| |
Üç kritik karar
Yakın gelecekte verilecek üç kritik
karar 3 Kasım seçimlerini ve siyasi yaşamı etkileyecek önemde.
Bu üç kararın birini Anayasa Mahkemesi,
ikisini de Yüksek Seçim Kurulu verecek.
Anayasa Mahkemesi’nin vereceği karar
HADEP’le ilgili. HADEP’in kapatılmasına ilişkin dava Anayasa Mahkemesi’nde
sürüyor. Yüksek Mahkeme, henüz karar vermedi. Bunun nedeni, HADEP
hakkında Ankara ve Diyarbakır Devlet Güvenlik mahkemelerinde süren
davalar. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu davaları HADEP’in kapatılması
davasında delil olarak sunduğu için Anayasa Mahkemesi bu davaların
sonuçlandırılmasını bekliyordu. Ancak, son yasal düzenlemeler karşısında
bu davaların bazıları düştü, bazıları sonuçlandı, birkaç tanesi
de devam ediyor. Anayasa Mahkemesi, delil olarak sunulduğu için
bu davaların bitip bitmediğini sık sık soruyor. Bu süreç iki yılı
aşkın bir süre almış durumda.
Anayasa Mahkemesi çevreleriyle yaptığımız
görüşmeler, Yüksek Mahkeme’nin HADEP’le ilgili tüm davaların sonuçlanmasını
beklemeden de karar verilebileceği yönünde. Bu konuyu sonuçlandırmak
için adli tatilin bittiği 5 Eylül tarihinden sonra Anayasa Mahkemesi
bu konuyu gündemine alma eğilimi gösteriyor. Mahkeme heyeti toplanarak,
mevcut delilleri değerlendirecek. Eğer Yüksek Mahkeme, eldeki delillerin
kuşkuya yer bırakmayacak şekilde hüküm vermeye yeterli olduğu kararına
varırsa, devam eden DGM’deki davaları beklemeden, HADEP’in kapatılması
davasını sonuca bağlayabilecek.
Anayasa Mahkemesi’nin vereceği karar
hangi yönde olursa olsun 3 Kasım seçimlerini etkileyecek... Yüksek
Seçim Kurulu’nun vereceği iki karar ise AKP lideri Tayyip Erdoğan
ve kapatılan Refah Partisi’nin eski Genel Başkanı Necmettin Erbakan
hakkında. YSK, Erdoğan ve Erbakan milletvekili adaylığı için başvurduklarında,
durumlarını inceleyerek karara varacak.
Erdoğan ve Erbakan, mahkum oldukları
Türk Ceza Yasası’nın 312. maddesinin değiştirilmesinden sonra, eylemlerinin
suç olmaktan çıktığını, dolayısıyla siyasi yasaklı olmadıklarını
savunuyorlar. Yasaların ve mahkeme kararlarının kişilere göre uygulanamayacağını,
herkese eşit uygulanması gerektiğini vurguluyorlar.
Buna karşın yüksek yargı çevreleri,
Erdoğan’ın milletvekili seçilme koşullarına sahip olmadığı için
AKP’nin kurucu üyesi olamayacağı, bu sıfatla genel başkanlık yapamayacağı,
kendisine tanınan süre içinde genel başkanlıktan ve kurucu üyelikten
istifa edip, normal üye olabileceğini kaydediyorlar. Ancak normal
üye olduktan sonra genel başkan olabileceğini, bunun ise milletvekili
adaylığına engel olan durumunu değiştirmeyeceğini savunuyorlar.
Erbakan’ın da siyasi yasağının Şubat 2003’te dolduğunu, bu süreye
kadar yasaklı olduğunu kaydediyorlar.
Hasan Celal Güzel ile Tayyip Erdoğan’ın
durumlarının farklı olduğuna dikkat çeken aynı çevreler, Güzel’in
basın affı ve şartlı salıvermeden yararlandığını, Erdoğan’ın ise
yararlandırılmadığına işaret ediyorlar. Söz konusu yüksek yargı
kararlarında karşı oya sahip üyeler ise, TCK’nın 312. maddesinin
1. fıkrasının kaldırılmış olması nedeniyle suçun ortadan kalktığını,
dolayısıyla bu fıkradan mahkum olanlar için mahkumiyet sonuçlarının
da ortadan kalkmış olacağını savunuyorlar.
Erdoğan ve Erbakan’ın milletvekili
adaylığı YSK’nın söz konusu kararları yorumlamasıyla kesinleşecek.
Eylülün ikinci yarısında alınacak
bu üç kritik karar 3 Kasım seçimlerini ve yakın gelecekte siyasi
yaşamı etkileyecek.
Ankara, Milliyet; 2.09.2002
|