| |
GELİN küçük bir test yapalım. Soru şu: ‘‘AKP'den çıkan bir cumhurbaşkanı
fikrine alışabilir misiniz?’’
Sakın bunu bir fantezi sanmayın.
Çünkü şu andan itibaren hepimizin, özellikle de iddialı partilerin
titizlikle düşünmesi gereken bir şey var.
Onbirinci cumhurbaşkanını, muhtemelen bu Meclis seçecek.
Kamuoyu anketlerine bakılırsa, Meclis'teki en büyük parti AKP olacak.
Hatta tek başına hükümet kuracak çoğunluğu elde etme imkánından
bile söz ediliyor.
O takdirde, cumhurbaşkanını seçme imkánına en fazla sahip parti
de o olabilir.
İsterseniz biraz daha derine inelim.
Halihazırdaki Meclis, kendi içinden bir cumhurbaşkanı çıkaramamıştı.
Aynı durumun tekrarlanmaması için partilerin belirleyecekleri adaylar
arasına, cumhurbaşkanlığı seçiminde, ‘‘üzerinde anlaşılabilecek’’
özellikte birkaç aday koymalarında yarar var.
Tabii genel başkanlardan birinin üzerinde anlaşılması ihtimali de
olabilir.
DİKKATE ALMALIYIZ
Ama söz konusu olan parti AKP ise, biraz daha farklı düşünmekte
yarar var.
Bir kere genel başkanı genç.
İkincisi, genel başkanı parti flamasının renklerini derisine geçirmiş
bir insan.
Dolayısıyla başka bir isim üzerinde fikir cimnastiği yapmakta yarar
var.
Dün AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan'a şu soruyu sordum:
‘‘Partinizin adaylarını belirlerken, ilerde cumhurbaşkanlığı konusunda
üzerinde anlaşılabilecek bir ismi de düşündünüz mü?’’
‘‘Haklısınız, bu hassasiyeti dikkate almalıyız’’ dedi ve şöyle devam
etti.
‘‘Ayrıca hükümetin ve Meclis'in Çankaya ile uyumlu olmasını sağlayacak
bir düzeni de kurmalıyız. Bu dönem bu konuda bazı sıkıntılar çıktı.’’
Erdoğan aday tespitinde bu nitelikli insanlar üzerinde düşüneceğini
söylüyor.
Tabii bu isimleri şimdiden telaffuz etmek, siyasi açıdan ne mümkün,
ne de doğru olyur.
BAYKAL NE DİYOR
Aynı soruyu CHP Lideri Deniz Baykal'a da sordum.
O, daha muğlak bir cevap verdi:
‘‘Onbirinci cumhurbaşkanını bu Meclis'in seçip seçemeyeceği belli
değil. Çünkü ucu ucuna geliyor. Meclis o süreyi doldurabilir mi
bilmiyorum.’’
Baykal'ın kafasında cumhurbaşkanlığı için kendi isminin olması da
doğal.
Çünkü siyasi geçmişi ve sahip olduğu özellikler o profile uygun.
AKP açısından ise, o profile uygun bir ismi düşünmekte yarar var.
Çünkü cumhurbaşkanı, devleti temsil ediyor. AKP'den seçilecek bir
kişinin o makama oturması, meşruiyet tartışmalarını tamamen sona
erdirebilir.
Bu yazdıklarım size, çok uzak bir gelecek gibi görünebilir.
Ama unutmayın ki, zaman hızlı geçiyor ve cumhurbaşkanlığı seçiminde
hep hazırlıksız ve plansız yakalanıyoruz.
Eğer AKP'li bir cumhurbaşkanı fikri öteki partilere uygun gelmiyorsa,
o zaman şimdiden ortak bir aday egzersizine başlamakta da yarar
olur.
Benim hayatıma bakıp karar vermeyin
FRANSIZ Haber Ajansı ‘‘AFP’’nin dünkü bülteninde Türkiye ile ilgili
bir haber vardı.
Ajansın muhabiri, Çubuk İlçesi'ne gitmiş ve vatandaşlarla konuşmuş.
AKP'nin önde gittiğini ve muhtemelen iktidar partisi olacağını yazıyor.
Ancak dikkatimi çeken bir şey oldu.
Haberde AKP'den ‘‘din eksenli parti’’ olarak söz ediliyordu.
Ayrıca ‘‘Bir NATO üyesi’’ olan Türkiye'de bu partinin iktidara gelmesi
halinde orduyla sorunlar çıkacağı, laiklik tartışmasının yeniden
alevleneceği belirtiliyordu.
Haberi okuduktan sonra AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan'la konuştum.
Bu değerlendirmelere canı çok sıkılıyormuş.
Geçenlerde Economist'in muhabiriyle de bu konuyu konuşmuş.
‘‘İkna oldu sanıyorum’’ diyor.
Sonra şu ilginç yorumu yapıyor:
‘‘Benim şahsi hayatıma bakıp bu sonucu çıkarıyorlar sanıyorum. Ama
bu çok yanlış. Ben defalarca söyledim. Biz din eksenli bir parti
değiliz. Ama bizi zorla orada göstermek isteyenler var.’’
Din eksenli değilse, AKP nasıl bir parti?
Erdoğan açık bir ifadeyle şunu söylyor:
‘‘Biz demokratik, laik, sosyal hukuk devleti ekseninde oturuyoruz.
Yerimiz de budur.’’
Ertuğrul Özkök, Hürriyet; 21.08.2002
|