| |
3 Kasım sabahı ne yapacağımızı 'seçmen yurttaş' olarak hepimiz
az çok biliyoruz. Ancak, 4 Kasım sabahı ne yapacağını bilen parti
genel başkanı sayısı kaç acaba? CHP Genel Başkanı Baykal'ın işi
çok kolay. Birincisi, duruma vâkıf görünüyor. Yani sorunların ne
olduğunu biliyor. İkincisi ve en önemlisi, sorunları kiminle ve
nasıl çözebileceğini de bulmuş görünüyor.
Diğer tarafta ise AKP yer alıyor. Ancak bu tarafta fotoğrafın ne
net olarak anlaşılabildiği, ne de buna uygun çözümlerin hazır olduğu
görünümü var.
Ekonomi üzerine konuşan tüm AKP temsilcileri, deyiş yerindeyse 'çuvallıyorlar'.
Çok uzak değil, Kasım 2001'de bir Ali Coşkun ve Ali Babacan tarafından
'Türk Ekonomisinde Başlıca Sorunlar ve Kısa Vadeli Çözüm Önerileri'
başlığı ile detaylı bir rapor hazırlandı. Raporda, sorunlar iki
ana başlıkta toplanmış. Sorunların başında, haklı olarak, 'güven
bunalımı' tanımlanmış. Bunu aşmak için erken seçim önerilmiş.
İkinci sırada ise ana sorun olarak ekonomik durgunluk gösteriliyor
ve çıkış yolları öneriliyor. Bunun başında, Çalışanları Tasarrufa
Teşvik Hesabı'nda (ÇTTH) biriken 11 katrilyon liranın 'bir kısmının
derhal, geri kalanının da bir plan dahilinde ödeneceği kabul edilerek'
ekonominin canlandırılmasının planlandığı anlatılıyor. En 'somut'
öneri bu görünüyorken, diğerleri, 'yapılmalıdır, edilmelidir, desteklenmelidir..'
gibi temenniler içeriyor, 'Nasıl?' sorusunu yanıtlamıyor.
Kaldı ki, metinden ÇTTH'de biriken paraların sanki 'kasada tutuluyormuş'
anlamı çıkabilir. Bunların çalışanlara nasıl ödeneceği, nasıl nakde
çevrileceğini anlatılmıyor. Hem de bu 'kısmi ödeme ile', iç talebin
hemen canlanacağı ve 'özellikle kepenklerini kapatan 300 bin esnafla
kaydını sildirmiş olan 120 bin esnafın iş hayatına dönüşü sağlanacak'
deniliyor. Acaba 'Bu kadar kolay mıydı?' ya da 'Hadi kaynağı buldun,
enflasyon ne olacak hoca?' diye sormak içinizden geçmiyor mu?
Kamu maliyesi ile ilgili bölümde, 'Faiz dışı fazla gibi kendi kendimizi
kandırmaya yönelik kriterler yerine, ekonomi yönetimini değerlendirmede
denk bütçe hedeflenmelidir' deniliyordu. Aradan 9 ay geçtikten sonra,
AKP Genel Başkan Yardımcısı Ali Coşkun (Zaman gazetesi, 26 Ağustos
2002) GSMH'nin yüzde 6.5'i olarak öngörülen faiz dışı fazlanın daha
yukarı çekilmesiyle IMF'nin bazı sektörlere kaynak aktarımına razı
olacağını söylüyor, devam ediyordu, "'Yüzde 6.5 faiz dışı fazla
elde edilecek' deniyorsa ederiz. Biz bu oranı yüzde 9'a çıkarmayı
planlıyoruz. Aradaki farkı ekonominin canlandırılması için kullanacağız.
Bunun için kaynak var."
Geriye dönelim, Kasım 2001'deki raporda, başta akaryakıt tüketim
vergisi olmak üzere birçok vergi indirimini gerçekleştireceğini
söyleyen Ali Coşkun, faiz dışı fazlayı yüzde 9'a çıkaracakmış!
Tam bir 'serbest uçuş' hali.
'Gelir+borçlanma=harcama' biçiminde özetlediği 'denk bütçe' yaklaşımının
maliye yerine mizah 'literatürüne' girmesinden sonra, Erbakan'ın
da 'light' takipçileri olduğu anlaşılıyor!
Acaba, kendini AKP'ye yakın hisseden işadamları bunu nasıl karşılıyor?
Bizim yakından tanık olduğumuz, MÜSİAD Başkanı Ali Bayramoğlu'nun
4 Kasım sabahı ile kaygıları yok değil.
Bayramoğlu, diğer partiler 3 kasım tarihini düşünürken, AKP'nin
4 kasım sabahına odaklanması gereğini düşünenler arasında.
4 Kasım sabahı için, 'Nasıl?' sorusuna gerçekçi yanıtlar aranıyor!
Uğur Gürses, Radikal; 2.09.2002
|