|
AKP'li Dışişleri Komisyon Başkanı Mehmet Dülger, sesini, HAFTALIK'ın
yarın piyasaya çıkacak son sayısında yükseltti. İşte Emel Lakşe'ye
konuşan Dülger'in gündeme bomba gibi düşecek açıklamalarından satırbaşları:
* AKP içinde grupların çatışmasıyla ilgili olarak perde arkasında
neler olduğunu bilmiyorum. Bilmem lazım gelir ama bilmiyorum. Anlaşılıyor
ki AKP bünyesinde de tam bir mutabakat yok. Diyorlar ki, "Bu
talep toplumdan geliyor, referandum yapalım..." Peki bir referandum
daha yapalım, Apo'yu asalım mı diye, bakın ne çıkacak. Ne çıkacağını
biliyoruz ama ona göre kanun düzenlemiyoruz.
Ya adam ateistse
* Zinaya gelince... Bu kadın ve erkek arasında bir hadisedir. Evlilik
bir sözleşmedir, boşanma da bu sözleşmenin bozulması. "Biz
bunu cezalandıralım da millet korksun, biz de aile birliğini koruyalım"
diye bir şey söz konusu bile olamaz. Efendim "dinimiz yasaklıyor"...
Yahudilik de yasaklıyor. Bütün dinler bunu yasaklar. Ama bu o kadar
ferdi bir şeydir ki, adam size "Benim inancımda böyle bir şey
yok" derse ne olacak? Ya adam ateistse... Dolayısıyla bu çeşit
şeylerin ceza kanununda yer alması hususu doğru değil.
* Antalya'ya teşkilat toplantısına gittik, dediler ki "Sen
niye tren kazasıyla ilgili soru önergesinde çekimser oy verdin?"
Ben giderken sayın bakanımızın ve parti sözcümüzün konuşma zabıtlarını
da aldım yanıma. Dedim ki, "İşi biliyorsunuz 38 tane cana mal
oldu. Bu iş konuşulduğu zaman işte bizim sözcümüzün söylediği, bakanımızın
söylediği..." Bakan da, "Araştırma neticesi çıkınca gereğini
yapacağım" dedi. Buna inanmak zorundayız. Yapıp yapmayacağını
göreceğiz.
Bu tür bir iş Avrupa'da olsa, ilk iş genel müdürün istifasıdır.
Madem kendi etmiyor, kardeşim olsa alırım görevden, hiçbir yakınlık
söz konusu olamaz. Efendim belediye otobüsü kaza yapınca belediye
başkanları istifa mı ediyormuş... İşte AKP'nin sorunu bu kafalar
ve bu zihniyet. AKP, büyükşehir belediyesi seviyesinden Türkiye
seviyesine çıkamadı.
El kaldır, tamam
* AKP grubu Recep Tayyip Erdoğan'ı çok şaşırtacak şekilde, grup
idare kurulunu kazıyıp, yeni adamlar seçecek. Hem de ona rağmen...
Çünkü geçen iki yıl içinde partinin grupla, grup idaresinin grupla
münasebetleri fevkalâde kötü ve yetersiz. Son örnek ceza kanunu...
Tuğla gibi bir kitap, o kadar dar vakitte elimize ulaştırıldı ki
insanın bunu genel kurul görüşmesine kadar bırakın anlamayı, okuması
imkansız. Bu durumda ben ne diyeceğim orada? El kaldır, kaldırıyoruz.
Hadım milletvekili!
* Millet Meclisi Başkanlığı aslında biraz yetkisiz bırakılmaktır.
Meclis başkanı bence hadım milletvekilidir. Çünkü iki şey için seçiliyorsunuz:
Konuşmak ve oy vermek. Başkan olunca ikisini de yapamazsınız.
Vatan
22.09.04
|