Ayar meselesi...

 

ÇETİN Altan genç bir milletvekili iken kendisinin kürsüden konuşmasını engellemek isteyen Meclis başkan vekilinin kabalığını ‘Bir marangoz hatası’ ile açıklamıştı.

Maksadı ‘sizi yeterince yontmadan buraya göndermişler’ demekti.

Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu’nun yaptığı basın toplantısını basıp elindeki rapor metnini yırtan Kamu-Sen Sendikası’nın, ülkücü olduğu bilinen Genel Sekreteri Fahrettin Yokuş’un tavrı bize Altan’ın sözlerini anımsattı.

Galiba bu zatı da, olgunlaşmasını beklemeden o göreve getirmişler.

Nitekim bu zat dün de bir basın toplantısı yaparak o çirkin hareketini tekrar savunmuş. Hatta demokratik bir hakkını kullandığını ileri sürmüş. Hızını alamamış, ‘Bu ihanet belgesini değil bir defa, bin defa, on bin defa, yüz bin defa karşımıza çıksa yine yırtar atarız’ demiş.

Nereden başlayacaksınız?

‘Demokrasi’nin asıl düşmanının kaba kuvvet ve tahammülsüzlük olduğundan mı?

Yanlışında ısrar edişinin sadece kendisini değil, kendisi ile aynı siyasi çizgiyi paylaştığı bilinen binlerce ülkücüyü de en az kendisi kadar çirkin göstermesinin ona da ülküdaşlarına da hiç yarar sağlamayacağından mı?

Demokrasi kavramını eğer ‘toplantı basma hakkı’ diye anlıyorsa, medeni aleme uyabilmesi için daha kırk fırın ekmek yemesi gerektiğinden mi?

Neyse... Bu zata bu kadar yer ayırmak bile israftır.

Aslında Kaboğlu’nun resmen açıkladığı raporu biz de çok eleştirdik. Bu arada belirtelim:

Kaboğlu’nun rapor bağlamındaki yerini ve tavrını da anlayamıyoruz. Örneğin raporun ‘kaleme alınması’ için üyelerden Prof. Dr. Baskın Oran’a bırakıldığını söylüyor.

Önce müsveddeyi onaylayıp sonra ‘Sen kaleme al’ diyen her kim ise o, daha sonra sorumluluktan kaçınamaz. Örneğin raporda ‘Türk’ kavramını atıp ‘Türkiyeli’ kavramını koyma öneriliyorsa -ki durum aynen böyledir- Kaboğlu ‘O terim bize değil Baskın Oran’a ait’ diyemez.

Efendim ‘devletin dili olmaz’mış, ‘devletin resmi dili’ olurmuş.

Doğru...

Doğru ama... Bunu diyenler 1982 Anayasası’nın ne kadar Türkçe fukarası bir Anayasa olduğunu yeni mi fark ediyorlar?

Aynı amacı öngören ama birbirinden farklı şekilde kaleme alınmış hükümleriyle, akıl almaz ifade bozukluklarıyla bu Anayasa zaten bir edebiyat şaheseri(!) değil midir?

Merak eden sadece 81’inci maddedeki milletvekili yeminini okusa yeter. O nedenle mal bulmuş Mağribi gibi, üstelik Anayasa’nın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen maddesine takarsanız, ‘O raporu hazırlayanlar Ay’da mı yaşıyor?’ diye sorulmasına sebep olursunuz.

Hoş, Kaboğlu bu konularda pek de Oran’dan farklı düşünüyormuş gibi görünmüyor.

O zaman da birileri bakıyorsunuz tepkinin ayarını kaçırıveriyor.

Oktay Ekşi, Hürriyet
03.11.04