Çakıcı yeğenini vurduracaktı

 

Polisin, "Gökyüzü" operasyonu sırasında dinlemeye aldığı Çakıcı'nın telefon konuşmaları, yeraltı dünyasının siyaset, polis ve yargıyla bağlantılı karanlık ilişkilerini göz önüne seriyor
Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Daire Başkanlığı'nın, Erol Evcil ve Alaattin Çakıcı'nın Say Metal'i yasadışı yollardan ele geçirdiği iddiaları üzerine düzenlediği "Gökyüzü" operasyonu kapsamında yapılan telefon dinlemeleri, birçok ilginç görüşmeyi kayıtlara geçirdi. Bunlar arasında Çakıcı'nın yeraltı dünyasının ünlü isimleriyle ilgili yorum ve düşünceleri de dikkat çekiyor. Çakıcı, MHP'nin Erzurum Milletvekili adayı Haluk Pirimoğlu ile görüşmesinde, Sedat Peker'i, yeğeni Savaş'ı vurmaya gönderdiğini de anlatıyor.

Peker, ülkücü mülkücü değil

9 Ocak 2004
Alaattin Çakıcı: Sedat ülkücü mülkücü değildir.
Haluk Pirimoğlu: Evet, enteresan bir çocuk, senin yanından bilirim.
A.Ç: Yok bende değildi o zaman, tanımazsın. O bu değil. Küçük Sedat benim yanımdaydı o zaman.
H.P: Hangi Küçük Sedat?
A.Ç: Peker Peker...
H.P: O mu yanındaydı?
A.Ç: Benim yanımda oydu abisi.
H.P: Ya bu Sedat da senin yanındaydı...
A.Ç: Yok buna yardım ederdim ama yanımda değildi, hapisteydi o zamanlar. Küçük ufaklık olan vardı, bu yoktu. Aşağı yukarı 41 - 42 yaşında bu.
H.P: Peker yanında mıydı yahu, ben onu bilmiyorum hiç.
A.Ç: He he gelip giderdi yanıma sürekli. Ayda 8 - 10 gün... Ben o bizim Ömer'le bunu, Savaş'ı vurdurmaya gönderdim.
H.P: Hangi Savaş'ı?
A.Ç: Benim yeğenimi ya. Ha ha ha...
H.P: Ee?
A.Ç: Gittiler, ben de gittim. Dediler, "Abi ne yapalım bunu?" Dedim, "Bırakın."

Sinan, bu barı koru!

14 Şubat 2004
Çakıcı, Sinan Engin'den ruhsatı olmayan bir bara sahip çıkmasını istiyor.
Alaattin Çakıcı: Bunlar Amerika'dayken beni evlerinde yatırdı. Hatırlarsın Orhan. Onun bir yeri var, amcalar rahatsız ediyor, Beşiktaş'ta. Senin adamların.
Sinan Engin: Evet..
A.Ç: Bak, adresini veriyorum.
(...)
A.Ç: Buraya amcalar geliyor, ruhsatınız var mı, içki falan diye?
S.E: Hı.
A.Ç: Buna içki ruhsatı al.
S.E: Müracaatını yapsın, konuşurum.
A.Ç: Bak vermiyorlarsa, burayı koru. l S.E: Merak etme abi.
A.Ç: Çok iyi insanlar.
S.E: Abi siz söyledikten sonra bitmiştir, elimden ne gelirse...
A.Ç: Benim söylememe gerek yok yani.
S.E: Polis gelince beni arasın. Ya da Sinan ortağımız desin abi.
A.Ç: (Yanındakine: Bak ne diyor, gelen polislere burası Sinan Engin'in desinler, diyor.) Tamam, öpüyorum.

Tövbe edip sonra hacca gideceğim

9 Ocak 2004
Haluk Pirimoğlu: Alaattin, senin Allah'ın var mı?
Alaattin Çakıcı: Benim senden fazla var, benim inancım senden fazla.
H.P: Sen hiç benim hayatta yalan söylediğimi duydun mu?
A.Ç: AKP iktidara geçti, hemen yalandan gidiyorsun hacca!
H.P: Sen kendine bak biraz kardeşim.
A.Ç: Bu kadar günahlar ne olacak. Bana da dua et orda. "Doğru yolu nasip et" diye.
H.P: Dünyayı dolaştın, bir oraya gitmedin.
A.Ç: He valla gideceğim. İnan, Kuran hakkı için zamanı var işte. Yapılacak birkaç işim var. Sonra her şeye tövbe edeceğim.
H.P: Tövbe etmen lazım zaten.

Bir kaşar var vurdurmuştum

9 Ocak 2004
H.P: Bu Sedat'la aran nasıl senin?
A.Ç: Hangi Sedat?
H.P: Sedat Şahin.
A.Ç: Konuşmuyorum.
H.P: Niye?
A.Ç: Eskiden benim için kardeşti, şimdi sokaktaki adam. Yalnız Allah'ı var, arkamdan en ufak bir dedikodu yapmıyor.
H.P: Yapmaması lazım, yapmaz da...
A.Ç: Bir kaşar var, daha evvel vurdurmuştum. Dündar'ın müdürü Yavuz... Kel Yavuz onun yanında...
H.P: Yavuz'u tanıyorum ya. Yavuz Çaloğlu.
A.Ç: Ya s... et, boş ver. Aga, benim kılıcım yalın, açık. Bana dokunmayana kılıcım dönmez ama dille dokunanı kılıcım keser. Benim yaşadığım hayatta blöf ölüm getirir.

Lube Ayar, Milliyet
08.01.2005