ABD, CHP, marangoz ve hata...

 

CHP Kurultayı'na birkaç gün kala bu parti etrafındaki tartışmalar fikir, öneri, politika çerçevesinden iyice uzaklaşmaya yüz tuttu.

Dolaştığı televizyon kanallarında Mustafa Sarıgül'ün "CHP'de yeni politikalar" konusunda yaptığı açıklamalar açıkçası içler acısı bir görüntü çiziyor.

Baykal ise çıkışı "dış güçler" kozunda bulmaya çalışıyor. "ABD'nin kendisini ve partisini cezalandırmak ve değiştirmek" niyeti taşıdığını, Sarıgül'ün bu ABD harekatının aracı olduğunu dolaylı dolaysız kurultay kampanyasının ana unsuru haline dönüştürüyor.

Açıkcası bu da içler acısı bir duruma işaret ediyor.

Sosyal demokrasiyi temsil eden, ettiğini varsayan bir siyasi partinin genel başkanı eliyle içine düştüğü, her tür müdahaleye açık, bu müdahaleyle itişmeyi ya da bu müdahaleyi kullanmayı ana hedef haline getirmiş üçüncü dünyalı görünüm vahimdir.

Soru şu:

Neden Baykal, Sarıgül'le siyasi alanda, siyasi konu ve önerilerle boy ölçüşmüyor, ölçüşemiyor?

40 yıldır siyaset yapan, nice zorlu rakipler görmüş olan Baykal için kağıt üzerinde Sarıgül'den daha kolay lokma olabilir mi?

O zaman Sarıgül gibi "sıradan popülist bir varoluş" dışında hiçbir özelliği olmayan bir siyasi aktörün CHP genel başkanlığı için bu denli büyük alternatif haline gelmesi Baykal politikalarının sonucu olabilir mi?

Baykal'ın asıl sorgulanması gereken bu değil midir?

Bu sorgulamayı aleni olarak yapması belki bir siyasetçiden beklenemez.

Ama her siyasetçinin bunu kendi içinde yapması pek ala mümkündür.

CHP Genel Başkanı'nın böyle bir sorgulamaya hiç bir şekilde yanaşmadığı "ABD ve dış güçler" kozunu ortaya atmasından bellidir.

Baykal yıllardır benzer bir duruşla işi idare eder.

Ona göre CHP'nin ve Türkiye'nin sorunları hemen hiçbir zaman yapısal olmamıştır. Ana sorun sıradan bir işletmecilik, bir liderlik sorunudur. Şimdi uzun süredir kendisi işletmeci ve lider olduğu için "değişmez toplum, teknik işletmecilik ya da siyaset" ilkelerinden taviz vermeden, tersine onları bir kez daha besleyerek bu kez gözünü ufka, dış güçlere dikmiş durumda.

Peki Baykal sözde güllük gülistanlık bir bahçeye dalmaya çalışan "dış güçler"le, daha doğrusu "dış güçler operasyonu"yla ne kastediyor?

CHP delegeleri ABD tarafından satın mı alındı?

CHP'nin ya da her hangi bir siyasi partinin böyle bir delege yapısı olabilir mi? Böyle bir varsayım bir liderin kendi delegelerine hakaret etmesi değil midir? Ayrıca bu delege yapısını elleriyle biçimlendiren Baykal değil midir?

Peki ABD nasıl müdahale ediyor CHP'nin iç işlerine?

Ortada heyecan yaratacak dosyalar yok, bir ara Baykal ve kızı hakkında ortaya atılan iddiaları çocuklar bile ciddiye almadı.

Diyelim ki, operasyon basın üzerinden yapılıyor. Ama nasıl? Nitekim Sarıgül'ü destekleyen kimi büyük gazeteler bile politikalarını son derece dengeli götürüyorlar.

ABD'nin elbet tercihleri, niyetleri, müdahale arzusu olur.

Ancak bunların 2000'li yıllarda Türkiye gibi bir ülkede, özellikle bir siyasi partinin genel başkanını belirleyecek bir kurultay düzeyinde belirleyici olabilecek etkili araçlar üretmesi mümkün değildir.

Türk sosyal demokratları, hatta Türk insanı yıllarca Demirel'den Özal'a kimi liderlerin ABD'nin yarattığı liderler olduğunu düşünmüştür.

Ne var ki, beğenelim beğenmeyelim Demirel de, Özal da, ülke tarihinin tanıdığı en etkili, en kıvrak liderlerdi. Belki ABD'nin desteğini almışlardı; ancak onları lider yapan, başarılarının arkasında yatan kendi özellikleri, toplumla kurdukları temas ve sorunlara yaklaşma biçimiydi.

Sarıgül nitelikleri itibariyle onların uzağından bile geçmiyor.

Sarıgül'ün Türk siyasetinde etkili bir yere gelmesi, olsa olsa bir marangoz hatası olur.

Bu marangoz ise Baykal'dır.

Ali Bayramoğlu, Yeni Şafak
28.01.2005