|
Avrupa Parlamentosu' nun kendi parlamenterlerinin girişimiyle yapılan
uluslararası konferansta neler konuşulduğunu iki gün size anlattım.
Kıbrıs Sorunu, Ermeni ve Kürt Meselesi ile İnsan Haklan nın tam
olarak uygulanmasını en önemli konular olarak gördüklerini ve bu
konuların ilk üçünde taviz verecek taraf olarak da Türkiye'yi tercih
ettiklerini vurguladım.
Nitekim AB Dönem Başkanlığı 17 Aralık'tan önce Türkiye'nin Kıbrıs
Rum Kesimi'ni tanıması için baskıya devam ediyor. Başbakan Tayyip
Erdoğan ise bunun kabul edilmeyeceğini israrla söylüyor. Bunun yanında
AB'nin "tam üyelik dışındaki" seçenekleri gündeme getirmesi
de ayrı bir baskı ve huzursuzluk kaynağı oldu.
Akılcı bir politika, yıllar boyu bu kadar emek verilerek varılan
şu noktada, yüzüp yüzüp kuyruğuna gelmişken fevri dayranarak geri
dönüşü olmayacak bir hata yapmamayı gerektiriyor.
Bugüne kadar Brüksel'de dinlediğimiz tüm Avrupalı siyasetçiler
-ki buna Yunanlılar'ın çoğu dahil- Türkiye'nin "tam üyelik"
statüsünde müzakerelere başlatılması gerektiğini, bunun için gerekli
ilerlemeyi gösterdiğini açıkladılar. Ellerinden gelen desteği; "AB
buna mecburdur, samimiyetini göstermek zorundadır" diyerek
verdiler.
Demek ki müzakereler başlatıldıktan sonra, zaman içinde karşılıklı
çabalarla her konuda uzlaşmaya varılması mümkün olabilir. Şu anda
bize en imkânsız görünen konular bile çözüme ulaşabilir.
Katıldığım ilk Brüksel toplantısı sırasında karşılaştığım Türk
öğrencilerin "Daha şimdiden bize de AB üyesi ülkelerdeki öğrencilere
tanınan imkânları tanıyorlar" dediklerini anlatmıştım. Daha
"aday" durumundayken bile şartlar değişiyor. Müzakerelerin
başlayacağı tarih açıklandıktan sonra çok şey değişecek. Ona göre
iyi düşünerek konuşmak ve tavır almak gerekiyor.
Geçmişi unutmayın!
Geçmişte verilen fevri kararların zararını kaç kuşak çekti, unutmayalım.
Bu arada, Avrupa Parlamentosu'ndaki toplantıda Mehmet Altan, Cengiz
Çandar, Ayşe Kulin, CNN Türk'ten Semih İdiz gibi konuşmacıların
Türkiye'deki gelişmeleri, eksikleri, AB'yi neden istediğimizi anlatan
çok güzel konuşmalar yaptıklarını söylemek istiyorum. Doğrusu gurur
duyduk!
Ruhat Mengi, Vatan
10.12.2004
|