|
Türk siyasetinin en hararetli, en sıcak gelişmeleri son günlerde
CHP'de yaşanıyor. Hararetli ve sıcak olmakla birlikte, liderlik,
hakimiyet kavgasına kilitlenmiş bir gelişme bu.
CHP'deki kimi ağır toplara, Derviş gibi "fikir ve politika"
derinliğini ifade eden aktörlerin varlığına rağmen, 29 Ocak 2005
Kurultayı'nda yapılacak yarış "politik öneriler", "yenilenme
modelleri" arasında olmayacak.
Nitekim Hurşit Güneş'ten Zülfi Livaneli'ye, Haluk Koç'tan Celal
Doğan'a bir dizi lider adayının isimlerinin "geçiş, ara yol,
üçüncü formül" adı altında ortaya atılmasından daha öte bir
durum söz konusu değil.
CHP'nin durumu Türkiye'nin bundan 10-15 yıl önceki halini andırıyor.
İktidar kavgalarını azdıran ve iktidar kavgalarıyla azan ağır bunalımın
neden ve sonuçlarını zaman faktörünün etkisiyle daha iyi anlamaları
gerekirken, tersi oluyor.
Sonuçları neden ilan ettikçe, çözümü sonuçlar çerçevesinde zorluyor,
kaçınılmaz olarak iktidar kavgalarını yüceltiyor, onlara taraf oluyorlar.
Yaşanan ve alttan gelen değişimi farketmiyor, sürekli suçlu arıyor,
sürekli eski dengelere öykünüyorlar.
Oysa bir dönemin Türkiye'si gibi CHP de, "toplumsal ve ekonomik
bir seyyaliyet"in yarattığı değişim gerçeği ve bu gerçeğin
yol açtığı sorunlarla karşı karşıya.
Kısacası, değişimin yerleşik yönetim modelini, yerleşik iktidar
ilişkilerini, bu partiyi besleyen siyasi ve toplumsal ittifakları
altüst ettiği bir parti, CHP.
Siyasi hayatta kimi nedenler kimi sonuçları üretir.
Değişimi kuşatamayan, uyum sağlayamayan, değişimi yönetemeyen önce
otoriter yola girer.
Ardından otoriter tercih, yönetim cihazını ve kurumlarını hırpalamaya
başlar.
Nitekim CHP'de yer alan kimi aktörlerin kalitesi ne denli yüksek
olursa olsun, bu partinin içinde yaşanan ayrışma ne kadar derin
olursa olsun, bu yapı ve bu yapıya mahkum parti çatısı sözkonusu
aktörleri sıkıştıran, "iç siyaset oyununa mahkum eden"
bir tarzda ilerliyor.
CHP'li ileri gelenler "demokrasi"nin sadece "oy
verme, oy atma, iktidara gelmeden oluşan bir prosedür" olmanın
ötesinde, bir "siyasi tutum" olduğunu ve bugün dünyada
solun genel olarak bu pozisyon etrafından yeniden tanımlandığını
görmekten bile uzaklar...
Ne var ki, CHP'nin sorunu, hem bir muhalefet sorunu olarak hem
bir sosyal demokrasi meselesi olarak Türkiye'nin, Türk demokrasisinin
sorunu.
Peki ne olacak?
Şunu hemen söylemek gerek: Bazı yapılar reforme edilemezler...
CHP bugün geldiği nokta itibariyle böyle bir yapıdır.
Belki de bu koşullarda isabetli olan, CHP'yi CHP olmaktan çıkaracak,
CHP'lileri tek parti merkezli düşünmekten kurtaracak bir gelişmenin
meydana gelmesi, Mustafa Sarıgül'ün seçimleri kazanmasıdır.
Bu durum ertelenmiş son tasfiyeyi, Ecevit, Demirel, Erbakan, Çiller
ve Yılmaz'dan sonra Baykal'ın da "siyaseten emekli" edilmesine
imkan verecek, Sarıgül'ün hakim olduğu bir yapı solun değerlerini
temsil etmediği oranda, sosyal demokrasi başka bir yapıda, başka
bir çerçevede tekrar canlanma imkanı bulacaktır.
Bekleyim, görelim...
Ali Bayramoğlu, Yeni Şafak
12.01.2005
|