| |
Bu köşede dün yayımlanan yazı için Cumhuriyet Halk Partisi'nin
10 gün sonra yapılacak olağanüstü kurultayında genel başkan aday
adaylarından Hurşit Güneş'ten bir mektup aldım.
Önce mektubu aynen aktarmak istiyorum:
"Sevgili İsmet,
Bugünkü yazını okudum. Adaylığımı ilk açıklayan olmama rağmen, dördüncü
nitelemene biraz şaşırsam da, bu çok önemli değil. Çünkü asıl önemlisi
CHP'nin bugünkü sorunlarına ilişkin bizi diğerlerinden ayıran iki
unsurdan birine değinmen. Bu da fazlasıyla beni mutlu etti.
Biz sorunu (AÇILIM'ın ilk sayısında da belirttiğim gibi) liderlikten
öte görüyoruz. Evet CHP'de yönetim sorunları var. Kaldı ki, tüzük
de demokratik değil. Örgüt yapısının elden geçmesi gerek. Ama asıl
önemlisi, CHP'nin toplumun varsıl bölgelerinde (Kadıköy, Çankaya,
Şişli gibi) daha fazla oy alırken, yoksul kesimlerde adeta tükenmesi.
Bunun liderlikle açıklanabilecek bir tarafı yok. Bu sosyolojik ve
politik bir olay.
CHP'nin politikalarının sorgulanması ve değişmesi gerek. Aylardır
bunun çabası içindeyiz. Dergiler, toplantılar hep bunun için. Daha
da çalışmamız gerekiyordu.
Bizim dışımızda bu konu ile partide (taraflar içinde) ilgilenen
yok. Demek ki, bu kişiler CHP'de değişimi aramıyorlar. Genel başkan
olduğunda her şeyin düzeleceğine inanan bazı 'özel yetenekli' insanlarla
karşı karşıyayız.
Gelelim ikinci unsura. Bugün adaylığı konuşulan kişiler içinde tüzükteki
antidemokratik değişikliklere kurutayda 'hayır' diyen bir tek biz
ve Hasan Fehmi Güneş olduk. Bu iddiamızı tutarlı biçimde sürdürüyoruz.
Yine Deniz Baykal da tutarlılık gösteriyor: aynı 'Antidemokratik
tüzük sürecek' diyor. Ama daha önce destek veren diğer arkadaşlar
şimdi tüzüğün demokratikleşmesi konusunda ilkesiz bir tutarsızlık
sergiliyor.
Bu haliyle kurultayın bir şey getirmeyeceği bir gerçek. Benim asıl
garipsediğim medyanın bu denli ilgilendiği kurultaya fikirsel bir
boyut kazandırma çabasını yok saymasıdır.
Her ne olursa olsun, eninde sonunda ya CHP değişecektir ya da CHP
eriyip yok olacaktır. Biz Yeniden CHP Hareketi ile bunu gerçekleştirme
azmindeyiz.
Biz ya da başkası fark etmez. Önce sayı değil, önce fikirle hareket
edenler siyasette kazanırlar. Ankara'da her gece paslaşanlar, gazetelerde
daha fazla yer alsa da başarısız olacaklardır."
* * *
Hurşit Güneş'in mektubunda dile getirdiklerine katılmamak imkânsız.
En önemlisi, herhalde 'Önce sayı değil, önce fikirle hareket edenler
siyasette kazanırlar' cümlesi. Türkiye'de siyaset yapanlar, ama
özellikle de CHP'de siyaset yapanlar, siyasetin özündeki bu 'fikir'
meselesini unutmuşa benziyorlar. Onlara göre, medyada görünmek,
medyada eleştirilmemek siyasette başarılı olmak için yeterli.
Kimsenin AKP örneğini dikkate almaması, bu örneğin gösterdiği olağanüstü
siyasi başarının nedenlerini merak etmemesi gerçekten ilginç.
En azından, AKP'nin iktidara gelirken en ufak bir medya desteğine
bile sahip olmadığını, hatta tam tersine medyada yerden yere vurulduğunu
hatırlasalar, son günlerin gereksiz tartışmalarının hiçbiri yaşanmazdı.
Türkiye'de medyayı birbirine kırdırarak siyasette yükselmeye çalışan
bir örneği gördük biz geçmişte. O siyasetçi bugün evinde oturuyor,
iktidarda değil.
CHP yöneticileri hiç değilse bundan bir ders çıkarsalar...
İsmet Berkan, Radikal
19.01.2005
|