|
TÜRKİYE’nin Avrupa Birliği’ne üye olmasını isteyen ve oran olarak
nüfusumuzun yüzde 73’ünü bulduğu bildirilen insanlar enayi...
Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) ile ‘üyelik’ görüşmelerine başlaması
için yırtınan bunca Türk dostu yabancı enayi...
‘Milli Görüş’ arızasıyla malul olanlar dışındaki tüm Türk siyasi
partileri enayi...
Bir tek Tayyip Erdoğan (ile ona akıl veren akıl hocaları) akıllı...
Türkiye’nin gerçeği bu ise hemen ilk uçurumdan kendimizi aşağı
atalım, bitsin gitsin.
Başbakan Tayyip Erdoğan’a göre, ‘AB ile münasebetlerimiz gayet
iyi gidiyor’muş. ‘Herhangi bir sıkıntı söz konusu değil’miş. Bu
görüşünü Sayın Başbakan, Malatya Belediyesi’ni ziyareti ardından
gazetecilere söylemiş (21 Eylül 2004 Milliyet).
İnsanın ‘Ya gerçeklerle bağını kopardı yahut da herkesle artık
alay etmeye başladı’ diyesi geliyor.
Sayın Başbakan galiba farkında değil. Daha doğrusu Günter Verheugen’in
gözlemi de böyle. Nitekim geçen hafta İstanbul’da bir yemekte Türk
gazetecilere Verheugen’in, ‘Sayın Başbakan’a zina konusundaki görüşlerimizi
bildirdim. Bunun cürüm olarak Ceza Yasası’na konulmasının Avrupa
Birliği’nde ne kadar büyük tepkiye yol açacağını anlattım; ama kendisine
bunu anlatabildiğimi sanmıyorum’ diye özetleyebildiğimiz sözler
söylediği basına yansıdı. Sonraki günlerde yaşananlar da AB Komisyonu’nun
bu konuda ne kadar kararlı olduğunu ortaya koydu.
Yetmedi... Verheugen hem kendi sözcüsü Jean-Christophe Filori aracılığıyla,
hem de Alman gazetelerine bizzat verdiği demeçlerle, ‘Türk Ceza
Yasası’nın, zinayı suç olarak kabul etmeksizin ve 6 Ekim’den önce
Meclis’ten geçmemesi halinde, komisyonun 17 Aralık’ta toplanacak
AB zirvesine sunacağı raporda, Türkiye ile görüşmelere başlanmasının
önerilmeyeceğini’ açıkça ifade ettiler.
Bizimki hálá ‘Görüşmelere başlamazlarsa biz de Ankara kriterleri
der, yolumuza devam ederiz’ havası çalıyor.
Türkiye Başbakanı’nın bu kadar gerçeklerden kopuk olup olmadığını
herhalde bizzat görmek istemiş olmalı ki, Belçika Başbakanı, Başbakan
Erdoğan’ı bu perşembe sabahı kendisiyle kahvaltı yapmaya davet etti.
Öyle sanıyoruz ki Erdoğan’a son bir dostluk yapacak ve ‘Bu fırsatı
bir daha zor yakalarsınız. O nedenle inat etme’ mesajını verecek.
Diyelim ki o böyle tavsiyede bulundu; ama bizim Başbakan, ‘Biz
Türk’üz. Burnumuzun doğrusuna gideriz’ anlamında bir yanıtla her
şeyi berbat etti.
Ve... 17 Aralık tarihli toplantıda ‘Türkiye ile müzakerelere başlamak
için henüz koşulların oluşmadığı’ kararı verildi.
Merak ediyoruz... AKP Lideri Tayyip Erdoğan, bunun yaratacağı tepkinin
kendi siyasi kaderini tayin edecek kadar şiddetli olacağını göremeyecek
kadar miyop mu?
Oktay Ekşi, Hürriyet
21.09.04
|