| |
'Okumanın, içedönüklüğün ayaklar altına alındığı bu çağda edebiyat,
özgürlüğün ta kendisidir' diyen Susan Sontag, önceki gün öldü. 'Entelektüellerin
kara leydisi' Sontag, sözünü hiç sakınmamıştı
Susan Sontag: Muhalif, yazar, eleştirmen, ateşli bir insan hakları
savunucusu, sinemacı, tiyatro yönetmeni, Amerikalı... Önceki gün
ölen ve New York Times'ın 'Entelektüellerin kara leydisi' lakabını
verdiği Sontag, Amerikan politikalarını eleştirirken sözünü hiç
sakınmıyordu. Kendisini 'Sersemlemiş bir estetikçi, takıntılı bir
ahlakçı ve ciddiyet bağnazı' olarak tanımlayan Sontag, yaşamı boyunca
17 kitaba imza atmıştı. Sontag, 71 yaşındaydı.
1964 yılında 'Notes on Camp' kitabında toplumun belli bir kesiminin
zevklerini anlatarak dikkatleri üzerine çeken Sontag, özellikle
denemeleriyle tanındı. 'Bir Metafor Olarak Hastalık' kitabında hastalığın
nasıl romantize edildiğini anlatarak, çağdaş toplumda göz ardı edilen
bir konuya vurgu yapan Amerikalı yazar, Türkçeye de çevirilen 'Fotoğraf
Üzerine' adlı kitabında; fotoğrafın resim, yazın, mimari ve müzik
gibi sanatlarla olan ilişkisini derinlemesine sorguladı. 'Fotoğraf
Üzerine', 1978 yılında Amerikan Ulusal Kitap Eleştirmenleri Birliği
ödülünü almıştı.
"Okumanın ve içedönüklüğün ayaklar altına alındığı bu çağda
edebiyat özgürlüğün ta kendisidir" diyen Sontag, 1960'lardan
sonraki siyasi duruşuyla, yaşamı boyunca aktif bir insan hakları
savunucusu ve savaş karşıtı olarak çalıştı. 1990'larda savaş sırasında
Yugoslavya'ya giden Sontag, uluslararası toplumu harekete geçirmek
için çabaladı. 1993'te Saraybosna'da 'Godot'yu Beklerken' oyununu
sahneledi. Amerikan politikalarını sert biçimde eleştiren açıklamalarıyla
dikkat çekti. Vietnam Savaşı sırasında 'beyaz ırkın insanlık tarihinin
kanseri' olduğunu söyleyen Sontag, 11 Eylül'den sonra ABD'nin dış
politikasını da sözünü sakınmadan topa tuttu.
Eleştirmenler de sevdi
Sontag, 1966'da 'Againist Interpretation' ve ardından 1969'da 'Styles
of Radical Will' isimli kitaplarını yayımladı. 'Under the Sign of
Saturn' kitabı 1980'de yayımlandıktan sonra yazmaya uzun süre ara
verdi. Yazar 2001'e kadar bekledi ve 'Where The Stress Falls'u yazdı.
Sontag'ı en çok eleştirmenler seviyordu. Çünkü, yıllar içerisinde
stilini ve kanaatlarını yeniliyordu. 'Sontag'ın bakışını ölçmek
ve onunla münakaşa etmek için yazarın dönem dönem duruş, bakış açısı
ve hissiyatını bilmek gerekiyor' yorumu yapılıyordu.
1933'te New York'ta doğan Sontag, 16 yaşında Chicago Üniversitesi'ne
kabul edildi. İkinci sınıfta okurken sosyolog Philip Rieff ile evlendi.
Yazar 1957 yılında ise Harvard Üniversitesi'nde Felsefe bölümüne
kabul edildi. Ardından Paris'e gidip Fransız filmleri, felsefe ve
edebiyat alanında çalışmalar yaptı. Sontag 1958 yılında ABD'ye döndü
ve Philip Rieff'ten boşandı.
1970'lerde pornografi üzerine de yazan Sontag, 2003'te, Türkçe olarak
da basılan 'Başkalarının Acısına Bakmak' (Regarding the Pain of
Others) kitabını yayımladı. Savaş ve dehşet fotoğraflarından hareketle
kaleme aldığı bu son kitabında Sontag "Savaş iç deşer, savaş
bağırsakları boşaltır. Savaş teni yakıp kavurur. Savaş organları
bedenden koparır. Savaş yıkıp yok eder. Ve savaş insan türünün doğasından
gelir" diyordu. Sontag, Amerikan İç Savaşı, Birinci Dünya Savaşı
ve Nazi ölüm kamplarından, Bosna, Sierra Leone, Ruanda, İsrail,
Filistin ve 11 Eylül 2001 New York City trajedilerine uzanarak savaş
fotoğrafçılığının misyonu ve başkalarının acılarına karşı duyarlı
olmak üzerine eleştirilerini bu kitabıyla dile getirmişti.
Sontag'ın ölümü edebiyat dünyasını yasa boğdu. Ünlü yazar Margaret
Atwood "Sontag, özel ve cesur bir kadındı. Onu özel yapan ne
miydi? Kimseye benzememesi. Sizi düşünmeye teşvik ederdi. O, krala,
'Kral çıplak' diyen çocuktu. Bunu söylediği için başının belaya
girmesinden korkmazdı" derken Londra Üniversitesi İngilizce
profesörü Lisa Jardine de Sontag'ın ölümünü 'Kadınlar için bir dönemin
sonu' olarak nitelendirdi. Yazar Andrea Dworkin ise Sontag'ın 'kamera
arkasında harika işler çıkardığını' belirterek "Filistin ve
İsrail konusunda çok güzel bir film yaptı. Ayrıca ciddiye alınmasını
istediği birçok eser yazdı. Bu eserler ciddiye alınmadıysa, bu kadın
olduğu içindir" dedi. (The Guardian, Kültür Sanat)
Sontag'dan imza almak
Susan Sontag'ın Türkçede çıkan son kitabı 'Başkalarının Acısına
Bakmak'ı yayımlayan Agora Kitaplığı'nın editörü Osman Akınhay, Sontag'la
ilgili bir anısını anlattı:
"Edebiyat özgürlüktür. Özellikle de birer değer olarak okumanın
ve içedönüklüğün ayaklar altına alındığı bir çağda edebiyat, özgürlüğün
ta kendisidir!" 2003'te Frankfurt'ta, Alman Yayıncılar Birliği'nin
her yıl verdiği Frankfurt Barış Ödülü'yle ilgili olarak düzenlenen
törende onu dinlediğimde ve daha sonra aynı metni 'Başkalarının
Acısına Bakmak' kitabının 'ek'i olarak çevirdiğimde aklımda en çok
kalan sözü buydu.
Daha sonra da, ödül töreninin yapıldığı kilisenin kapısında yarım
saat kadar beklemiş, ömrü hayatımın tek yazar imzasını almak için
usulca kalabalığın arasına karışmıştım. Henüz konuşmasının başında,
"Ben edebiyattan ve vicdandan başka hiçbir şeyi temsil etmiyorum,"
diye üzerine basa basa vurgulayan Sontag'tan imza almak, bir nevi
edebiyat ülkesinin iltifatına mazhar olmak gibiydi. Öylesine sevinç
duymuştum o zaman. Toprağı bol olsun. Artık yayın programımızda
bekleyen ve 2005 yılı içerisinde yayımlamayı tasarladığımız 'Bir
Metafor Olarak Hastalık-AIDS ve Metaforları', 'Fotoğraf Sanatı Üzerine'
ve 'Yoruma Karşı' adlı kitaplarına hemen girişmek de farz oldu.
Türkçede Susan Sontag
1. Başkalarının Acısına Bakmak/ Agora Kitaplığı, 2004
2. Amerika'da/ Everest Yayınları, 2002
3. Yanardağ Sevgilim/ Can , 2000
4. Alice Yatakta/ Nisan Yayınları, 1999
5. Ben Vesaire/ Can Yayınları, 1999
6. Fotoğraf Üzerine/ Altıkırkbeş Yayınları, Şubat 1999
7. Sanatçı: Örnek Bir Çilekeş Susan Sontag'tan Seçme Yazılar/ Metis
Yayınları, 1991
Radikal
30.12.2004
|