Yine 10 Kasım, yine aynı baş sayfalar...

 

"Türk medyası"nın baş sayfalarının 10 Kasım'larda arzettiği hava da hiç mi hiç "yetişkin" bir ruh halini yansıtmıyor. Bir insanın (kendisi istesin-istemesin orası başka bir konu) "medya" tarafından "kültleştirilmesi"ne bundan iyi bir örnek olamaz herhalde...

Kendisinin bu işteki rolünü bir kenara bırakarak söyleyecek olursak, günümüzde "medya" tarafından en fazla istismar edilen tarihi şahsiyet herhalde Atatürk'ten başkası değildir. Tarihi bir şahsiyet "medya" tarafından ancak bu derece, yani her zaman, her fırsatta, zamanlı zamansız, fırsatlı fırsatsız istismar edilebilir....

Milli Bayramlar zaten elde var bir. Ülkede arada bir yükselen "dalgalar" elde var iki. Olur olmaz hatırlatmalar, elde var üç. Ve tabii 10 Kasım'lar...

Gazetelerin dünkü (10 Kasım) sayıları de bildiğiniz gibiydi. Yani her 10 Kasım'da olduğu gibi. "Özlüyoruz", "Anıyoruz", "Aydınlatıyor", "Unutulmaz", "İzindeyiz", "Çok özlüyoruz", "Minnetle ve sevgiyle anıyoruz", "Vatan sana minnettardır", "Hedefe çok yaklaştık Atam", "Sevgiyle anıyoruz" ve benzeri klişeler yine gazetelerin baş sayfalarındaydı. İspat edilemeyecek bir şey olduğunu biliyoruz ama biz yine de ısrarlıyız: Eğer hayatta olsaydı bu manşetlere en çok onun canı sıkılırdı herhalde... (Yanlış anlaşılmasın, "bugün" hayatta olsaydı diyoruz; sağlığında karşılaşsaydı ne düşünürdü onu bilemeyiz.)

"Türk medyası"nın baş sayfalarının 10 Kasım'larda arzettiği hava da hiç mi hiç "yetişkin" bir ruh halini yansıtmıyor. Bir insanın (kendisi istesin-istemesin orası başka bir konu) "medya" tarafından "kültleştirilmesi"ne bundan iyi bir örnek olamaz herhalde. 10 Kasım'lar çok daha soğukkanlı, dengeli, bilgiye-öğrenmeye dayalı bir biçimde geçirilemez mi? "Medya" Atatürk'ü bu şekilde hatırlamaya ve anmaya çalışsa ne kaybeder? Bırakalım diğerlerini, Radikal gazetesi baş sayfasının tamı tamına yarısını bir Atatürk portresine ayırmak gereğini niçin duyar?

Bu 10 Kasım'da bazı farklı anma biçimleri de dikkatimizi çekti. Özellikle iki gazetede. Tercüman (Ilıcaklar) şöyle bir manşet ile yayımlanmıştı: "Hedefe çok yaklaştık ATAM / Senden aldığımız ilhamla, gösterdiğin muasır medeniyet seviyesine ulaşmanın eşiğine geldik"(!)

Fazla "iyimser" bir manşet değil mi bu? Az kaldı, bir gayret daha! Ülkede sokakta yaşayan çocukların sayısı 27 bine çıkmış bir gayret daha! "Eşiği" geçtik bile sayılır...

Benzer bir manşet de Sabah'ın baş sayfasına kurulmuştu: "İZİNDEYİZ / Muasır medeniyeti hedef olarak göstermiştin. Ölümünün 66'ncı yılındayız ve oraya çok yaklaştık" (!) İyimser, Sabah da çok iyimser doğrusu...

Önümüzdeki gazeteler içinde "en soğukkanlı" 10 Kasım başlığına Birgün sahipti. Gazete "Atatürk anılıyor" başlığı ile o gün ne olduğunu bildiriyordu. Bizce de doğru başlık budur. Ayrıca (yine bize göre) Birgün'de yer alan Cüneyt Akman imzalı "10 Kasım ve sol" başlıklı yazı da günün en anlamlı yazısıydı.

Söz açılmışken, Gündem gazetesinin 10 Kasım'a sayfalarında hiç yer vermediğini de hatırlatalım. Bize göre, gazetecilik söz konusu olduğunda bu mutlak kayıtsızlık da savunulabilir gibi değil. Gazetenin 10 Kasım ve Atatürk'e bakışı farklı olabilir; ancak unutmamak gerekir ki o bir gazete ve o gün ülkede neler olup bittiğinden söz etmek durumunda. Ancak anlaşılan o ki, Gündem'in eli Birgün'de karşımıza çıkan "Atatürk anılıyor" gibi tamamen habercilik çerçevesinde düşünülen bir başlığa bile gitmemiş, gidememiş...

Son olarak bu yıl sevindirici bir gelişme: Gazetelerde 10 Kasım'larda görmeye alıştığımız "Atatürk'lü reklamlar" bu yıl ortadan kalkmış! Hatırlayın, hani "Zeki Mayo"nun Florya Plajı'nda güneşlenen mayolu Atatürk'ü kullanması filan gibi şeyler... Eh bu da az bir ilerleme sayılmaz doğrusu... (K.B.)

Kronik Medya, Yeni Şafak
11.11.04