|
ÇOK kritik konuları dolambaçlı ifadelerin arkasına sığınmak yerine,
adını koyarak açıkça tartışmak çok daha iyidir.
Onun için ben de, son günlerin en tehlikeli ve kritik konusuna
çok direkt bir soruyla gireceğim.
KRİTİK SORU
‘MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Le Pen siyasetine mi başlıyor?’
Soru bana ait değil.
Geçen gün sohbet ettiğim Türkiye’de yaşayan yabancı bir dostum
bu soruyu sordu.
Türkiye’yi çok seven bir insan bu soruyu soruyorsa, emin olunuz
ki önümüzdeki günlerde Avrupa’da daha yüksek sesle soranlar da olacaktır.
Bu soruya kimsenin diyebileceği bir şey de olamaz.
Çünkü Avrupa aynı reaksiyonu hem Le Pen hem de Avusturya Başbakanı
Jörg Haider konusunda da gösterdi.
Haç çıkarma töreni hakkında söylediklerinden sonra bazı köşe yazarları
adımı vermeden, Bahçeli’nin ‘devlet adamı’ kişiliği hakkındaki değerlendirmemi
eleştirdiler.
Ben, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin kişiliği hakkındaki izlenimimi
hálá koruyorum.
Geçmişte bazı olaylardaki serinkanlı tutumunu unutmuş değilim.
Ancak, bugünlerde Bahçeli ile karşı karşıya gelebilseydim, onunla
MHP tabanı hakkında bazı görüşlerimi tartışmayı isterdim.
MHP TABANI
Dünkü Yeni Şafak Gazetesi’nde bana göre bütün MHP yöneticilerinin
okuması gereken bir yazı vardı.
Davut Dursun’un yazısının başlığı şöyleydi:
‘Milliyetçi Hareket Partisi’nde zemin kayıyor.’
Yazının işlediği teze değinmeden önce, MHP’nin parti olarak son
zamanlarda benimsediği yeni politikanın ana konularına bakalım.
Çok kuvvetli bir ‘Avrupa Birliği karşıtlığı’.
AKP’yi ‘Kıbrıs’ı satmakla’ suçlamaya varan sert muhalefet.
Fener Patrikhanesi ve Hıristiyan misyonerlere karşı milliyetçilikle
karışık dinci bir tepki.
Acaba bu siyaset, MHP tabanının görüşlerini ne ölçüde yansıtıyor?
Davut Dursun’un iddiası şu.
Bu yeni siyaset, MHP tabanının görüşlerinden çok kopuk.
Bu tezini de araştırmalara bağlıyor.
Mesela Türkiye’nin AB üyeliği.
Bugün bu konuda bir referandum yapılsa, MHP’ye oy verenlerin yüzde
61.7’sinin ‘AB’ye evet’ oyu vereceğini söylüyor.
VATAN SATILIYOR MU
AB’nin 17 Aralık’ta Türkiye’ye tarih vermesi konusunda MHP tabanının
görüşleri de şöyle:
Yüzde 15.5 (Olumsuz) görüyor.
Buna karşılık yüzde 28.7 (Normal), yüzde 18.7 (Olumlu), yüzde 20.3’ü
de (Çok olumlu) buluyor.
Kıbrıs meselesine gelince.
Bu konuda kararı MHP seçmeninin yüzde 27.7’si olumsuz veya çok
olumsuz bulurken, yüzde 52.8’i normal, olumlu ve çok olumlu bir
karar olarak görüyor.
Demek ki MHP’ye oy verenlerin yarıdan fazlası Kıbrıs kararını parti
yönetimi gibi ‘vatanı satmak’ olarak değerlendirmiyor.
Bu araştırma sonuçları gerçeği yansıtıyorsa, MHP’nin anti-AB ve
Kıbrıs politikalarının gerekçesi neyle açıklanacak?
MEŞRU HAK
Fransa’da Le Pen, Avusturya’da Haider, ırkçılığa varan politikaları
ile oy alabiliyordu.
Acaba MHP bu politikaları ile oy alabilecek mi?
Orada şu ayrımı yapmak gerekir.
AB karşıtlığı Avrupa’daki herhangi bir siyasi parti için ‘meşru’
bir siyasettir.
Ama aynı şeyi azınlık düşmanlığı için söyleyemeyiz.
İşte ben o nedenle hálá böyle bir siyasetin MHP’ye yarar sağlamayacağı
görüşündeyim.
Yani başlıktaki soruya cevabım şu:
Hayır, Bahçeli, Le Pen’leşemez...
Ertuğrul Özkök, Hürriyet
19.01.2005
|