| |
- Solculuğu milliyetçilik zannediyorlar. Musul, Kerkük'ü işgal
etmeyi, AB'ye Kıbrıs'ta bu şekilde posta atmayı solculuk sanıyorlar.
Kafalar karışık...
- Sarıgül, CHP'ye başkan olamaz. 'Anadolu'nun delikanlıları mert
olur' söylemi sol değil. Böyle oy alırsınız. Sosyal demokrat parti
kuramazsınız İddia ediyorum, AKP'nin tüm seçim sistemi reformlarını
CHP reddedecek.
- Muhafazakârlığını gene sergileyecek. Çünkü bu sistem CHP'ye çok
yarıyor
Türkiye'nin ana muhalefet partisi; hayati olabilecek bir kurultaya
gidiyor. Siyasi gündemimizin önemli bir kısmı, CHP'deki kurultayda
neler olacağıyla, kimin başkan seçileceğiyle, CHP'nin bölünüp bölünmeyeceğiyle
dolu. Ama bütün bu tartışmalar sırasında, CHP'nin kimliğiyle ilgili
ciddi kuşkular da ortaya çıkıyor. Peki inatla 'sol' olduğunu iddia
ettiğimiz CHP, gerçekten sol mu? Tarihi geçmişi itibarıyla CHP'nin
sol olması mümkün mü? Bugün MHP'yi çok andıran politikalarına sol
adı takılabilir mi? Bu parti nasıl yönetiliyor? Bu partiye kimler
oy veriyor? Partinin örgütü kimlerden oluşuyor? CHP'nin siyasetteki
amacı ve yeri ne? CHP 'olgusunu' daha net ve daha derinden açıklayabilecek
bu soruları, sol dünyayı iyi tanıyan, Türkiye solu meselesiyle yakından
ilgilenen Galatasaray Üniversitesi İktisat Bölümü Başkanı Prof.
Seyfettin Gürsel'e sorduk. Yeniden açıldıktan sonra CHP'de bir dönem
çalışan, DSP'nin kuruluşunda da İstanbul il başkanı olan Seyfettin
Gürsel, istihdam, işsizlik, seçim sistemi reformu ve siyasal istikrar
konularında çalışıyor, TÜSİAD'a da araştırma raporları hazırlıyor.
Gündelik politikanın peşine takılıp CHP'nin başkanıkim olacaksorusuna
cevap ararken, galiba asıl soruları unuttuk. CHP kim? Kimi temsil
ediyor? Türk politikasındaki yeri ne? Birincisinden başlayalım izninizle.
CHP dediğimiz parti kim, nasıl tarif edebiliriz bu partiyi?
CHP'yi bugün tarif etmek zorlaştı. 1980'den önce tarif etmek daha
kolaydı. 1992'de yeniden açıldıktan sonra CHP yavaş yavaş geçmişe
öykünmeye başladı. İlk başta bu geçmişe dönüklük fark edilmedi,
çünkü Deniz Baykal, CHP tekrar açıldıktan sonra, İngiliz İşçi Partisi'nin
lideri Blair'in 'Üçüncü Yol'una benzer bir 'Yeni Sol' diye bir hareket
başlattı. Yeni Sol kitapçığını da kendisi yazdı. CHP'nin, Batı'daki
sosyalist partiler gibi bir evrim, dönüşüm geçirdiği sanıldı. Ama
bu benzerlik kâğıt üstünde kaldı. CHP'de dönüşüm değil aksine tasfiye
başladı. Çünkü Deniz Baykal, 'Yeni Sol' kavramını partiyi ele geçirme
stratejisi olarak ortaya koydu. Bu tasfiye sürecinde, parti yeni
fikirlere, yeni insanlara kapandı ve 'tek adam' partisine dönüştü.
Peki bugün bizim CHP dediğimiz parti kim?
CHP'nin bir kimlik sorunu var. CHP programı itibarıyla sol bir parti
ama politikaları itibarıyla sol bir parti olmaktan çıktı. CHP'nin
AB, Kıbrıs, Kürt sorunu, Kuzey Irak, ekonomi gibi konularda aldığı
'devletçi ve milliyetçi' tavırlara baktığınızda, CHP hem 1980 öncesinin
klasik Ortodoks solunun bir partisi gibi oldu. Hem de 1930'lardaki
tek parti döneminin laikçi reflekslerini gösterdi. CHP'nin laiklik
tanımı, Avrupa'daki laiklik tanımının çok gerisinde ve antidemokratik
kaldı. Çünkü CHP, AKP'nin bireysel özgürlükler, toplumsal çoğulculuk,
demokrasi alanındaki girişimlerine kafa yormak yerine, 80 yıldır
sürdürülen şeriat korkusuna ve takiye edebiyatına dayanan çizgiyi
sahiplendi. CHP bugün, 1930'ların ve 1970'lerin CHP'sinin bir sentezi
oldu. Dünya üzerinde böyle bir sosyal demokrat parti yok.
CHP bugün kimi temsil ediyor?
CHP şu anda çok dar bir kesimi temsil ediyor. Seçmen tabanına baktığınızda,
kentli, eğitim düzeyi yüksek, şeriatı bu ülkede bir tehdit olarak
algılayan, şeriat korkusu yaşayan orta ve orta üst sınıflardan oy
alabiliyor. Ama bu kesimlerin tümü CHP'ye oy vermiyor. Oysa CHP,
İslamcı-dinci dediği hareketi eleştirerek, şeriat korkusuna dayanarak,
bu kesimlerin tamamının oyunu alabileceğini sandı. Laiklik ve Atatürkçülük
üzerinden oy almaya çalıştı ama 2002 seçimlerinde hüsrana uğradı.
Eğitimli, kentli, orta ve üst sınıftan kişiler ya şeriat tehdidinin
olduğuna inanmadıkları için sandığa gitmediler, ya da Türkiye'nin
öncelikli sorununun şeriat tehlikesi olduğunu düşünmediler. Çünkü
onların CHP'den beklediği, Türkiye'yi bir şeriat devletinden koruması
değildi. Onlar iktisadi krize çözüm üretecek, Türkiye'yi çağdaş
bir demokrasiye ve piyasa sistemine kavuşturacak ve bunu yapabileceğine
dair kendilerini ikna edecek güçlü kadrolarla donanmış alternatif
bir parti istedi.
CHP ne doğumuyla, ne de bugün savunduklarıyla dünyadaki hiçbir
sosyal demokrat partiye benzemiyor, ama biz ona ısrarla sosyal demokrat
diyoruz. Niye CHP'nin solcu olduğunu iddia etmekten bu kadar hoşlanıyoruz?
Baykal da zaten geçen gün 'CHP'de niye ısrar ediyorlar? Gitsinler
başka bir parti kursunlar' dedi. Baykal ve ekibi değişmemekte kararlı.
Ama şu da var, CHP de kendini sosyal demokrat olarak tarif ediyor,
sıradan sol seçmenin büyük bölümü de onu öyle görüyor. TÜSES'in
anketlerine göre, Türkiye'de Batılı anlamda sosyal demokrasinin
ne olduğunu bilen yüzde 15'lik bir sosyal demokrat seçmen var. Türkiye'de
ben solcuyum diyen herkes solcu değil yani. Milliyetçi politikaları
solculuk zanneden bir yığın insan var.
Niye bizde çoğu insan solculuğu milliyetçilik sanıyor?
Bu bizim tarihsel kafa karışıklığımızdan ileri geliyor. Irak'a 30
bin askerle girip, Musul-Kerkük'ü işgal etmeyi solculuk zannedebiliyor
insanlar. AB'ye Kıbrıs konusunda bu şekilde posta atmayı da solculuk
sanabiliyorlar. Kafalar karışık bizde... Yüzde 15'lik bilinçli sol
seçmenin bir bölümü de hâlâ CHP'ye oy veriyor. 'CHP'den çağdaş bir
sosyal demokrat parti çıkacağı yok' deyip başka bir parti kurulmuyor.
Çünkü soldaki insanların çoğu hâlâ CHP'den umudunu kesmedi. Zaten
bu yüzden de CHP'yi dönüştürme, yenileme gibi bir problem ortaya
çıkıyor ya...
AB, Kıbrıs ve Kürt politikalarına bakarak, CHP'nin solcu olduğunu
söyleyebilir miyiz?
Söyleyemeyiz. CHP, Kıbrıs'ta Denktaş'ın çizgisini savundu. Kıbrıs'ta
ilk defa sol bir parti koalisyon ortağı olarak iktidara geldiği
halde, onunla dayanışmadı. Çözüm isteyen bu sosyal demokrat partiyle
görüşmedi bile.
CHP örgütünü nasıl tarif edebiliriz? Üyeleri, delegeleri kim?
CHP, Türkiye'de bir şeyler değiştirmek isteyen insanların katılmak
için heyecanlanacağı bir misyon partisi değil. Örgütte müthiş bir
genç, kadın ve yeni isim eksikliği var. Yaptığımız anketler, CHP'nin
başta gençler olmak üzere toplumsal desteğini giderek kaybettiğini,
CHP'nin ne olduğuna dair seçmenin kafasının çok karışık olduğunu
açıkça gösteriyordu ama CHP yönetimi bu anketleri hiç kale almadı.
Partiye zaman zaman yeni insanlar giriyor, bunlar kullanılıyor ve
sonra dışarı püskürtülüyor. CHP tamamen siyaset esnafının tekelinde.
Kimin elinde?
CHP, profesyonellerin partisi. Adeta profesyonel siyaset esnafının
kapalı bir örgütü CHP. Partideki hâkim kadrolar, il yöneticileri,
delegeler hep aynı çevreden olan profesyonel Halk Partililer. CHP
bu haliyle 'seçim makinesi' haline geldi. Zaten şu anda CHP yöneticilerinin
ve milletvekillerinin çoğunun birinci önceliği, 2007'de tekrar seçilebilmektir.
Bunun da yolu mevcut oy oranını korumaktır. Bu oy oranını da milliyetçi
ve popülist şablonlarla koruyacaklarını düşünüyorlar işte.
CHP'nin halktaki imajı ne?
Çok olumsuz. CHP'nin halkın gözündeki imajı, dar alanlarda negatif
siyaset yapan, yapıcı olmayan politikalarla ayakta kalmaya çalışan
ve giderek gücünü yitiren iktidarsız bir muhalefet partisi. CHP,
Türkiye siyasetinde tehlikeli bir boşluk yaratmaya başladı. AKP'nin
sağ muhafazakâr iktidarını dengeleyecek, onun başını alıp gitmesini
engelleyecek güçlü bir sosyal demokrat muhalefete ihtiyacı var.
Ve, bu muhalefet bugün ülkede yok.
CHP daima seçkin insanları lider yapmış bir parti. İyi yetişmiş,
kibar, kültürlü insanlar. Bugünkü üslup bu görüntüye uymuyor. Neden
biraz çirkinleşti görüntü?
Eğer CHP canlı tartışmaların yapıldığı, demokratik bir parti olsaydı,
bu partiden yeni başkan adayları çıkardı. O zaman da Mustafa Sarıgül,
Baykal'ın iktidarını böyle tehdit edebilir miydi, emin değilim.
Ama CHP güç kaybeden, için için çürüyen bir partiye dönüştü.
Mustafa Sarıgül CHP'ye başkan olabilir mi?
Olamaz. 'Erdoğan, AKP'ye nasıl başkan olduysa, ben de CHP'ye başkan
olurum' diyor ama Erdoğan'ınki sağ bir siyaset. Soldaki liderler
mutlaka ideolojik mücadelelerden gelir. Sarıgül'ün arka planında
böyle bir derinlik yok. Bu söylemine de yansıyor zaten 'Anadolu'nun
delikallıları mert olur', sol bir söylem değil. Bununla birkaç yüz
bin oy alabilirsiniz ama bununla bir sosyal demokrat parti inşa
edemezsiniz.
CHP'de liderlik sorunu mu, yoksa çağla uyum sorunu mu var?
CHP çağla uyum sorunu yaşıyor. Bu uyumsuzluk, sonunda onu bir lider
sorununa getirip sıkıştırdı işte.
CHP, dünyanın ve Türkiye'nin değiştiğini kavrayamıyor mu?
Kesinlikle kavrayamıyor. Kendisine sosyal demokrat diyen CHP'nin
bir yayını bile yok. CHP fikirlere, tartışmaya, analize kapalı.
Kendisini muhafazakâr demokrat olarak tanımlayan AKP, Kopenhag Kriterleri
doğrultusunda Türkiye'yi çok radikal bir biçimde demokratikleştiriyor.
Peki CHP ne yapıyor? CHP, 'Bunlar takiye' yapıyor demekle bir analiz
yapmış mı oluyor? Ülkede olan biteni kavramış mı oluyor? Hayır.
CHP, türban, kamu alanının tarifi, laiklik konularında AKP bazı
değişiklikler yapsın da, biz yeniden laiklik elden gidiyor korkusunu
yayabilelim ve böylece oy oranımızı koruyalım diye dört gözle bekliyor.
CHP'nin bundan başka hiçbir beklentisi kalmadı. CHP, AB konusunda
da, ekonomi konusunda da AKP'nin tamamen gerisinde kaldı. Peki CHP'nin
tekrar seçmen desteğini alabilmesi için geriye ne kaldı?
Ne kaldı?
Geriye şeriat öcüsü kaldı. Ama burada da yanılıyor. Toplumun değiştiğinin,
dünyayı algılamada ne düzeye geldiğinin, AB'yle birlikte insanların
rahatladığının, şeriat kaygılarının azaldığının, laikliğin yeniden
tanımlanması konusunda toplumda müthiş bir konsensüs olduğunun,
insanların önce iş ve istikrar isteğinin farkında değil CHP.
CHP neden günün gerçeklerine uygun politikalar üretemiyor? Bu bir
liderlik sorunu mu yoksa yapısal bir sorun mu?
Yapısal sorun bu. Yeni lidere ihtiyaç var ama o da aynı politikaları
sürdürecekse, o zaman yenisine ihtiyaç yok. Bu yapıda, genel başkan
ve tepedeki bir avuç insan her şeye karar veriyor. CHP'nin Denktaş'la
dayanışma yapması gerektiğine kim karar verdi? Bundan daha temel
bir karar olabilir mi? CHP'de bunu kime sordular?
O sırada devletin tutucu kesimi de Denktaş'ı destekliyordu...
CHP, böyle ayakta kalabileceğini düşünerek devletin tutucu kesiminin
görüşünü sahiplendi. CHP'nin zaviyesi hep AKP'yi iktidarda nasıl
sıkıştırırım oldu. Her muhalefet iktidarı sıkıştırır ama kendi çizgisinin
tamamen dışına çıkarak yapılır mı bu? Böyle bir belkemiksizlik olur
mu? CHP, AKP'ye en çok ne zarar verebilir, o anda halkın hoşuna
gidecek popülist çıkışlar ne olabilir diye bakıyor ve 'bukalemun'
gibi buna göre tavır alıyor.
CHP şimdi sağa kaymış gözüküyor ama CHP'nin eski başkanı Ecevit
bugün neredeyse şoven bir çizgide. Siz, DSP'de Bülent Ecevit'le
çalıştınız. İki parti arasındaki benzeşme bir tesadüf mü?
2002 seçimlerinde DSP bitti ve şimdi onun bıraktığı bir boşluk var.
CHP, DSP seçmeninin tümünü kendine çekemedi. Bir bölüm DSP'li sağ
partilere gitti. Şimdi milliyetçilikle onların oyunu alabilir miyim
diye düşünüyor olabilir. Kıbrıs, Irak gibi temel konulardaki çıkışlarına
baktığınızda, Baykal'ın Ecevit'ten farkı yok. Yakında bir CHP yöneticisi,
'Din elden gidiyor' diye çıkış yaparsa şaşmamalıyız. Bütün bu milliyetçi
çıkışlar CHP'yi DSP'ye benzetme çabası olduğunu gösteriyor ama,
bu çıkmaz bir sokaktır. Çünkü bu milliyetçi çıkışları MHP de yapıyor,
DYP de...
Niye Türkiye'nin 'sol' olarak tarif edilen partileri böyle hızla
sağa kayıyor peki?
Bu, belki yanıtından korktuğumuz için kendimize sormadığımız bir
soru. Tarihi kökenin etkisi var bunda. CHP, tarihi kökeni itibarıyla
sosyalist hareketten, bir işçi sınıfı, bir halk hareketinden gelmiyor.
CHP; bir milli kurtuluş hareketinden geliyor. Bu hareketi de Osmanlı'nın
asker ve sivil bürokratik eliti yaptı. CHP gökten zembille inmedi.
Tanzimat reformizminden beri Osmanlı seçkinlerinin evrilmesinin
bir sonucudur CHP. İttihat Terakki'nin devamıdır. Mustafa Kemal'in
İttihatçılarla çatışması, CHP'yi büyük ağırlıkla onların kurduğu
gerçeğini değiştirmez. CHP'nin içinde sosyalist bir hareketin olmadığı
çok açık. Bu parti sonradan sol olmaya çalıştı. CHP, kendisinin
devamı sayılan SHP döneminde sol olmaya çok yaklaştı. DSP'nin de
ilk başlarda programı demokrasi ve piyasa konusunda çok gerçekçiydi.
Ama bu partiler sonra dönüp dolaşıp adeta birer sağ parti haline
geldiler.
Eğer sol Türkiye'de yasaklanmamış olsaydı, bizim de bugün gerçek
sol partilerimiz olur muydu?
Eğer sol yasaklanmamış olsaydı, kesinlikle gerçek sosyalist veya
sosyal demokrat partilerimiz olurdu. Böyle partiler Osmanlı'da bile
vardı. Çok dar bir kesime hapsolmuş olsa da, Osmanlı, Batı'daki
gelişmeleri Türkiye'den daha iyi yaşıyordu. 1925'ten sonra sol Türkiye'de
müthiş bir tasfiyeye uğradı. Bu arada, İşçi Partisi'nin neden bugünlere
kalamadığını da tartışmak lazım tabii.
İşçi Partisi'nin sol mirasına bugün neden sahip çıkılmıyor?
ÖDP sahip çıkabilir ama, o mirasa sahip çıkmak için Türkiye'nin
1960'ların Türkiyesi, dünyanın da 1960'ların dünyası olmadığının
farkında olmak ve buna göre yeniden bir siyaset düşünmek lazım.
Bu da Türkiye'de yok.
Peki CHP kurultayından nasıl bir sonuç bekliyorsunuz?
CHP'de işlerin nasıl yürüdüğünü, delegelerin nasıl oluştuğunu, hangi
koşullarda nasıl tavır alacaklarını iyi kötü biliyorum. Bunlar göbekten
bağlı birbirine. Kurultayda kimse Baykal'dan fazla oy alamayacak,
Baykal tekrar başkan olacak ve Sarıgül'ü tasfiye edecek.
CHP bölünür mü peki?
Bölünmez. 2007 seçimlerine kadar CHP'de bir şey olmaz. Bu kadro
dağılmadan 2007'yi bekleyecek. Seçim sonucuna göre, CHP'de bölünme
de olabilir, devrim de. Ama unutmayın... 2007'den önce seçim sistemi
değişebilir. Bu da CHP'nin soldaki doğal tekeline son verir. Barajın
düşürülmesi ve seçim sisteminde reform yapılmasıyla, hakikaten sosyal
demokrat olan bir parti ortaya çıkabilir, ağırlığını koyabilir.
Şimdi burada iddia ediyorum, AKP seçim sistemi reformunu gündeme
getirdiğinde, bu reform ne olursa olsun CHP buna karşı çıkacak.
Çünkü bu seçim sistemi CHP'nin çok işine yarıyor.
Neşe Düzel - Seyfettin Gürsel ile söyleşi, Radikal
24.01.2005
|