Siyasi parti ne işe yarar

 

Evet, siyasi partiler bir demokrasinin vazgeçilmez kurumlarıdır ama sahiden bir siyasi parti ne işe yarar?
Bizde o kadar çok başarısız örnek var ki, aslında bizdeki birikmiş tecrübeden hareketle siyasi partinin ne işe YARAMADIĞINI gayet iyi biliyoruz. Peki ama bir parti ne işe yarar?
Modern anlamıyla siyasi parti, toplumun bütün renklerinin bütün taleplerini aşağıdan yukarıya doğru ileten ama bu arada toplumu da belli bir yöne doğru yönelten organizmadır esas itibarıyla. Yani, siyasi
partinin varoluşu, onun yarattığı interaktiviteye, karşılıklı etkileşime bağlıdır.
Cumhuriyet Halk Partisi örneğine baktığımızda, bu karşılıklı etkileşimin olduğunu görüyoruz, ama bir sorun var bu etkileşimde: CHP toplumun görece dar sayılabilecek bir bölümüyle karşılıklı etkileşim içinde, ve bu etkileşim de CHP'nin toplumun geri kalanıyla ilişkiye geçmesini
engeller hale gelmiş. Hatta o kadar ki, CHP toplumun hayli geniş bir kesimini dışlıyor bugün.
Bugün CHP içindeki savaş da bu esas olarak. Bazıları, partinin toplumun geri kalanını dışlamamasını istiyor, var olan parti yönetimi ise bütün varlığını öteden beri karşılıklı etkileşim içinde bulunduğu çelik çekirdeğin dışına çıkmak istemiyor. Kabaca baktığınızda CHP'deki mücadelenin özü bu.
Hadi CHP'yi bir kenara bırakalım, diğer siyasi partilere bakalım... Toplumun tümünü değil de görece küçük bir bölümünü temsil ediyorlar. Aslında Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Demokratik Halk Partisi (DEHAP) hariç partilerin toplumun tümünü kapsamak, onları temsil etmek için ciddi bir çaba içinde oldukları belli, ama o zaman da diyelim Doğru Yol Partisi (DYP), diyelim Anavatan Partisi (ANAP), diyelim Demokratik Sol Parti (DSP) söz konusu olunca ciddi bir inandırıcılık sorunu da ortaya çıkıyor.
Yani siz toplumun bütün kesimlerini temsil etmek, onların taleplerini yukarı yansıtmak istiyorsunuz belki ama bakalım toplum sizi istiyor mu, size güveniyor mu? DYP, ANAP ve DSP gibi partiler ile bu bakımdan CHP arasında fazla bir fark yok esasen; onlar da istemeden de olsa dar çevrelerin, dar grupların partisi haline gelmişler ve giderek erimekteler.
Buna karşılık Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) toplumun hayli geniş kesimlerini temsil ettiği, kendini kimseye kapatmadığı açık biçimde görülüyor. AKP genel seçimde yüzde 35 oyla iktidara geldi. O gün AKP'ye oy vermemiş geniş kitleler bugün AKP tarafından dışlanmadıklarını gördüler, iktidarda temsil edildiklerini gördüler ve bugün AKP'ye oy verme noktasına geldiler.
CHP'ye geri dönecek olursak, bu parti için çıkış yolunun partiyi geniş kitlelerle buluşturmak olduğuna kuşku yok. Bunu yaparken CHP'nin kendisini yeniden tanımlamasına da gerek yok. Partinin sosyal demokrat köklerine geri dönmesi ve parti yönetiminin farklı bir muhalefet anlayışını benimsemesi bence kolayca sonuç getirecek yöntemler.
Ancak DYP, ANAP ve DSP gibi partiler için geçerli olan inandırıcılık sorununun CHP'nin bugünkü yönetimi için de geçerli olduğunu unutmamak lazım. Bu anlamda CHP'nin büyümesi Deniz Baykal ve arkadaşlarının parti yönetiminden uzaklaşmasına, yerlerine farklı üslup sahibi ve daha çalışkan insanların gelmesine bağlı.
Siyasi partilerin görevi iktidar olmak ve toplumun çıkarlarını yönetime yansıtmaktır. Hep muhalefet olarak bir yere varılamaz.

İsmet Berkan, Radikal
12.01.2005