| |
'İhaneti genetik' haberine okurlarımız tepki gösterdi. Ali Kemal'in
linç edilmesi olayındaki 'tertip ve haksızlığa' en çok Mustafa Kemal
ve İsmet Paşa'nın tepki gösterdiğini Prof. İlber Ortaylı bir makalesinde
belirtmiştir
Milliyet'te 15 Kasım'da Dış Haberler sayfasının manşetinde yer alan
'İhaneti genetik' haberi okurlarımızın haklı tepkisine yol açtı.
Londra muhabirimiz Nevsal Elevli, Milli Mücadele'ye 'muhalif' gazeteci
Ali Kemal'in İngiliz torunu Boris Johnson'un 'eşini aldattığı' gerekçesiyle
Muhafazakâr Parti'nin Gölge Kabinesi'nden çıkarılmasını haber yapmış.
Dış Haberler de 'ihanet'in genetik boyutunu başlığa çıkarırken,
Ali Kemal'in Mustafa Kemal ve Milli Mücadele karşıtlığı sonucu linç
edilmesiyle İngiliz torunun partiden ihracı arasında bağ kurulmuş.
Birinci sayfadaki başlıkta ise daha ileri gidilmiş:
'Ali Kemal'in torunu da hain' diye hiç ilgisiz, hayli ırkçı ve Doğan
Grubu Meslek İlkelerindeki 'düşmanlık ve nefret uyandıran' yayınlardan
kaçınma kuralını çiğneyen bir başlık atılmış.
Habere 'ihanet' geninin 'bumerang' gibi Milliyet Gazeteciliği'ni
vurduğunu okur tepkilerinden anlıyoruz.
'Suç bireyseldir'
Ayhan Ergün adlı okurumuz, haberin kendisini rahatsız ettiğini ve
bir aşağılama sezdiğini belirterek, "Buna hakkınız yok. Suç
bireyseldir. İki olayı bir tutmak için çok önyargılı olmak gerekir"
diye uyarmış. Kaan Öztürk ise "Ali Kemal'in oğlu Zeki Kuneralp
ve torunu Selim Kuneralp büyükelçi olarak Türkiye'ye çok ciddi hizmetlerde
bulunmuşlardır. Ali Kemal'in namuslu ve dürüst akrabaları bu yazı
hakkında ne düşünmüştür acaba?" diyor.
Büyükelçi Selim Kuneralp'ten gelen bir mektubu 'aile'nin cevap hakkına
saygı çerçevesinde yayımlıyoruz.
Osmanlı'nın son Dahiliye Nazırı, gazeteci Ali Kemal'in linç edilmesi
olayındaki 'tertip ve haksızlığa' en çok Mustafa Kemal ve İsmet
Paşa'nın tepki gösterdiğini Prof. İlber Ortaylı, Zeki Kuneralp'in
ölümü üzerine yazdığı makalesinde belirtmiştir.
Ali Kemal'in oğlu Zeki Kuneralp İsviçre'de hukuk okuyup Dışişleri
sınavına girdiğinde (1941 yılı), durum Cumhurbaşkanı İnönü'ye iletilmiş,
İsmet Paşa da 'Bunda ne var, niçin giremesin?' diye diplomatlık
yolunu açmıştır.
Bern, Londra gibi önemli merkezlerde Türkiye'yi temsil eden Zeki
Kuneralp'in makam aracı 1978 yılında Madrid'de görev yaparken Ermeni
terör örgütü ASALA'nın hedefi olmuş, saldırıda eşi Necla Kuneralp
şehit olmuştur.
Milliyet, ihanet haberine 'Torunu da hain' başlığı atarken bu olguları
dikkate almalıydı.
Kuneralp'in mektubu
Türkiye'nin Seul Büyükelçisi Büyükelçi Selim Kuneralp'ten aldığımız
mektup şöyle:
"Ali Kemal'in torunu olarak rahmetli dedem hakkında birçok
iftira ve yanlışlıkları duymaya alışık olduğumu tahmin edersiniz.
Bundan iki yıl önce bazı meslektaşlarınızın hışmına uğradığımda
Ali Kemal'in torunu olmam işgal ettiğim mevkilerin gereğini yerine
getirmemem için neredeyse bir izahat olarak görülmekteydi.
Nedense rahmetli babamın bu meşhur genleri taşımasına rağmen ülkesine
ihanet etmeden uzun yıllar boyunca en şerefli görevlerde bulunmuş
olması gözden kaçırılmış olabiliyordu.
Ancak, kuzenim Boris'e bu yazıda yapılan çok büyük bir haksızlıktır.
Tabii ki eşine karşı davranışı tasvip edilecek değil. Ancak, eşini
aldatan ilk politikacı o değil herhalde. Ülkemizde de son yıllarda
buna benzer olaylar yaşandığını hatırlayacaksınız. O olayların 'kahramanlarının'
genlerinin araştırıldığını da hatırlamıyorum.
Boris'e gazetenizde yapılan esas haksızlığın nedeni, kendisinin
ve babası Stanley'in her fırsatta Türk kökenlerini ön plana çıkararak
ülkemize yardımcı olmaya çalışmaları nedeniyledir.
Başyazarı olduğu 'Spectator' dergisinde eylül ayında yayımladığı
bir yazıda ülkemizin AB üyeliğinin ateşli bir savunmasını yapmıştı.
Babası Stanley bundan 25 yıl önce Avrupa Parlamentosu üyesiyken
Kıbrıs konusunda bize yardımcı olmuştu. Oysa bildiğiniz gibi Avrupa
ülkelerinde tamamen Türk kökenli olup bize karşı mesafe koymaya
çalışan birçok milletvekili var. Başka bir ülkede Boris gibi istikbali
bulunan bir politikacının kökenini reddetmemesi iftihar konusu olacakken
bizde karalama mevzuu oluyor."
Derya Sazak, Milliyet
22.11.04
|