|
AB'den 'Anlaşma için yeni süreci başlatın' mesajı geldi. Papadopulos:
Kimse Kıbrıs'ta hakem rolü oynamasın. Yakovu: Biz Annan Planı için
çalışmayız. Denktaş: Masaya kim oturacaksa otursun
Burgenstock atfı
Hollanda Başbakanı Balkenende, Annan'ın son mesajı çerçevesinde
Kıbrıs'ta çözüm için yeni sürecin başlatılmasını istedi. Rum lider
Papadopulos, Annan Planı'na şiddetle karşı çıktı: "Burgenstock
süreci tekrarlanamaz. Kimse hakem rolü oynamasın."
İtiraz yağmuru
Rum Dışişleri Bakanı Yakovu, "Bu plan için çalışma niyetimiz
yok" derken, hükümet sözcüsü Hrisostomidis şöyle konuştu: "Çözüm,
önce anlaşmayı sonra referandumu öngörmeli." Yunan hükümet
sözcüsü Rusopulos, gerilim siyasetine dönmüş gibiydi.
Atina sertleşiyor
Rusopulos, "Adil bir çözüm, istilacının haklı çıkamayacağı
kuralına uymalı. Uyum protokolü imzalanmazsa müzakere başlamaz"
dedi. Denktaş da 'masaya oturacağı' haberlerini yalanladı: "Kim
oturacaksa otursun. Annan Planı canlanacakmış, safsata."
***
Rum basını: Papadopulos korktu, kaybetti
Papadopulos'u AB zirvesinde Türkiye'ye karşı veto kartını kullanmadığı
için korkaklıkla suçlayan Rum basını, Kıbrıs politikalarının iflas
ettiği görüşünde
Türkiye'nin 'Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanıması, askerlerini adadan
çekmesi, 'Kıbrıs Cumhuriyeti' ile ilişkilerini normalleştirmesi
gibi bir dizi talepte bulunup, bunlar yerine getirilmezse veto tehdidini
açık bırakarak AB zirvesine giden Rum lideri Tasos Papadopulos,
adaya dönüşünden sonra medyadan ağır eleştiri aldı. Papadopulos'u
eleştirenlerin arasında, 24 Nisan'daki referandum öncesi 'Hayır'
için kendisine büyük destek veren medya kuruluşlarının bulunması
da dikkat çekti.
- Referandumda 'Hayır'cı Simerini gazetesi, Papadopulos'u cesaretsizlikle
suçlandı. Gazetenin yazarlarından Ahileas Emilianidis "17 Aralık,
Kıbrıs diplomasisinin bir yenilgisidir. Evet, Türkiye 3 Ekim'e kadar
Ankara anlaşmasının genişleme protokolünü imzalamak zorunda kalacak,
ancak hedefimiz bu muydu? Hedef Gümrük Birliği miydi? Protokolün
imzalanması ne Türkiye'nin Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanıması ne de
sahte devleti (KKTC kast ediliyor) lağvetmesi anlamına gelir. Bize
tanınma yolunda ilk adımın atılmasından bahsediyorlar. İkinci adım
ne zaman atılacak? Türkiye'nin meyve veya sebzeleri için yapılacak
müzakerelerde mi? Çok önemli bir kozumuzu yitirdik" dedi.
- Aynı gazetede Hristos İosifidis imzalı '17 Aralık 2004: Utanç'
başlıklı yazıda şunlar belirtildi: "Brüksel'de 16 Aralık'ta
benimsenen AB'nin ortak tavrının ömrü uzun olmadı. Kıbrıslılar diz
çöktü. Oysa Kıbrıs halkı, 24 Nisan referandumundaki 'Hayır'la, AB
üyeliği uğruna yaptığı onca fedakârlıkla veto hakkının elinde bulunması
için mücadele vermişti. Yönetimimiz oynadı ve kaybetti. Şimdi sorumluluklarını
da üstlenmelidir."
'Atilla'nın çizmelerini cilaladık'
- Lazaros Mavros imzalı yazıda da, Papadopulos'a ateş püskürüldü:
"Atilla (Türkiye kast ediliyor), çizmeleriyle Brüksel'e geldi.
Kimse hiç değilse çizmelerini çıkarıp kendisinden ayakkabı giymesini
istemedi. Bizimkiler de önünde diz çöküp çizmelerini cilaladılar."
- Andreas Hacikiriaku'nun yazısında, "AB zirvesinde veto kullanmamamıza
gerekçe olarak 17 Aralık'ın bir son değil, yeni bir yolun başlangıcı
olduğu söylendi. Brüksel'de siyasetin laf değil icraat olduğu kanıtlandı.
Vetoyu bir çekmeceye koyarak sözü edilen yeni yolun ne olduğunu
bilen var mı? Papadopulos'un vatanperver sözlerinin arkasında bir
gerçek yatıyor. Bu yeni yolun bizi nereye götüreceği hakkında hiçbir
şey bilmiyoruz. Nereye çıkacağı belirsiz bir yolda kaybolmak ihtimalimiz
de yüksek" denildi.
- Simerini, 'Evet'çi DİSİ partisinin üyelerinden Kiriakos Anastasiadis'in
"Kıbrıs'ın en büyük şansızlığı bugün Glafkos Klerides gibi
bir lidere sahip olmamasıdır. İki yıl öncesine dek uluslararası
alanda dev prestij stoklarına sahip Kıbrıs, Papadopulos'un marifetleri
sayesinde tek başına kaldı" diyen yazısına yer verdi.
- 'Hayır'cı tavrıyla 24 Nisan referandumu öncesi Papadopulos'a
destek veren Filelefteros gazetesinde de Rum lidere eleştiri yağdı.
Elena Perikleus, "Frenleri patlamış bir kamyonda belirsize
doğru gidiyoruz. Şoförümüz savaş kornası mı çalıyor, yoksa barış
çubuğu mu tüttürdü, bilmiyoruz. Ancak, duyduğumuza göre doktor galiba
tütün içmesini yasaklamış. Brüksel'de korktuk. Vetoya cesaret edemedik,
yapamadık" diye yazdı.
'Erdoğan kabadayılık tasladı'
- Hristala Hacidimitriu, 'Güncel konular' adlı köşesinde şu görüşleri
dile getirdi: "Tayyip Erdoğan kabadayı bir tavırla bize 'Veto
kullanacak cesaretiniz yok' dedi. Biz hep bir ağızdan 'Görürsün
sana neler edeceğiz' cevabını verdik. Şimdi ise hiçbir şey olmamış
gibi, veto oyununu hiç oynamamış gibi davranıyoruz."
- Histos Mihailidis'in yazısında ise "AB başka, BM başka.
AB, BM Genel Kurulu gibi giderek şikâyetlerini söyleyip oylamalarla
sempati topladığın bir adres değildir. Papadopulos, Brüksel'e Avrupalıların
canını sıkan koskaca bir talep listesiyle gitti. Aslında kendisi
bile bunların kabul edilmesinin söz konusu olmayacağını biliyordu.
Kıbrıslıların sızlanmalarından Avrupa'da kimse etkilenmiyor"
değerlendirmeleri yapıldı.
'İkinci sınıf ülke olduğumuz kanıtlandı'
- 'Evet'çi Politis gazetesinde, Rum lider yerden yere vuruldu.
Yorgos Kaskanis "Papadopulos Brüksel zirvesinden tatmin olduğunu
söylüyor. Oysa Kıbrıs'ın ikinci sınıf bir ülke olduğu kanıtlandı.
Papadopulos, şimdi Türkiye'nin müzakereleri sırasında pek çok küçük
veto kullanabileceğini söylüyor. Bu, hem aptalca hem de tehlikeli
bir yaklaşım. Brüksel'de Kıbrıs Cumhuriyeti'nin varlığından şüphe
edilmesine rağmen Papadopulos vetoyu kullanamadı. Papadopulos stratejisi
Brüksel'de iflas etti. Brüksel zirvesi hepimize ders olmalıdır"
diye yazdı.
- Kostas Konstantinu, "Papadopulos'un veto fıkrasına AB'de
herkes güldü. Veto, Papadopulos'un havai fişeğinden başka bir şey
değildi. Tasos, elimizdeki son kozu da yitirdi. S-300 füzeleri fiyaskosunda
olduğu gibi bugün de utanç duyuyoruz" diye yazdı.
- Lui İgumenidis, yazısında, "Brüsel'deki yenilgi ve AB'de
tek başımıza kalmamız, iki bölgeli, iki toplumlu federe çözüm yerine,
taksimi yeğleyen siyasetin sonucu. Kıbrıs rüzgâr ekti, fırtına biçiyor.
Papadopulos, Avrupai çözüm vaat etmişti. Avrupa'nın böyle bir çözümü
garanti etmediği gibi bizi taksime daha çok yaklaştıran çıkmazlara
sürüklediği anlaşıldı" görüşünü savundu.
- Papadopulos'u iktidara getiren komünist AKEL partisinin yayın
organı Haravgi gazetesinde bile, Rum lidere dolaylı eleştiriler
yapıldı. Andrula Giurof 'Açıkçası' başlıklı yazısında, "Avrupai
çözümde ısrar edenler hatalarını anlamalı. Artık ayakları yere değmeli"
dedi.
***
'Masaya oturma iddiam yok'
Denktaş, yeni girişimde görüşmeci olacağı iddiasını reddedip, 'Bu
seferki, AB karmaşası içinde daha çapraşık bir mekanizma. AB diye
diye bağımsızlığımızı yok etme dolabı döndürülüyor' dedi
AB zirvesi sonrası Ankara'nın Kıbrıs'ta yeni BM girişimini desteklemesine
koşut olarak KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş yine Annan Planı'na
karşı keskin muhalefete koyuldu. Denktaş, 'görüşme masasına oturucağı'
haberlerine karşılık "Kim oturacaksa otursun. Benim böyle bir
iddiam yok. Önce kriterler belirlenmeli" dedi.
Dün Türk Ajansı-Kıbrıs heyetini kabul eden Denktaş, şunları söyledi:
"Kim kiminle ne konuşacak? Hedef nedir, kriter nedir? Bu evvela
dolaylı görüşmelerle tespit edilecek, sonra masaya oturulacak. Yoksa
Annan Planı canlanacakmış, bunlar safsata. Kriterler evvelden belirlenmezse
'meşru Kıbrıs hükümetiyle azınlık Türk cemaati konuşuyor' resmi
olacak. Rum bunun arkasına saklanıp, 'işte bak azınlık neler istiyor,
uzlaşmaz' diyerek yoluna devam edecek."
'Rumlarda mazeret çok'
Rumlarla ayrı egemenliğe dayanmayan bir ortaklığa zorlandıklarını
anlatan Denktaş, "Bu seferki AB karmaşası içinde, daha çapraşık
bir mekanizma. Bunu Rum çalıştırmaz. 'Olmadı, AB normlarına uymuyor'
diyerek bunu da yırtar atarlar. O zaman göç başlar, başka bir şey
olmaz. Dolayısıyla Rum'u bilerek masaya kim oturacaksa otursun"
diye konuştu.
Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un uzlaşmaz gösterildiğini,
ancak Rumların 125 yıldır hedeflerinin hiç değişmediğini anlatan
Denktaş dün Lefkoşa'da 'Şehitler Haftası' törenlerinde ise anıt
özel defterine "Şimdi AB diye diye bağımsızlığımızı yok etmek
için dolaplar döndürülmektedir" diye yazdı.
Radikal
22.12.2004
|