| |
Başbakan, Brüksel'e Avrupa'yla restleşme havasıyla gitmiyor. Tersine,
yakın çevresine göre, amacı, AB'yle bozulan kimyayı yeniden tutturmak.
Bugün işler dünden daha umutlu gözüküyor. Dün görüştüğüm önemli
bir yabancı yetkili "Korkuyorum, felakete gidiyoruz" diyordu.
Türkiye'de aralık sonrası ekonomik kriz çıkarsa nasıl bir "B
Planı" olabileceğinden söz ediyordu. Bugünse Türkiye'nin kaderiyle
yakından ilgilenen bir başka yabancı elçi "Çözüm daha belirginleşti,
daha mümkün" diyor. "Dünden bugüne ne değişti?" derseniz
cevap hem Brüksel hem de Ankara'daki "ruh hali." Uçurumun
dibine gelip aşağa şöyle bir bakınca, kimse atlamaya çok hevesli
değil. En önemlisi Başbakan Tayyip Erdoğan, yarınki günkü Brüksel
randevusuna "Avrupa'yla restleşme" havasıyla gitmiyor.
Tam tersine, yakın çevresine göre, "bugün itibariyle"
Erdoğan'ın Brüksel ziyaretindeki amaç, Avrupa Birliği'yle son haftalarda
bozulan kimyayı yeniden tutturmak. "Niyet" önemli.
VERHEUGEN'A SİTEM
Kuşkusuz Brüksel randevusunda Erdoğan önce zina konusundaki tavrını
anlatmaya çalışacak. Muhtemelen Türk örf ve adetlerinden, zina yasağına
kamuoyu desteğinden bahsedecek. Belki de son dönemde çok içerlediği
(ve krizin mesullerinden kabul ettiği) medyadan şikayetçi olacak;
Verheugen'a "Madem sizin için bu kadar önemliydi, neden Ankara'da
bana daha açık konuşmadınız?" diye sitem edecek. Ama yakın
çevresine göre Başbakan kavga etmeye değil Avrupalıları dinlemeye
gidiyor. Geçmişte Kıbrıs'tan ABD'yle ilişkilere kadar bir çok konuda
pragmatik davrandı. Bu kez neden olmasın? Yarınki randevuda asıl
belirleyici olacak AB'nin pozisyonu. Avrupalılar da son 24 saatte
durumu yatıştırmaya çalışıyor. Brüksel'in niyeti "zina"
değil "TCK" üzerine yoğunlaşmak, İlerleme Raporu'na kadar
TCK'nın çıkması için bastırmak. Bu da garip bir şekilde Ankara'nın
işine geliyor. Azınlık vakıfları, din özgürlüğü ve "sistematik
işkence" gibi başağrısı yaratması beklenen konular bir anda
gündemden düştü. TCK "tek kriter." Nasreddin Hoca fıkrası
gibi. Bundan iyisi can sağlığı!
KABİNE DEĞİŞİKLİĞİNE ZEMİN
Bir diğer gelişme, son krizin olası bir kabine değişikliği için
de zemin sağlamış olması. Bakanlardan bir bölümü, "zina"
konusunda faturanın ne kadar ağır olabileceği konusunda Başbakan'a
net davranmadı. Tayyip Erdoğan bunu bir yere not etti mi? Herhalde.
Bu aşamada, Avrupa'nın ses tonuna bağlı olarak Başbakan Erdoğan'ın
iki alternatiften birini seçmesi bekleniyor. İlk niyeti Avrupalılara
"Ben TCK'yı Aralık'a kadar çıkaracağımı sözel olarak taahüt
ediyorum" demek olabilir. Bugün gelinen noktada Verheugen tatmin
olsa da 6 Aralık'taki İlerleme Raporu'nu yazacak Komisyon'u ikna
etmesi zor. İkinci ve daha olası alternatif ise, 1 Ekim'de Meclis
açılınca "zinalı ya da zinasız" TCK'yı geçirmek. Peki
Avrupalılar zinanın TCK'da olmaması konusunda diretecek mi? Yarın
belli olacak. Brüksel de bu konuda gel-git yaşıyor. Dün konuştuğum
üst düzey bir AB yetkilisi, "Verheugen zinayı mesele etmeyebilir.
Ama tasarının zinayla çıkması Komisyon'daki dengeleri Türkiye aleyhine
değiştiriyor. 6 Ekim'de Verheugen'in istediği "olumlu tavsiye"
çıkmayabilir" dedi. Bugün gelinen noktada Başbakan'ın "kriz
yönetimi" ne soyunmuş olması önemli. Bundan sonrası hünere
bağlı.
Aslı Aydıntaşbaş, Sabah
22.09.04
|