| |
Parti, toplumun iç dinamiklerini harekete geçirip, halkla birlikte
yeni çözümler ve yeni bilgiler üreterek güven ağı oluşturmalı, başarı
biriktirmeli
Düşünce hayatımızın önde gelen isimlerinden Prof. Dr. İlhan Tekeli,
Mehmet Kabasakal'ın organize ettiği Pera Palas toplantıları için
yeni siyasi parti / hareket modeli üzerine bir çalışma yapmış. TÜSES,
SODEV, SDD ve TESAV gibi sosyal demokrat sivil toplum kuruluşlarınca,
bugünlerde üzerinde düşünce egzersizi yapılmakta olan Prof. Tekeli'nin
Türkiye solu için yeni siyasi parti modeli, 2 temel önermeye dayanıyor:
Birinci önerme, partilerin siyaset yapmasındaki temel amacın, iç
dinamik yaratmaya yönelik olduğu ilkesinden yola çıkıyor. Siyasete
bakış açısını tümüyle değiştiren bir önerme bu. Partinin esas amacının,
ne olursa olsun iktidara gelmek olmayıp, toplumda iç dinamik yaratmasına
dayanan bir bakış açısı.
Siyasiler utansın!
Prof. Tekeli, toplumun iç dinamiklerini harekete geçirme noktasına
nasıl geldiğini şöyle izah ediyor: "Son dönemde hep şu argüman
öne sürülüyor. Türkiye'nin iç dinamikleri yetmiyor, ancak dış dinamiklerle
Türkiye dönüşebiliyor! Siyasetçilerin utanması gereken bir durum
bu. İç dinamiği harekete geçiremiyorsanız, sizin siyaset yapmanızın
gerekçesi ortadan kalkıyor zaten."
İkinci önerme partinin yapısıyla ilgili. Yeni modelin çıkış noktası,
partinin öğrenen bir kurum olması. Kollektif bilişsel (cognitive)
sorumluluk üzerine kurulu bir parti yapısı bu. Partinin şöyle çalışması
düşünülüyor: Değişik yerelliklerde toplumun değişik kesimleriyle
biraraya gelerek sürekli çözüm üretirken, sürekli bilgi de üretmek,
o yeni bilgiler / çözümler aracılığıyla toplumda yeni bir güven
ağı oluşturmak ve bunun üzerinden siyaset yapmayı öneriyor Prof.
Tekeli. Bugünkü demokrasi ve iktidar anlayışıyla taban tabana zıt,
ama sol Türk halkı için umut olmak istiyorsa, toplumla birlikte
yeni çözümler ve yeni bilgiler üretmekten başka çıkış yolu görünmüyor.
Siyasetçinin sabrı yeter mi, orası ayrı konu.
Başarı biriktirme
Prof. Tekeli'nin önerdiği yeni parti modeli, uygulamada etkili olmak
için iktidara gelmeyi beklemiyor, başarı biriktiriyor. Ve biriktirilen
bu başarı partiye; a- hem güven sağlıyor, b- hem topluma yabancılaşmayı
önlüyor, c- hem de iktidara büyük deneyim kazanarak hazırlanmasını
sağlıyor.
Prof. Tekeli'nin yukarıdaki 2 önermeye ek 3. bir önermesi var: "Esas
amacı iktidara gelmek olmadığı halde, böyle güven ağlarına dayanarak
kurulmuş bir partinin iktidara gelme şansı da, iktidarda başarılı
olma şansı da fırsatçı partilerden daha yüksek olacaktır."
Tekeli'ye göre Türkiye'de solun ya da CHP'nin problemi Deniz Baykal
değil. Solun problemi, geçmişin paradigmalarına hapsolmuş olması.
Örneğin ulusçuluk konusunu ele alalım ve sözü Tekeli'ye bırakalım:
Ve ulusçuluk...
"Türkiye'deki ulusçulukla küreselleşme arasında bir yüksek
gerilim var. Küreselleşmeyi savunanlar, ulusçuluğun şu - şu özellikleri
günümüz dünyasında yaşamak için elverişli değil diyorlar, ama yeni
bir ulusçuluk önerisi yapmıyorlar. Halbuki toplumun iç dinamiklerini
harekete geçirerek işe başlamak, küreselleşen dünyada ulusçuluğu
yeniden tanımlamak için de çok önemli bir çıkış noktası olabilir.
Günümüzde ulusçu olmak, ulusçuluktan doyum almak ne konuda olabilir?
Ben, saygı gören bir ülkenin yurttaşı olduğum zaman onur duyarım.
Ama saygı duyulan bir ülkenin yurttaşı olmak için, küresel dünyanın
düşünce ve sanat hayatına katkıda bulunmak lazım. İç dinamik yaratmak,
böyle bir koşulu da ortaya koyuyor.
Diğer taraftan bağımsızlık da yeniden tanımlanıyor. Bugünün dünyasında
bağımsızlık, ülke sınırları içine kapanarak değil, dünyada yankılanacak
bir projeyle sağlanabilir ancak. Biz Türkiye'nin kaygılarından gelişen
bir iç dinamikle, mesela üniversite reformu konusunda ABD ve Avrupa'daki
üniversitelerin de reform ihtiyacına cevap verecek bir proje ile
dünyada pekâla sesimizi duyurabiliriz."
Meral Tamer, Milliyet
26.01.2005
|