| |
Cumhuriyet'i kuralı 80 küsur yıl oldu, ama 'Biz kimiz?' sorusu
en yakıcı konularımızdan biri olmaya devam ediyor. Başbakanlık İnsan
Hakları Danışma Kurulu'na bağlı bir komisyonun hazırladığı 'Azınlık
Hakları Raporu'nun açıklanması bu tartışmayı körükledi. Külün altından
uzun yıllardır tartıştığımız sorunlar çıktı.
Raporu hazırlayan komisyonun başkanı Baskın Oran'ın konulara gıllıgışsız
bir biçimde dobra dobra yaklaşmasını, gerçekleri pat diye söylemesini
beğenirim. Bu raporda da o türden saptama ve fikirler var. Ne var
ki, bu ülkede yaşayan insanların üst-kimliğinin 'Türk' değil, 'Türkiyeli'
olması konusundaki önerisine katılamıyorum. Ben 'Türk' kelimesinin
bir üst-kimlik olarak muhafaza edilmesinin daha gerçekçi olduğu
kanısındayım.
'Türk' kelimesi tek anlamı olan bir kelime değil. Bir taraftan,
Asya kökenli bazı kavimlere ilişkin bir etnik köken tanımlaması
olarak kullanılıyor, ama öte yandan, belki çok daha yaygın olarak,
Türkiye'de yaşayan insanlara ilişkin bir genel tanımlama oluyor.
Bu ikinci tanımlamaya göre, (ki, Atatürk de bunu tercih etmişti)
Türkiye topraklarında yaşayan ve bu ülkeyi kendi yurdu sayan herkes,
etnik kökeni ne olursa olsun, Türk'tür. Tıpkı Amerika'da yaşayan
herkesin etnik kökeni ne olursa olsun Amerikalı olması gibi. Malum,
buna 'üst-kimlik' diyorlar.
(Aslında Türk kelimesinin Batı dillerinde bir anlamı daha var: Balkanlar'da
ve Ortadoğu'da yaşayan Müslüman halklar. Sırplar kısa bir zaman
önce Islav kökenli Müslüman Boşnaklara karşı soykırım uygularken,
onları 'Türk' oldukları için öldürdüklerini söylüyorlardı. 19. yüzyılda
Batılılar 'korkunç Türk'ten' söz ederken bir etnik kimlikten değil,
dinin ön plana geçtiği bir üst-kimlikten söz ediyorlardı)
Baskın Oran'ın da sözünü ettiği gibi, Türk kelimesinin hem etnik
bir alt-kimliği hem de bir üst-kimliği ifade etmek için kullanılması
karışıklık yaratıyor. Bu doğru. Ancak Türk kelimesinin yerine Türkiyeli
kelimesinin konulması sorunu çözüyor mu? Bence hayır.
Şundan çözmüyor. 'Türkiyeli' demek, 'Türk'ün ülkesinden olan' demek.
Yani etnik gönderme ortadan kalkmak bir yana, daha bile güçlenmiş
oluyor.
Ayrıca, 'Türkiyeli' kelimesinden hoşlanmayan, ama etnik kökeni 'Türk'
olmayanlar da var.
Bir Kürt milliyetçisi şöyle yazıyor:
"'Türkiyeli' sözcüğüne müthiş gıcık oluyorum, çünkü daha çok
Kürt etnisitesine sahip olanlara Kürt dememek için uydurulmuş, ince
bir ırkçılığı içinde barındıran bir sözcük olduğuna inanıyorum."
Buyrun bakalım!
Ben, elimde istatistikler yok, ama günümüz Türkiyesi'nde 'Türk'
kelimesinin alt-kimlikten ziyade üst-kimliği ifade etmek için kullanıldığına
inanıyorum. Etnik anlamda bir damla Türk kanı taşımayan Pomak-Boşnak
kırması (ve bununla iftihar eden) dostum kendisini 'Türk' olarak
tanıtıyor... Örnekleri o kadar çok ki!
Belki de yapılması gereken şey Türk kelimesinin etnik, alt-kimliksel
referansını geriye atıp, üst-kimlik işlevini güçlendirmek olmalı.
Bu durumun, etnik anlamda Türk kökenlilerde bir alt-kimlik bunalımı
yaratacağını sanmıyorum.
Öyle ya, 'Türk' olduğunu söyleyen yurttaşlarımıza 'Eee, daha daha
nerelisiniz?' diye sorarak alt-kimlik araştırmasına girdiğimizde,
onların 'Kürdüm' ya da 'Bizimkiler Kafkasya'dan gelmiş, Gürcüyüz'
ya da 'Arnavutuz' demeleri gibi 'Dedelerim Kırım'dan gelmiş, yani
Tatar' ya da 'Bizimkiler Türkmenmiş' ya da 'Bulgaristan Türklerindeniz'
ya da 'Azeriyiz' ya da 'Ahıska Türklerindeniz' demeleri mümkün değil
mi?
Haluk Şahin, Radikal
22.10.04
|