| |
Baykal, sadece Irak Savaşı Tezkeresine karşı aldığı tutum için
bile desteklenmeyi hak ediyor.
Cumhuriyet Halk Partisi, hafta sonu kurultayı ile yine gündemde.
Medyanın bir bölümü Deniz Baykal'ı gönderme misyonunu üstlenmiş
görünüyor. "Baykal gitsin de gerisi Allah kerim" anlayışının
egemen olduğu anlaşılıyor.
İlk günden altını çizdiğimiz bir konu var: Siyaseti dizayn etme
çabalarının dışında olmak.
Ne bir partinin başına lider atama, ne bakan değiştirme, ne de hükümet
kurup yıkma hevesimiz var. Ancak bu siyasetteki gelişmeler hakkında
yorum yapma hakkımızı elimizden almıyor.
CHP lideri Baykal, seçim listelerini oluşturmasındaki kimi tercihleri,
parti yönetimindeki anlayışı nedeniyle zaman zaman eleştirdiğimiz
bir isim.
Ancak, bu eleştirileri CHP'nin kimliğine ve varlığına yönelik girişimlerden
ayırt etmek gerekir.
CHP, kökleri Mithat Paşa'dan İttihat ve Terakki'ye uzanan, Türkiye'deki
tüm partilerin doğumuna tanıklık etmiş bir kurum.
CHP'nin ilkeleri laiklik, cumhuriyetçilik ve ulus-devlet. Türkiye'de
bu değerlere önem veren kesimlerin tercihi CHP oluyor.
Ana muhalefet partisi de son dönemde bu ilkelerine uygun bir muhalefet
örneği sergiliyor.
Avrupa Birliği'ne uyum yasaları, Anayasa değişikliği konusunda alabildiğince
destekleyici bir tavır takınırken, zina gibi konularda da geri adım
atmamaya özen gösteriyor.
CHP'nin laiklik konusundaki bu hassas tavrının ulusçu ve bağımsızlık
yanlısı bir diğer örneğini ise Irak tezkeresi konusundaki tavrı
oluşturuyor. Zaten, CHP'nin şimşekleri asıl üzerine çekmesinin nedeninin
bu tezkere konusunda gösterdiği tavır olduğu anlaşılıyor.
Burada anlaşılması gereken, altının çizilmesi gereken husus şudur:
CHP, sosyal-demokrat bir parti olmaktan önce Kemalist bir partidir.
CHP'ye Kemalist olması nedeniyle kızmak, MHP'ye aşırı milliyetçi
tutumu, Saadet'e Milli Görüşçü tutumu nedeniyle kızmakla eş anlama
geliyor .
CHP'nin Kemalist duruşunu çıkardığınızda geriye ne kalacağı tartışmalı
oluyor.
Bu partiyi yeterince sosyal-demokrat bulmayanlar, çağdaş bulmayanlar,
arkaik bulanlar var elbette. Zaten onlar da kendi yollarına gidip
farklı parti çatıları altında örgütleniyor.
Baykal, bu partiye genç yaşında katılmış, çeşitli mücadeleler sonucu
liderliğe yükselmiş ve dünyanın ve Türkiye'nin hızla sağa kaydığı
bir dönemde yüzde 20 gibi bir oy oranıyla partisini Meclis'e sokmuş
bir isim.
Bunu yaparken de, hiçbir gün CHP'yi CHP yapan kimliğinden taviz
vermemiş. Kemalist çizgisini özenle korumuş. Bu, Cumhuriyet'i kuran
bir partinin mirasçısı olarak doğal hakkı.
Bu kez zorlu bir yarışa giriyor. Üstelik, bu kurultay parti içi
bir çekişme olmaktan çıkmış, çeşitli anketler, oylamalarla medyanın
doğrudan müdahil olduğu bir çekişme halini almış durumda.
Baykal'la birçok konuda görüş ayrılığımız olmasına rağmen, sadece
Irak Savaşı tezkeresindeki tutumunun ülkemizi büyük bir felaketten
koruduğuna inanıyorum. Yine Baykal'a en büyük eleştirinin bu tezkerenin
destekçilerinden gelmesinin ardında, CHP üzerindeki farklı dizayn
planları olduğunu düşünüyorum.
Savaşın ülkemiz topraklarında sürdürülmesine engel olan, gencecik
çocuklarımızın ölüm tarlalarında heba olmasına izin vermeyen Baykal'ın
sırf bu tavrı ile bile desteğe hak kazandığı görüşündeyim.
Ergun Babahan, Sabah
26.01.2005
|