Muhalefeti nasıl yapmalı?

 

Daha önce de yazdım, bir kez daha tekrar edeceğim: Siyasetin kendisi giderek daha teknik konulara odaklandıkça muhalefet yapmak da güçleşiyor.
Ya da şöyle söyleyeyim: Siyasi partileri birbirinden çok net biçimde ayıran ideolojik farklar ortadan kalktıkça muhalefet yapmak da zorlaşıyor.
İster kabul edin ister etmeyin, Türkiye'de de durum bu. Muhalefet söyleyecek söz bulmakta zorluk çekiyor ya da kolayca bulduğu şeylerle kimseyi memnun edemiyor.
Eski usulde, yani ideolojik farkların çok belirgin olduğu zamanlarda negatif siyaset yapmanın, muhalefetin tamamını negatif siyasi söylemlere bağlamanın bir pratik geçerliliği vardı. Kendi programınızı anlatmanıza gerek yoktu; çünkü belirgin siyasi kimliğinizden ötürü insanlar zaten iktidara geldiğinizde neyi nasıl yapacağınızı tahmin ederlerdi.
Oysa bugün iktidardaki partiyle muhalefetteki partinin programları birbirine yakınlaşmış durumda. Siyasi farklardan değil de üslup ve kişi farklarından söz edilebilir ancak.
Bakın, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi, orman alanı dışına çıkarılmış B-2 tipi arazilerin satışını legalleştirmeyi öngören bir Anayasa değişikliği yapıyor, muhalefet buna itiraz ediyor ama sonra ortaya çıkıyor ki, itirazcı muhalefet de seçim beyannamesinde iktidara gelirse aynı şeyi yapacağını söylemiş.
Bir örnek daha: İktidar, SSK hastanelerini Sağlık Bakanlığına devrediyor, muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi karşı çıkıyor. Yine ortaya çıkıyor ki hastanelerin devri CHP'nin de projesidir.
Bu iki örnek hatırlatıldığında CHP'nin tepkisi, 'Bizimki başka' demek oluyor. Oysa başka falan değil, aynı şey. Sadece yapanlar farklı.
İktidar ile muhalefet arasındaki siyasi program farkının azaldığı durumlarda negatif siyaset tek başına bütün muhalif söylemi taşıyamıyor. Türkiye'nin son 2 yılı buna örnek. CHP'nin muhalefette başarısız bulunmasının ardında da bence bu yatıyor: Salt negatif siyasete yüklenmek.
Oysa hem muhalefette olup hem pozitif olmak mümkün. Yani sürekli yeni politikalar önermek, bu politikaları uygulayamadığı için de iktidarı eleştirmek mümkün. Böylece, iktidarın söyleminin ve siyasetinin bağımlı değişkeni olmaktan kurtulmak, kendi siyasi gündemine sahip olmak da olası hale gelir.
Kaldı ki, bir yandan pozitif politika önerileriyle seçmenin önüne çıkarken bir yandan da iktidarın uygulamalarını ve politikalarını eleştirmeye devam etmek de mümkün. Yani, negatif siyasetin dozunu azaltmak gerek, onu muhalif söylemden tamamen silmeye gerek yok.
***
CHP bu hafta sonu olağanüstü kurultay düzenliyor. Kurultayın gündemi genel başkan ve parti yönetim organlarının seçiminden ibaret. Bir siyasi tartışma öngörülmüyor. Hoş öngörülse bile CHP'nin siyasi tercihlerini kurultaylarda belirlediğine belki 30 yıldır tanık olmuyoruz zaten.
CHP'de eğer mevcut Genel Başkan Deniz Baykal koltuğunu korursa, CHP'nin son iki yıldır kullandığı söyleme devam edeceğini varsayabiliriz. Peki başkası kazanırsa CHP'nin söylemi değişir mi? Ben bu konuda çok da umutlu değilim açıkçası.
CHP ya da başkası, az önce sözünü etmeye çalıştığım söylem değişikliğini gerçekleştirmedikçe gerçek bir iktidar alternatifi olamayacak. En azından kısa dönemde. Elbette iktidar yıpratır. Yani AKP de sonsuza kadar iktidarda kalacak değil. Önemli olan AKP'ye sağlıklı bir alternatifin olması. CHP bu alternatifi oluşturmak istiyorsa, bir gün iktidara gelmek istiyorsa, önce seçmene güven verecek.

İsmet Berkan, Radikal
26.01.2005