| |
Başbakan, 'Halka sorduk' dedi, ama nasıl bir araştırma yapıldığını
açıklamadı. 1999 tarihli bilimsel çalışma, halkın zinanın boşanma
sebebi sayılmasından yana olduğunu gösteriyor
Son günlerdeki zina tartışmalarında Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)
hükümetine yöneltilen eleştiriler arasında, zinaya hapis cesası
getiren önerinin gerekçesi hiç sorgulanmadı. Bilindiği gibi, Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan ve diğer hükümet yetkilileri demeçlerinde,
Türk Ceza Kanunu'nda (TCK) bu konuda yapılmak istenen değişikliği
'halkın talep ettiği' gerekçesine dayandırmışlardır.
AKP yetkililerinin bu talebi nasıl saptadıklarını ancak TCK tasarısı
geri çekildikten sonra öğrenebildik. 18 Eylül tarihli Radikal'deki
habere göre (sayfa 7), Başbakan Erdoğan bu konuda 'kamuoyu araştırmaları'
yaptırttıklarını belirtmiş. Bu araştırmaları kimlerin yaptığını,
kullanılan örneklemlerin bilimsel kriterlere göre Türkiye halkını
temsil niteliğine sahip olup olmadığını, ne gibi sorular sorulduğunu
ve verilen cevapların oranlarını bilmemiz tartışmaların sağlıklı
yürütülebilmesi açısından son derece önemli. Bu araştırmaları yapanların
ya da hükümetin, araştırmaların yöntemi ve sonuçları hakkında kamuoyunu
bilgilendirmeleri gerektiği kanısındayım.
3 bin 53 kişiye soruldu
Zina konusunda Türkiye halkının ne düşündüğü hakkında Şubat 1999'da
meslektaşım Ali Çarkoğlu ile birlikte yürüttüğümüz, Türkiye Ekonomik
ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) tarafından desteklenen çalışmamızda
da veriler mevcut. Bu çalışma, Türkiye halkının dini eğilimlerini
ve dinin siyaset ve toplumsal yaşamla bağlantılarını ölçmeye yönelikti.
Veriler, bilimsel araştırma teknikleri kullanılarak Türkiye'nin
her bölgesinde, belirli sayıda il, ilçe ve köylerde yürütülen ve
halkın tümünü temsil niteliğine sahip 3 bin 53 kişiyle yüz yüze
görüşmeler sonucunda elde edilmişti (metodoloji ve örneklem seçimi
için bakınız: Ali Çarkoğlu ve Binnaz Toprak, Türkiye'de Din, Toplum
ve Siyaset, TESEV Yayınları, 2000, s. 7-11).
Yukarıda belirtilen örnekleme dahil 18 yaş üstü kişilere sorulan
109 sorudan ikisi zina hakkındaydı. İlk soru zina yapan evli kadınlar,
ikincisi ise evli erkeklere ilişkindi.
Görüşülen tüm kişilerin 'zina' kelimesinin anlamını bilmeyebilecekleri
varsayılarak soru şu şekilde formüle edilmişti: "Sizce zina
yapan, yani evliyken başka birisiyle ilişki kuran bir kadına, hapis
cezası mı verilmeli, bu sadece bir boşanma sebebi mi sayılmalı ya
da başka bir ceza mı verilmeli?" Cevaplanacak şıklar ise şu
şekilde sıralanmıştı: (1) Hapis cezası verilmeli, (2) Boşanma sebebi
sayılmalı, (3) Başka bir ceza verilmeli, (4) Ceza verilmemeli, (5)
Diğer.
Aynı soru ve şıklar, zina yapan erkekler için de sorulmuştu. (Aşağıdaki
kutuda bu soruların cevapları yer alıyor.)
Verilen cevaplar daha sistematik sunulacak olursa, 1999 yılında
Türkiye halkının yüzde 53.2'si zina yapan bir kadına ve yüzde 51.2'si
zina yapan bir erkeğe ya hiç ceza verilmemesini ya da bunun sadece
boşanma sebebi sayılmasını destekliyordu. Farklı bir ifadeyle, 1999'da
Türkiye halkının mutlak çoğunluğu zinanın suç sayılmaması gerektiğini
düşünüyordu. Buna karşın, hapis, idam ya da recm gibi seçeneklerin
toplamını isteyenler zina yapan kadınlar için halkın yüzde 25.1'i,
erkekler içinse yüzde 26.5'i idi. Diğer bir deyişle, zinanın ağır
bir biçimde cezalandırılması gerektiğini düşünenler 1999'da halkın
sadece dörtte biri civarındaydı. Ancak, başka bir ceza verilmesini
savunanları da bu tabloya katarsak, zina yapan kişilerin bir şekilde
cezalandırılmaları gerektiğini düşünenlerin toplam oranı şöyle oluşuyor:
Kadınların zina yapmaları durumunda halkın yüzde 40.7'si, erkeklerin
zina yapması durumunda ise yüzde 42.5'i.
Her ne kadar söz konusu araştırmamızda bu 'başka cezanın' ne olabileceği
sorulmamışsa da, örneğin son günlerin tartışmalarında gündeme gelen
ve zina yaptığı ispatlanan tarafa ek mali tazminat yükümlülüğü getiren
öneriler bunlar arasında olabilir.
'Değişim'de AB faktörü
Hiç kuşkusuz, Şubat 1999 verilerinden hareketle bu konuda bugün
için genellemeler yapmak güçtür. Aradan geçen neredeyse altı yıl
içinde eğilimler değişmiş olabilir. Ancak, 1999 yılına kıyasla Türkiye
bugün daha demokratik bir siyasal sisteme sahiptir. Bu ise halkın
görüşlerinin daha muhafazakâr tutumlar yerine bilakis daha liberalleşmiş
olabileceğini düşündürebilir. En azından, bu tablonun tersine değişmiş
olması şaşırtıcı olurdu.
Üstelik zina konusu günümüzde Avrupa Birliği'nden almayı umduğumuz
tarihle ilişkilendirildiğinden ve halkın ezici çoğunluğu AB'ye dahil
olmamızı istediğinden, aynı sorular bugün sorulacak olsa zinanın
sadece boşanma sebebi sayılmasını düşünenlerin oranında artış olabileceği
tahmin edilebilir. Bir kez daha tekrarlamakta yarar var: Hükümet
yetkilileri, zinanın hapisle cezalandırılmasını savunurlarken başvurdukları
'halkın isteği' yargısının hangi araştırmalara dayandığını, bu araştırmaların
yöntem ve sonuçlarını kamuoyuna açıklarlarsa bu konuda daha sağlıklı
tartışmalar yapılabilir.
Prof. Dr. Binnaz Toprak: Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve
Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi
Radikal
21.09.04
|