| |
Kendi güzel, temposu iyi, Türkçesi doğru bir televizyon gazetecisi,
karşısına bence konunun sahiden «bir bilen»ini almış, Türkiye'nin
ve AB'yle gelecekteki ilişkilerinin çok önemli meselelerinden birini
konuşuyor.
Evet, Işın Gürel'in konusu «AB ve tarım», muhatabı bir gazeteci,
Prof. Mehmet Altan (A'dan Z'ye AB, 4 kasım, CNN Türk). Şimdi ben
size tutup da, işte bu konuştukları Türkiye'nin geleceği açısından,
mesela «azınlık» kavramının tarifinden çok daha önemlidir desem,
ne düşünürdünüz?
Saçmaladığımı, değil mi?
Mehmet Altan'a, öğrencisi olduğum için değil, Köylüler Ne Zaman
Manşet Olur? adlı kitabından haberdar olduğum için «bir bilen» dedim.
Sorsam siz bana, tarım konularında kendisine danışabileceğim birkaç
biliminsanının adını verebilir misiniz?
Veremezsiniz, çünkü asırlardır hayatî meselelerimizin başında gelen
tarım ve hayvancılık konularında durup düşünmüşlüğümüz hemen de
yoktur. (Umarım, son günlerde tavukçuluk işletmelerini batırma kampanyası
başlatan Erman Toroğlu adlı zatın adını vermezsiniz bana!)
? Mehmet Altan, Fransa tarımını yeniden tanımlama harekâtını 1964'te
kabul edilen altı kanunla başlattı, diyor. (Şimdilik kırk yıl rötarlıyız,
demektir; o da hemen harekete geçersek. AB'de en büyük anlaşmazlıkların
tarım politikaları konusunda patlak verdiğini de hatırlayın lütfen!)
? Biz de işe, aralık ayında Meclis'ten geçeceği umulan (şu sıfatı
ben ekliyorum: kurusıkı) Tarım Kanunu'yla yetinmeyerek, tarımı bütünü
ve ayrıntılarıyla tanımlayacak bir kanunlar manzumesiyle başlamalıyız.
? Ekmeğini topraktan çıkaran garip köylü aşamasından (aile başına
ekilebilir toprak ortalaması 60 dönüm civarındaymış) gerçek anlamda
tarım işletmelerine geçmeliyiz.
? Ne yapıp edip verimliliği artırmalıyız! («Zurnanın zırt dediği
yer»e geldik; laf benim ilavem, Mehmet Altan dedi sanmayın! 60'lı
yılların başında ben de bu tartışmanın içindeydim: marifet köylüye
toprak vermekten ibaret değil, aslolan onu verimliliğe şartlandırabilmektir,
diye.)
Işın, bütün bunlar yapılırsa AB ülkeleriyle aynı hizaya ne zaman
gelebiliriz, diye soruyor.
Dürüst cevap iç açıcı olmasa da ümit verici:
- On yılda belimizi doğrultabiliriz.
(Takometreyi çalıştırırsak!)
Hakkı Devrim, Radikal
05.11.04
|