|
'Azınlık raporu' tepki ile karşılanan Prof. Dr. Baskın Oran, raporda
bilimsel doğruları kaleme aldığını belirterek, "Ben bilim adamıyım.
Yazmam gerektiğini düşündüğüm herşeyi yazarım" dedi.
Üzerinde yoğun tartışmalar yaşanan ve Başbakanlık koridorlarında
yırtılıp atılan Azınlık Raporu'nun yazarı Prof. Dr. Baskın Oran,
Yeni Şafak'a çarpıcı açıklamalarda bulundu. Rapora son şekli kendisinin
verdiğini belirten Oran, cumhuriyeti tartışmaya açmak gibi bir niyeti
olmadığını söyledi.
Oran, raporda bilimsel doğruları kaleme aldığını belirtirerek,
rapor yazımı sırasında devlet destekli sözde sivil toplum kuruluşlarıyla
mücadele etmek zorunda kaldıklarını anlattı. Oran, "Kendilerini
sivil takım kuruluşları olarak takdim eden GONGO'larla (Government
orientate NGO-devletin yönlendirdiği sivil toplum kuruluşları) mücadele
ettik. Batı'da bunları devlet kurduruyor ve kendisini uluslararası
platformlarda kendisini savunmaları için bu kuruluşlardan yararlanıyor.
Türkiye'dekiler insan haklarını baltalamak için kurulmuş vaziyette"
dedi.
'1.5 yıl açıklayamadık'
Bir buçuk yıl önce raporun hazır olduğunu ancak bu GONGO'lar yüzünden
oylanmasının engellendiğini, sadece rapora gelecek bilimsel tepkilerle
ilgilendiğini belirten Oran, "Zaten ne gazeteciyim ne politikacıyım
ben bilim adamıyım. Yazmam gerektiğini düşündüğüm herşeyi yazarım"
diye konuştu. Rapora gelen tek bilimsel tepkinin "Türkiyelilik"
kavramının İngilizceye çevrilemeyeceği noktasında olduğunu belirten
Oran, çevirinin kolayca 'Turkness' olarak yapılabileceğini ifade
etti.
Raporun son paragrafının komisyon değil kendisi tarafından çıkarıldığını
ve rapora nihai şekli kendisinin verdiğini anlatan Oran, düzeltme
gerekçelerini şöyle izah etti: "Son 2 paragraf tekrardı. Raporun
içinde vurgulanan şeyi dersin sonunda özet yapar gibi tekrar vermek
anlamsızdı. Ama raporda katiyyen bir gerileme yoktur."
Cumhuriyeti tartışmaya açmak gibi bir niyeti olmadığını söyleyen
Oran, "Atatürk döneminde zamanının gereken prensibleri neyse
onlar uygulandı. 80 yıl sonra aynı monist (tekçi) yapıyı 2000'lere
uyguladığınız zaman sırıtıyor. Atatürk döneminde doğal olan şeyler
sırıtmayan şeyler 2000'lerde sırıtıyor. 1920'lerin muasır medeniyeti
o gün için muasırdı bugün değil. Bugün 2000'lerin muasır medeniyetini
alacağız. O da AB'dir" dedi.
Prof. Dr.Kaboğlu'nun "Atatürk hiç Türk devleti dememiştir"
beyanatının doğru olduğunu ancak eksik kaldığını söyleyen Oran,
"Mustafa Kemal, Ekim 1923'ten önce devamlı surette 'Türkiye
milleti, Türkiye gençliği, Türkiye kadını, Türkiye halkı, Türkiye
ordusu' demiştir. Zaman zaman çok az bir miktarda olmakla birlikte
'Türk ordusu' dediği de vakidir. Ancak Taha Akyol'un bahsettiği
Nutuk 1927'dedir" dedi.
'Lozan uygulanmıyor'
Lozan'da azınlık sayılan Ermeni, Rum, Musevilere de bu anlaşmayla
verilen hakların kullandırılmadığını savunan Oran, şunları söyledi:
"Bu üçünün hakları yeterince uygulanmıyor. Bunun dışındaki
gayrimüslimlerin hiç esamesi okunmuyor. Lozan'da azınlık olarak
tanımlanan gayrimüslimlerin hakları için de Lozan uygulanmadı, Lozan'ı
uygulayın' diyorum. 'Sen Lozan'ın yerine Sevr'i mi getirmek istiyorsun
diyorlar. Sevr paranoyası olmuş."
Başörtüsü korkusu
Türkiye Cumhuriyeti'nde Sevr paranoyasından başka korkular da bulunduğunu
belirten Oran, örnek olarak böşürtüsü korkusunu gösterdi. Başörtüsü
sorununu, bu rapora azınlık kapsamında olmadığı için eklemediklerini
anlatan Oran, "Bu rapor, azınlık raporu fakat o başörtülü kızlar
azınlık değil. Başka insan hakları falan gibi bir raporda ele alınabilir"
diye konuştu.
Yeni Şafak
05.11.04
|