|
EN önce, asla ayrıntı addedilmemesi gereken bir noktadan başlayacağım.
Başbakan Erdoğan ‘zina meselesi’ni medyanın ‘şişirdiğini’ ve AB’nin
de bundan dolayı işin peşine düştüğünü söylemekle, o medyaya çok
büyük haksızlık etti.
Hayır, mesleki dalımın sütten çıkmış ak kaşık olduğunu öne sürmüyorum.
Ancak, ‘Atatürk’ü anlayan tek şef: Hitler’ manşetleriyle zaten
ne malın gözü olduğunu çoktan ispatlamış olan ve cürmü kadar yer
yakan ‘Zuhuriyet’ fasilesinden birkaç marjinal ve arkaik varakpareyi
fasulyeden sayarsak, ‘zina meselesi’nde Türk basınının ezici çoğunluğu
çok olgun ve bilhassa da, sivil ve demokratik tavır sergiledi.
Ertuğrul Özkök’ün, Başbakan’ın haksız eleştirisine cevaben kaleme
aldığı yazı ‘a’dan ‘z’ye kadar doğrudur ve bu kez, medyamızın alnı
gerçekten açıktır.
* * *
ÖTE yandan, ‘AB iç işlerimize karışamaz’ gibi buram buram popülizm
kokan bir söz, iktidara geldiği günden beri esas olarak rasyonel
ve dobra konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ne tarzına, ne
de fikriyatına yakıştı.
Çocuk olmayalım, AB tabii ki iç işlerimize karışır, karışacaktır
ve karışmalıdır!
Çünkü, Topluluk her üye veya aday devletin iç işlerine karışmakla
yükümlüdür.
Zaten onun misyon budur. Bizatihi varlık nedeni, ‘sebeb-i hikmeti’
bundadır.
Zorla değil, iradi bir şekilde istediğiniz ‘Birlik’ Almanya, Fransa
yahut Portekiz‘i ‘cezai müeyyide’yle tehdit eder ve onların kamu
borçlanmasını şırak diye keser.
Kural böyle, Leh marketlere dizilen salam paketlerini yasaklamaktan,
İtalyan havayollarına akıtılan sübvansiyonları durdurmaya, tüm ‘iç
işlerine’ burnunu sokar.
* * *
ÜSTELİK, ‘Kopenhag Kriterleri’ denilen ve şükür ki, AKP iktidarının
dürüst ve sebatkár kararlılığı sayesinde pek çoğunu yerine getirebildiğimiz
‘etik değerler manzumesi’ özünde hemen tümüyle bir ‘iç işleri yönetmeliği’
değil midir?
Ayrıca, demokrasi düşmanı ‘ulusalcı’ koro şimdi aniden Başbakan’a
‘yaşşa varol, aklı başına geldi’ tezahüratı yapıyorsa, demek ki
gelişme çok vahimdir.
Ama ben yine de inanmak istiyorum ki, yarından itibaren Brüksel’de
hayati temaslar gerçekleştirecek olan AKP önderi, siyasette bazen
‘dozu kaçıveren’ fevri çıkışını telafi edecek cesaretli olgunluğa
ve gerçek devlet adamı gradosuna sahiptir.
* * *
EVET evet, dün de belirtiğim gibi, böylesine telafi hálá mümkündür!
Velev ki, dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı misali zuhur
eden ‘zina meselesi’ İlter Türkmen Ustanın bilge vurgulamasıyla,
‘Avrupa değerlerine uyum sorununa bir de inandırıcılık sorunu eklemiş
olsun’, kapı yine de hála açıktır.
Komisyon sözcüsünün önceki günkü açıklamasını satır aralarından
okuyalım.
Kabul ortada ‘ultimatomvari’ bir şey var ama aynı zamanda, Frenk
deyimiyle ‘şaraba su katmak’ denilen türden, gerilimi hafifletici
bir ‘çıkış yolu işareti’ de var.
Açıkçası, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan TCK’nın ‘zina’sız yasallaşağı
angajmanına girdiği takdirde, metinde koşula atıfta bulunan bir
‘şerh’in yer alması kaydıyla, 6 Ekim’de yayınlanacak ‘Türkiye Raporu’
yine ‘evet’ diyebilir!
Hatta, ‘mucize’ eseri TBMM bunu o tarihten önce geçirirse, Brüksel’in
bir son an değişikliğiyle yukarıdaki ‘şerh’i dahi kaldırması ihtimal
dahilindedir.
Bu da ancak, dop doğru rotasını pusuladaki ani mıknatıs hatasıyla
değiştiren Başbakan’ın, ülkemizi engine götürecek o aynı rotaya
dönmesiyle gerçekleşebilir.
Böylesine olumlu bir gelişme ise sorumlu ve demokratik Türkiye
medyasında ‘çark etme’ falan değil, serdümenin pusuladaki arızayı
onarması olarak müjdelenir.
Hadi Uluengin, Hürriyet
22.09.04
|