Baykal'ın eli güçleniyor

 

CHP kurultayı için liderlik aday adayı Zülfü Livaneli dün CNN Türk'teki söyleşisinde, partisini dört dönemde değerlendirdi.
Livaneli'ye göre birinci dönem, Atatürk'ün önderliğindeki kuruluş dönemi. Bunu 'Tek Parti Dönemi' izliyor. Sonra 1970'lerle birlikte Ortanın Solu ve sosyal demokrasinin CHP çizgisine (kendi deyişiyle) 'yamanması' dönemi izliyor. Livaneli'ye göre son dönem CHP 'mahcup milliyetçi' bir çizgide, tek parti dönemi anlayışına dönüş özlemleri de taşıyan bir siyaset izliyor.
Livaneli, "CHP, tek parti dönemini genlerinden silip atabilmeli" diyor ve şöyle açıklıyor: "Ben halkın üstündeyim anlayışında olanlar bugün de partimiz içinde var. 2005 yılında artık siz halkın patronu değilsiniz, halk sizin patronunuz. Seçim ardından halkı suçlamaya da hakkınız yok. Ya kendinizi halka anlatacaksınız ya da kendinize yeni bir halk bulacaksınız." Livaneli ayrıca, CHP'nin özellikle şu son dönem devleti koruma refleksinin halkın sorunlarına çözüm arama refleksinin önüne geçtiği ve partinin bürokrasi ve siyaset seçkinlerinin kontrolünde olduğu eleştirisini getiriyor.
Bu sözler, bir başka aday adayının, Hurşit Güneş'in "Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyet Devlet Partisi oluyor" eleştirisini çağrıştırıyor. CHP'nin 1970'lerdeki halkçı ve sosyal adaletçi niteliklerini özleyen Güneş gibi, Livaneli de CHP'nin geldiği noktayı sağda buluyor. Livaneli'ye göre "CHP değişime ve gençliğe açık sol bir parti olmalı".
CHP'nin 29-30 Ocak kurultayında, CHP lideri Deniz Baykal'ın dediği gibi yalnızca parti içi kadrolaşma sorunlarını tartışıp oylamayacağı görülüyor. Baykal bu sözleriyle Türkiye genelinde ciddi bir sorun olan yolsuzlukları kastediyor ve kendisine bayrak açan Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül
aleyhindeki dosyaları ima ediyor. Oysa gelinen aşamada CHP kurultayı çerçevesinde ciddi ideolojik tercih tartışmalarının yapıldığına, CHP bünyesindeki aydınların partinin sağa kaymasından rahatsızlıklarını ifade ettiklerine tanık oluyoruz.
CHP kurultayına bir hafta kala tablo şu: Livaneli dün Sarıgül'le ittifaka gitmeyeceğini ve kendisi 260 delege desteğini bulup aday olamazsa, kendisine verilecek oyların büyük oranda Baykal'a gideceğini söyledi. Bu durumda Baykal'ın şansı daha da güçleniyor. Ancak kurultayı kim alırsa alsın, CHP'den kopmalar kaçınılmaz görülüyor. CHP bu kurultaydan küçülerek çıkacak.
Bu saptamayı yapanlar arasında DSP'nin doğal lideri Bülent Ecevit'in de bulunduğu anlaşılıyor. Ecevit dün CHP'den kopacak ve DSP ilkelerini benimseyecek isimlere kapıları açtı. Sarıgül ve destekçilerinin kurultayı kaybetmeleri halinde CHP'de kalamayacakları, muhtemelen bir merkez parti girişiminde bulunacakları tahmin ediliyordu. Şimdi, Ankara'nın puslu, karlı bir gününde Ecevit yeniden siyaset sahnesine hamle etti.
Siyasette beklenen canlanma CHP kurultayıyla gelecek gibi görünüyor. İlginç bir kurultay olacak.

Murat Yetkin, Radikal
24.01.2005