|
AZINLIK Raporu ülkenin bam teline bastı. Bastı ve basmakla çok
da iyi yaptı. Yıllardır ezber çektiğimiz ‘şablonları’ nihayet tartışabilmek,
‘tabuları’ sorgulayabilmek bu ülke için çok önemli ileri bir adımdır.
Raporu hazırlayanlar, en azından ülkenin önünü açtıkları için ülkeye
büyük adım attırmışlardır.
Getirdikleri öneriler, büyük çapta, çağdaş dünyanın ulaştığı seviyeleri
kapsamaktadır. Hele hele, azınlık kavramı çerçevesinde ortaya attıkları
kavramlar Kopenhag Kriterleri ile büyük oranda uyum içindedir.
* * *
Daha önce yazdım. Raporun azınlık tarifine tamamen katılıyorum.
‘Prof. Dr. Baskın Oran’ın şu ifadesi ile raporun özü oluşuyor.
‘Azınlık, çoğunluktan kendini farklı hisseden ve bunu kimliğinin
vazgeçilmez unsuru sayan kişidir. Varsa vardır, yoksa yoktur. Devlet,
sadece, hak verecek mi vermeyecek mi ona karar verir.’ (21.10.2004)
* * *
Raporun, kendi ruhunu oturttuğu gövdede yer alan alt kimlik-üst
kimlik ayrımına da aynen katıldığımı belirtmiştim.
Ancak, millet kavramı üzerinden yürütülen üst-kimlik tartışmasında
Türklük kavramı yerine Türkiyelilik kavramının önerilmesine ise
karşı çıkmıştım.
Nitekim, bir diğer yazımda:
‘Zira kelimenin içinde her kelimeye kültür tarihinin yüklediği
ve ortak kabul edilen sembolik anlam yok. Türkiyelilik yıllardır
teklif edilmesine rağmen ortak sembolik anlam kazanamadığı için
bir türlü tutmuyor.
Uyduruk kalıyor! Zira öyle!’, demiştim. (25.10.2004)
Ben ruhunu ‘Ne mutlu Türküm diyene!’ sözleri ile bulan Türklük
kavramının, bu kavram zaman zaman Kürtlere karşı bir dayatma öğesi
olarak kullanılsa da, tek millet ülküsüne tarihimizin yüklediği
sembolik anlamı kucaklayan tek kelime olduğunu düşünüyorum.
* * *
Ancak, bu sefer de ortaya bir ikilem çıkıyor. Dünyada üst kimlik
kavramına çok büyük esneklikle yaklaşan ABD’de bile resmi söylemde
-örneğin yemin ederke- ‘tek bir millet olarak’ (as one nation) tabiri
kullanılıyor. Ama Türkiye’de kimileri ‘tek millet’ söylemini karşılayan
Türk kelimesine dayatıcı-ırkçı bir anlam yüklüyorlar.
Öte yanda onların önerileri olan Türkiyelilik kelimesi de palyatif/uyduruk,
bunun için tutmuyor.
Peki öyleyse ne yapmalı?
* * *
Bir okurumdan gelen bir öneri bana karmaşık soruna basit bir çözüm
getiriyormuş gibi geldi. Türkiye’de çeşitli kuruluşlarda Genel Müdür
ve Genel Koordinatör olarak görevler yaptıktan sonra Fransa’ya yerleşmiş
ve halen TÜTÜSAK (TÜrkiye TÜccar ve SAnayicileri Kulübü)’ın kurucusu
ve başkanı olan Dr. Kemal Taylan Yücer’in önerisi şöyle:
‘...O halde çözüm Türkiyeli gibi yeni bir kavram yaratmak yerine
‘Türk kelimesinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı manasına geldiği’nin
yasayla açık olarak belirtilmesindedir. Yani Türk denildiğinde sadece
Türk soyundan gelenler anlaşılmamalı fakat Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı
anlaşılmalıdır.’
Bence tartışılmaya değer, yalın ama çözüm getiren bir öneri!
Cüneyt Ülsever, Hürriyet
17.11.04
|