|
Çocuklarımızı hayata hazırlayan öğretmenlerin zor hayatı: Gündüz
okulda, gece taksici, şarkıcı, bodyguard, garson.
Alım güçleri son 30 yılda dokuz kat düşen öğretmenler için sadece
maaşla geçinmek artık tatlı bir anı oldu. En kıdemlisi 850 YTL (850
milyon lira) maaş alan öğretmenlerden ek iş yapanların sayısı, özellikle
büyük kentlerde çığ gibi büyüdü.
ÖZEL TİYATROLARDA ÇALIŞANLAR DA VAR
Birçok öğretmen ders saatleri dışında değişik işler yapıyor. Takside
çalışan, restoranda garson olan, barda çalan, şarkı söyleyen ya
da bodyguardlık yapanların yanı sıra özel tiyatrolarda çalışanlara
da rastlanıyor.
MAAŞIM 750 MİLYON EK GELİRİM BİR MİLYAR
Haftada beş gece türkü barda saz çalan 13 yıllık öğretmen İ.Ç. bunlardan
biri: "İstanbul'a gelince barlarda iş aramaya başladım. Maaşım
750 milyon lira, bu işten bir milyar geliyor. Bu sayede araba alabildim."
Gündüz ders anlatıyor gece türkü söylüyor
Modernleşme yolunda hızla ilerleyen Türkiye'de öğretmenler geçinebilmek
için barlarda türkü söylemekten garsonluğa kadar çok farklı alanlarda
ek iş yapmak zorunda kalıyor.
Hepimizin hayatında, anılarında, seçtiği meslekte, yaşadığı hayatta,
bir öğretmenin izi vardır mutlaka. Hayata nasıl bakılması gerektiğini
öğrendiğimiz, adı, sesi, yüzü aklımızdan asla çıkmayan ve çıkmayacak
bir öğretmen. "En kutsal mesleği' icra eden öğretmenler, bir
yandan Türk eğitim sistemini kemiren sayısız sorunun altında ezilmeden
evlatlarına en iyi eğitimi vermeye çalışırken bir yandan da hayat
mücadelesinde yenik düşmemeye çalışıyor. Avrupalı meslektaşlarının
çok altında maaş alan, Öğretmenler Günü dışında hatırlanmayan öğretmenlerin
sorunları çözülmedikçe, ülkenin yarını gençleri parlak günlerin
beklediğini söylemek çok zor.
İ.Ç. 37 yaşında, 13 yıllık bir öğretmen... Sarıyer ilçesine bağlı
bir ilköğretim okulunda çalışıyor. Eşi ev hanımı ve 10 aylık bir
çocuğu var. 2001 yılında İstanbul'- a atandığından beri geçinebilmek
için ek iş yapıyor. İstanbul'daki çeşitli barlarda haftanın en az
beş günü sahneye çıkarak türkü söyleyen İ.Ç. öğretmenlikten kazandığı
parayla ev geçindirmenin mümkün olmadığını söylüyor. İki işte birden
çalışmasına rağmen hala kirada oturuyor, tek lüksü ise geçen yıl
aldığı arabası. Çoğu günler uykusuz bir şekilde dersbaşı yapan,
10 aylık bebeğini çok az görebilen İ.Ç. her şeye rağmen umudunu
yitirmek istemediğini, geleceğin güzel olacağını ifade ediyor.
'SAZIMI ALIP İŞ ARADIM'
İ.Ç. yaşadıklarını şöyle anlatıyor: "İstanbul'a gelir gelmez
çalışmaya başladım. Kimseleri tanımıyordum ama sazımı elime alıp
iş aradım. Başta Taksim olmak üzere çeşitli semtlerdeki barlarda
çalıştım. Öğretmenlikten kazandığımdan daha fazlasını kazanıyorum.
Düzenli çalışırsam bu işten aylık elime geçen para bir milyardan
fazla oluyor. Haftada en az 5 gün çalışıyorum. Yorucu bir tempo
elbette. Barlarda genellikle işimiz gece saat bir buçuğa kadar devam
ediyor. Şu anda çalıştığım yer dışında Beşiktaş ve Seyrantepe'deki
barlarla da iş görüşmesi yapıyorum. Ek iş sayesinde bir araba alabildim.
Hedefim bir ev alabilmek. Kiram şu anda 350 YTL (350 milyon lira).
Eski kiracı olduğum için böyle, yoksa 500-600 YTL (500-600 milyon)
aşağı ev bulmak çok zor İstanbul'da."
'KARAMSAR DEĞİLİM'
Eşine ve çocuğuna vakit ayıramamaktan şikayet eden İ.Ç. eşinin hayat
koşullarının zorluğunu bildiği için kendisine destek olduğunu söylüyor.
"Sonuçta gezip keyif yapmıyorum, daha iyi bir yaşam için çalışıyorum.
Sosyal hayatımız pek olmuyor zaten. Sinemaya gidemiyoruz ama seyrek
de olsa yemeğe çıkıyoruz. Boş vakitlerimdeyse çocuğumla ilgilenmeye
çalışıyorum" diyen İ.Ç. şöyle devam ediyor: "Bar ortamlarında
çalışmaktan hoşnut değilim. Müzik konusunda ciddi çalışmalar yapmak
istiyorum. Yaptığım ekiş öğretmenliğimi etkilemiyor dersem yalan
olur. Ancak meslekte 13. yılım ve artık bazı şeyler rutin hal aldı.
Elimden geldiğince öğrencilerime yorgunluğumu yansıtmamaya çalışıyorum.
İyi bir eğitim vermeye gayret ediyorum ama etkileniyorlar mutlaka.
Özellikle uykusuz kaldığım zamanlar işimi olumsuz etkiliyor. Ne
yazık ki hepsini bir arada yürütmek zorundayım. Ama bütün bunlara
rağmen gelecekle ilgili karamsar değilim. Mutlaka bir şeylerin değişeceğine
inanıyorum."
YILDA BİR GÜN YETMEZ
Öğretmenlerin içinde bulundukları zor koşullar genellikle yılda
bir gün, 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde hatırlanıyor ve ertesi gün
unutuluyor. Yılda bir gün övgüler dizilip, vaatler sıralanıyor,
heyecanlı nutuklar dinleniyor. Sonrasında ise değişen fazla bir
şey olmuyor. Eğitimciler, 24 Kasım Öğretmenler Günü'nün "kutlanan"
bir gün değil, sorunların gün yüzüne çıktığı bir tarih olmasını
istiyor. Öğretmenlerin sıkıntıları maaşlara da yansımış vaziyette.
Dört kişilik bir öğretmen ailesinin yapması gereken asgari gıda
harcaması tutarı Ekim 2004 ayı itibariyle 490 YTL tutuyor.
YOKSULLUK SINIRINDA
Dört kişilik bir ailenin gıdanın yanı sıra kira, ulaşım, yakacak,
elektrik, su, haberleşme, giyim, eğitim, sağlık, iletişim, kültür
gibi temel ihtiyaçlar için yapması gereken harcama dikkate alındığında
yapılması gereken toplam harcama tutarı Ekim 2004 itibariyle bin
500 YTL'nin üzerinde. "Yoksulluk Sınırı" olarak tanımlanan
bu tutar,yaşama düzeyini karşılayacak asgari tutar olmasına karşın
öğretmenler, bu sınırın çok altında ücretler alıyor. Öğretmenlerin
1976-2005 yılları arasındaki 29 yıllık süreçte alım güçleri incelendiğinde
çıkan sonuçlar ise eğitimcilerin giderek daha da yoksullaştığını
ortaya koyuyor. 1976 yılında bir öğretmen aylık maaşıyla 141 kilogram
dana eti alırken günümüzde ancak 61 kilogram et alabiliyor. 1976
yılında 5 bin 546 TL maaş alan bir lise öğretmeninin aldığı para,
2005 yılında 679 YTL 80 kuruş alan 9/1 derecedeki öğretmenin aldığı
maaştan daha fazla alım gücüne sahip.
ALIM GÜCÜ 9 KAT DÜŞTÜ
Maaşlardaki erime temel gıda maddesi olan ekmekte de göze çarpıyor.
1980 yılında 16 bin 19 lira maaş alan bir lise öğretmeni maaşıyla
5 bin 118 adet ekmek alırken günümüz öğretmeni ancak 2 bin 236 adet
ekmek alabiliyor. Öğretmenin eriyip giden maaşı, tatillere de damgasını
vurmuş durumda. Öğretmenlerin yüzde 51.2'si tatillerini "akraba
ve arkadaşlarının" yanında, yüzde 11.5'i otelde, yüzde 13.9'u
pansiyonda geçiriyor. Yüzde 23.4'sı ise hiç tatil yapmıyor. Buna
göre, ekonomik nedenlerden dolayı öğretmenlerin yüzde 74.6'sının
tatil yapamadığı ortaya çıkıyor.
Sabah
24.01.2005
|