| |
Arap kralları, şeyhleri, emirleri bu işten hiç hoşlanmadılar. Oyların
yüzde 99'undan aşağısını kabul etmeyen diktatörler de.
Ve hepsinin içine bir korku düştü: "Ya virüs bizim halkımıza
da bulaşırsa..."
Virüsten kasıtları, demokrasi. Korkutan örnek ise Filistin.
Çünkü Filistinliler 7 adayın kıyasıya çekiştiği heyecanlı kampanyanın
ardından, içlerinde Jimmy Carter, John Kerry, Michel Rocard gibi
önemli devlet adamlarının da bulunduğu 800'ü aşkın gözlemciye parmak
ısırtacak kadar şeffaf, hilesiz-hurdasız ve olaysız bir seçim gerçekleştirdiler.
Hem de ilk sandık sınavlarında...
(Biliyoruz efendim, Filistin'de ilk seçim 9 yıl önce, 1996'da yasama
organı için yapıldı. Ama meşruiyetini silahlı mücadeleden alan Arafat'ın
adamlarının karşısına aday çıkmaya ya da çıkarmaya kim cesaret edebilirdi?
Edemediler de zaten. O yüzden Mahmut Abbas'ın oyların yüzde 62.3'ünü
aldığı, katılımın yüzde 70'i aştığı pazar günkü seçimler için "ilk"
sıfatını kullanıyoruz.)
Batı basınının "Demokrasi festivali" başlıklarıyla göklere
çıkardığı, Bush'un "Özgür ve adil" sözcükleriyle takdir
ettiği, Filistinliler'in "Kendi irademizle ve oylarımızla seçtiğimiz
bir başkanımız var artık" diye gururlandıkları bu seçim "tarihi"
bir özelliğe sahip:
Filistin, demokrasi ailesine katılan ilk Arap ülkesi oldu.
Filistin aynı zamanda lideri bir hanedandan çıkmayan ya da tek adaylı
referandumla belirlenmeyen ilk Arap ülkesi oldu.
Ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün dün AK Parti Meclis Grubu'nda
dediği gibi, "Bir Arap ülkesinin de demokratik seçim yapabileceğini,
kendi iradesiyle başkanını seçebileceğini bütün dünyaya ispatladı."
Sarayları korku bastı
Arap aleminin kralları, emirleri, şeyhleri, diktatörleri elbette
korkacak.
Örneğin 23 yıldır işbaşında olan ve önümüzdeki ekimde yapılacak
başkanlık seçimleri için "Acaba yine ben mi aday olayım, yoksa
tahtı, pardon koltuğu oğlum Cemal'e mi bırakayım" ikileminde
bocalayan Mısır lideri Hüsnü Mübarek elbette Filistin demokrasisine
iyi gözle bakmayacak.
Toplumun ateşini düşürmek için yerel yönetimlerin yarısının seçimle
yapılmasına zoraki razı olan ama bunun "demokrasi deneyi"
olmadığını göstermek için nüfusun yüzde 50'sini oluşturan kadınların
bırakın adaylığını, oy vermesini bile yasaklayan Suudi Arabistan
Kralı Fahd elbette geceleri kâbusla fırlayacak yatağından.
Ama Usame Bin Ladin ilk defa doğruyu söylüyor. Geçen yıl sonunda
yayınladığı mesajda Suud rejimine şöyle seslendi: "Uluslar
haklarını istemek için harekete geçtiğinde, hiçbir güvenlik gücü,
hiçbir ordu onları durduramaz..."
Ah, unutmadan... Bir "virüs" de kuzeyden geliyor:
Ukrayna Seçim Kurulu, "Viktor Yuşçenko'nun 26 Aralık'taki (Tam
da Güney Asya'yı deprem ve tsunaminin vurduğu gün) seçimde oyların
yüzde 51.99'unu alarak ve rakibi Viktor Yanukoviç'e 8 puan fark
atarak devlet başkanı seçildiğini" resmen açıkladı.
Hemen ardından Yuşçenko ile Gürcistan Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili,
"Karpatlar Bildirisi" adını verdikleri ortak bir açıklama
yaptılar. Şöyle diyorlar:
"Gürcistan ve Ukrayna devrimlerinin, Avrupa'da yeni bir özgürlük
dalgası yaratacağına inanıyoruz. Bu devrimler ve bu dalga tüm Avrupa
kıtasını demokrasi ve özgürlüğün son zaferiyle taçlandıracak..."
Virüs iki koldan yayılıyor, yayılıyor...
Erdal Şafak, Sabah
12.01.2005
|