| |
SEÇİMLERİ öne alma yani 3 Kasım tarihinde sandık başına gitme
kararı biliyorsunuz 411 milletvekilinin oylarıyla alındı.
Ama şimdi ‘‘seçimlerin ertelenmesi’’ lafı konuşuluyor.
Çünkü birçok milletvekilinin içine ‘‘gidip de bir daha geri gelmeme’’
korkusu düştü.
Seçim kararı alınırken, parti genel başkanı fark ederse aday göstermez
korkusu içindeydiler. Ama o artık geride kaldı. Biliyorlar ki kaderleri
Genel Başkan'ın iki dudağının arasında...
O yüzden ‘‘Ne yapsak da şu 3 Kasım'ı iptal ettirsek?’’ sorusuna
yanıt arıyorlar.
Aynı şeyi anımsayacaksınız 1987 milletvekili genel seçimlerinde
yaşadık. O tarihte TBMM Başkanı olan Sayın Necmettin Karaduman,
TBMM'nin seçimlerin ertelenmesini görüşmek üzere olağanüstü toplantıya
çağrılmasına ilişkin yeter sayıda imza ile kendisine getirilen başvuruyu
işleme bile koymadı.
Daha sonra yapılan 1991; 1995 ve 1999 seçimlerinde de buna benzer
teşebbüslerde bulunuldu. Ama hiçbiri sonuç vermedi.
Şimdi tekrar konuşulan ‘‘seçimleri erteleme’’ fikri işte bu maskaralığın
tekrarından ibaret.
Aslında bu milletvekillerini karşınıza oturtup soracaksınız:
‘‘Şimdi seçimlerin ertelenmesi için uğraşacağınıza, geride kalan
üç-üç buçuk yıl boyu parti içi demokrasiyi destekleseydiniz... Böylece
kaderinizi Genel Başkan'ın keyfine teslim etmekten kurtulsaydınız,
daha iyi olmaz mıydı?’’
Onları bırakıp partilerin liderlerine sormak gerekmez mi?
‘‘Son dört seçimde de küskün milletvekillerinin seçimleri erteletmeye
kalktığına tanık oldunuz.
Söyler misiniz Anayasa değişiklikleri ele alınırken, bu tür küskünler
hareketine engel olacak bir hüküm koymayı neden düşünmediniz?
Erken seçim kararını alma hakkını -halen mevcut mekanizmaları koruyarak-
Başbakan'ın önerisi üzerine Cumhurbaşkanı'na bırakan düzenlemeyi
neden yapmadınız?’’
Bu dediklerimiz gerçekleşseydi seçim kararı üzerine, milletvekilleri
‘‘seçimi erteletme’’ gibi beyhude bir umudun ardında vakit tüketeceklerine
her ‘‘aday adayı’’ gibi kendi seçim çevrelerine gidecekler, girecekleri
önseçimde boylarının ölçüsünü alacaklar ve sonuca katlanacaklardı.
Keza erken seçim kararı alma yetkisi Başbakan'ın -daha doğrusu hükümetin-
önerisi üzerine Cumhurbaşkanı'na bırakılsaydı ne Devlet Bahçeli
durup dururken bir 3 Kasım tarihi ortaya atacaktı ne de TBMM'de
gereksiz bir ‘‘erken seçim’’ havası doğacak... Ve Türkiye bu noktaya
gelecekti.
Biz yine de seçimlerin ertelenemeyeceğine ve ertelenmemesi gerektiğine
inanıyoruz ama... Durup dururken vakit kaybetmek niye?
Oktay Ekşi, Hürriyet; 20.08.2002
|