İlerici kim, gerici kim?

 

SOLDA bazı aydınlar ve siyaset bilimciler CHP'yi statükocu diye eleştirirken, AKP'nin reformist yönünü övüyorlar.
Öte yanda, "küfretmeden" yazan saygın Kemalist yazar Özdemir İnce dünkü Hürriyet'te buna tepki gösterdi.
Sağın "ilerici", solun "gerici" olması mümkün müymüş?
"Bu saçma tezi" Kemal Tahir'in "müritlerinden biri olan" İdris Küçükömer ortaya atmış ve bakın Küçükömer'i "birkaç cahil röportajcı ve söz büyücülüğüne inanan birkaç artçıdan başka anımsayan ve ciddiye alan artık yok"muş.
Acaba solun bugünkü 'statik'liğinin ve halktan kopukluğunun sebeplerinden biri de bu 'entelektüel hafıza boşalması' değil midir?!
* * *
1960'lı yıllarda solda üstat Kemal Tahir, iktisatçı İdris Küçükömer, tarihçi Mustafa Akdağ, "Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi" adlı kitabıyla İsmail Cem, siyaset felsefecisi Turan Güneş gibi isimler, resmî Kemalizmden farklı tezler geliştirdi.
Halkın hafızasına, yani tarihe küfretmiyorlar, onu anlamaya çalışıyorlardı. "İlerleme"yi bürokrasinin tahakkümünde değil, halkın ekonomik ve sosyal gelişmesinde ve serbestleşmesinde görüyorlardı.
Ecevit bu tezlerin siyasi liderliğini yaptı. "Atatürk ve Devrimcilik" adlı kitabında CHP'nin devletçi, otoriter, elitist mirasıyla hesaplaştı. "Şapka devrimi elbette ilerici idi ama halka ekonomik olarak ne kazanım sağlamıştı?" (Sf. 76)
Ecevit "dine saygılı laiklik" tezini de bu çerçevede geliştirdi.
İdris Hoca'nın "devlet partisi" saydığı CHP'nin 'halkın partisi' haline dönüşmesi ve yüzde 42 oy alması bu açılımlarla mümkün oldu.
Bugünkü CHP'nin sorunu benzer bir açılımı yapamamak değil midir?
* * *
SAYIN Prof. Hurşit Güneş dünkü yazıma gönderdiği cevapta, "Ortanın Solu'nu benim de katıldığım bir şekilde analiz ederek, bugün için diyor ki:
"Bizim teşhisimiz CHP'nin bir devlet partisi haline geldiğidir. CHP yeniden halkın partisi olmalıdır. 'CHP devleti kuran partidir, sol bir parti olamaz' tezinin de haksızlığı, sizin de belirttiğiniz gibi, bundan kırk yıl önce 'Ortanın Solu' hareketi ile kanıtlanmış. Bugün de yapılması gereken, dar gelirli kesimlerin düzene karşıtlığını temsil edecek bir siyaset oluşturmaktır. Biz bu sesi veriyoruz. Aylardır, çıkardığımız dergilerde, düzenlediğimiz toplantılarda bunu dile getiriyoruz. Ancak medya, fikirlere değil, geçen olağan kurultayda, antidemokratik tüzük değişikliklerine 'evet' deyip, şimdi de partide demokrasi isteyenlere ilgi göstermektedir."
Prof. Güneş, sanıyorum, Zülfü Livaneli ve Mustafa Sarıgül'ü kastediyor.
* * *
HURŞİT Güneş ve arkadaşlarının çıkardığı "Açılım" dergisi, "Ortanın Solu" hareketinin "Özgür İnsan" dergisi gibi, zamanımıza göre sol açısından yeni fikirler ortaya koyuyor.
CHP fikren yenilenmezse, Türk demokrasisi güçlü bir "Sosyal Demokrasi"ye kavuşamaz. Hele de Özdemir İnce'nin övdüğü "İsmet Paşa karşı devrimcidir" gibi dar kafalı kurgulara saplanırsa CHP daha da ufalanır.
O eski "ilerici-gerici" şablonu fevkalade yanıltıcıdır.
Bizim asıl yapmamız gereken, "modernleşme" kavramını şekilcilik darlığından kurtarıp ekonomik, sosyal ve politik boyutlarıyla ele alarak akımları ona göre değerlendirmektir.
"Açılım"ın ilk sayısında sosyal demokrat akademisyen ve düşünür Hasan Bülent Kahraman'ın "modernleşme" açısından CHP ile merkez sağı irdeleyen yazısında geliştirdiği "pasif modernleşme" ve "aktif modernleşme" kavramları, kimin nerede durduğunu anlamamız için fevkalade değerlidir. (Yani, CHP'nin hukuki modernizmi, merkez sağın ekonomik ve sosyal modernizmi)
Bütün bunları yeniden düşünmek için İdris Hoca gibi büyük beyinlerin yerleşik klişeleri kırması gerekiyor.

Taha Akyol, Milliyet
19.01.2005