Diyarbakır 4 No'lu DGM
 

DİNCİ ve şeriatçı gazeteler dün, Tayyip aleyhine karar veren Yargıtay 8. Dairesi'ne veryansın ediyordu. Manşetleri korkunçtu:

‘‘Cevap ver Ünver...’’ ‘‘Seçime dinamit. Siyasi yargı kararları seçimin meşruiyetini tehdit ediyor...’’ ‘‘Adamına göre hukuk...’’

İşlerine gelmeyen bir karar veren Yargıtay 8. Dairesi ile Başkanı Naci Ünver'e böyle hitap ediliyordu. Küstahlık diz boyu olmuştu. Manşetlerde bir başkasına da övgü düzülüyordu:

‘‘Hikmet Sami Türk: Yargıtay kararı hatalıdır.’’

Görevini bağımsız bakana bırakan eski Adalet Bakanı -ve ticaret hukukçusu- DSP'li Hikmet Sami Türk bile Tayyip'in avukatlığına soyunmuştu. Onun gibileri görünce insanın aklı duruyor, hayret ediyor, ‘‘biz geçen seçimde kimlere oy vermişiz, kimleri iktidar yapmışız’’ diye düşünüyor.

Bir yanda Tayyip sürekli olarak ‘‘değiştiğini’’ iddia ederken, ona kimlerin arka çıktığı çok önemli. Dinciler, şeriatçılar, Cumhuriyet düşmanları ve Hikmet Sami Türk gibiler niçin bu şahsa böylesine destek veriyor?

İşin içyüzü buradadır ve irdelenmesi gereken bir konudur. Kimlerin kimin peşinde olduğu, kimin nasıl ‘‘değiştiği’’, bu yayınlardan açıkça görülüyor.

O büyük yalanlar karşımızda sırıtıyor.

* * *

Bugün size kamuoyunda üzerinde fazla durulmayan bir konudan söz edeceğim. Biliyorsunuz, Diyarbakır 3 No'lu DGM, Tayyip'in başvurusunu reddetmişti.

Bu mahkemenin ret veya kabul ettiği konunun üst inceleme makamı, Yargıtay'dır. İtiraz ancak Yargıtay'a yapılır. Nitekim 3 No'lu DGM kararında da ‘‘Yargıtay yolu açık olmak üzere’’ deniliyordu. Oysa hemen ardından ne oldu?

Tayyip'in avukatları Diyarbakır 4 No'lu DGM'ye itiraz ettiler!

Nasıl, niçin, hangi gerekçeyle? Bilinmiyor!..

Ve Diyarbakır 4 No'lu DGM işi görüştü, düşündü taşındı ve 3 No'lu DGM kararını kaldırdı! Yani Tayyip'in lehine bir karar verdi. Bu karar oyçokluğu ile alındı. İşin ilginç yanı, bu mahkemenin savcısı da Tayyip'ten yana tavır koymuştu.

Savcı: Yani Cumhuriyet'in savcısı.

* * *

Sonrasını biliyoruz. Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu dosyayı getirtti, itirazını yaptı ve Yargıtay 8. Ceza Dairesi önceki gün kararını verdi.

Sevgili okuyucularım, Diyarbakır'da başlayıp Yargıtay'da noktalanan bu sürecin çok ilginç bir ‘‘perde arkası’’ var. Bunu burada yazmak, bazı şeyleri açıklamak, benim açımdan ne yazık ki mümkün değil... Çünkü kanıtlayamam.

O perde arkasını bilenler, herhalde gerekli işlemleri başlatacaktır.

* * *

Şimdi Yargıtay 8. Ceza Dairesi tarafından önceki gün oybirliği ile alınan Tayyip kararından bir cümleye dikkatinizi çekmek istiyorum:

‘‘Diyarbakır 4 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi kararının HUKUKİ DEĞERDEN YOKSUN ve hiçbir sonuç doğurmayan YOK HÜKMÜNDE olduğu kabul edilerek’’...

Bu, bir mahkeme kararı için Yargıtay tarafından yazılacak en ağır ve en suçlayıcı bir cümledir.

Peki o halde, Diyarbakır 4 No'lu DGM, bu kararı nasıl vermiştir?

Ortada şu veya bu biçimde ‘‘görevi ve yargı yetkisini kötüye kullanma’’ durumu var mıdır?

Bu mahkemenin, Diyarbakır 3 No'lu DGM tarafından verilen kararı inceleme ve kaldırma yetkisi olmadığı, Yargıtay kararında açıkça vurgulanıyor.

O halde ne oldu? Bu mahkeme o kararı nasıl ve hangi nedenle verdi?

Baştan sona araştırılması gereken konu budur.

Dikkat ediniz, ülkemizin en duyarlı bir yöresinde görev yapan bir Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından verilen ve Yargıtay tarafından (oybirliği ile) ‘‘hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde’’ olarak nitelenen bir karar, yargıya büyük yara aldırır. Yargıyı zan altında, şaibe altında bırakır. Çirkin söylentiler çıkar ve ne yazık ki çıktı.

Yüksek Hákimler ve Savcılar Kurulu bu konuya herhalde el atacak, olayı baştan sona inceleyecek, bu kararın nasıl ve hangi nedenle verildiğini araştıracak ve mutlaka bir sonuca ulaşacaktır!

Emin Çölaşan, Hürriyet; 18.09.2002