oy getireceğine
olan inancı.
İkincisi ise kenara çekilen arkadaşlarının tutumu ve 9'uncu Cumhurbaşkanı
Süleyman Demirel'in, Hasan Cemal'e "Erdoğan karar verirken
de kararından dönerken de çok cesur" diye zekice; ama alay
da kokan değerlendirmesinin Başbakan üzerinde büyük bir duygusal
tepki yaratması.
Bakalım duygusal tepki Erdoğan'ı ve Türkiye'yi nereye götürecek?
Şükrü Küçükşahin, Hürriyet
20.09.04
|