İlericilik, gericilik, CHP ve AKP

 

KEMALİZMİN büyük yazarlarından Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Köy Enstitüleri'nin Menderes tarafından kapatılmasını "DP'nin en büyük suçu" ilan etmişti.
Köy Enstitüleri köylüye sulama, bahçecilik, karasaban tamiri, hayvancılık gibi konularda da eğitim veriyordu.
Enstitülerin kapatılmasıyla, Karaosmanoğlu'na göre:
"Suyu arayan adamın elinden kazma ve kürek alınarak, Türk köyleri yeniden suya kavuşabilmek için, yağmur duası okuyanların güçlü nefeslerine bırakılmıştı."
Acaba öyle mi?
* * *
KÖYÜN yakınında akarsu, baraj, kanal gibi su kaynakları yoksa, enstitü öğretmeni ve köylüler kazma kürekle ne yapabilirdi?!
Peki DP ne yaptı?

- 1950 yılında Türkiye'de 58 bin 11 tane köy ve mahallenin sadece 8 bin 809'unda içme suyu vardı. 1950'de iktidara gelen Menderes'in on yıllık döneminde, bu rakam 33 bin 554'e yükseldi!

- Tek Parti devrinde üç baraj yapılmıştı: Çubuk, Gölbaşı ve Gebere... Menderes 19 baraj projesi başlattı. Bunlardan Sarıyer, Seyhan, Ayrancı, Sille, Kemer, Demirköprü, Samsa ve Hirfanlı, Masun, May, Altınapa barajları 1960 yılına kadar işletmeye açıldı. Kesikköprü, Almus, Sarımsaklı, Selevir, Seyitler ve İbala barajları ise Menderes asıldıktan sonraki yıllarda hizmete girdi.

- Barajlarda toplanan su miktarı 1950 yılında 157 milyon metreküptü, Menderes'in on yılında 80 misli artarak 13 milyar metreküpe çıktı.

- Sulanan arazi 547 bin dönümden, 1 milyar 521 bin dönüme yükseldi.

- Elektrik üretimi 1950-60 arasında 737 milyon kilovat saatten 2 milyar 550 milyon kilovat saate çıktı.
Ve çimento, yol, hastane, okul, üniversite rakamlarında benzer atılımlar...
"İlerici-gerici" şablonu yanlış olduğu için, Yakup Kadri'ye de yanlış hüküm verdirtmiştir! Köylerimizi "yağmur duası okuyanların güçlü nefesine" muhtaç olmaktan kurtarmayı asıl başlatan, Demokrat Parti'dir.
* * *
MODERNLEŞME konusunda iki farklı anlayış: Kemalizm, halefi olduğu Osmanlı modernistleri gibi, 'muasırlaşma'da önceliği siyasi kurumların ve 'kültür'ün modernleştirilmesine vermiştir, özünde "kültür devrimi"dir. Ekonomiyi idari bir iş olarak ele almıştır.
'Devlet'e dayanır, "halka rağmen halk için"dir, halktan yeterli oy alamamıştır; 1970'lerdeki "Ortanın Solu" hareketi hariç...
Ecevit, İdris Küçükömer, İsmail Cem, Murat Belge, Tevfik Çavdar, Hasan Bülent Kahraman gibi sol aydınlar da genelde bu analizi yapmışlardır.
DP'den AP'ye, Özal'ın ANAP'ına ve bugün AKP'ye uzan merkez sağ çizgi ise, halkın geleneksel değerlerine saygı göstermiş, önceliği "kalkınma dinamikleri"ne vermişlerdir: Yol, baraj, elektrik, fabrika, okul, hastane, ticaret, şehirleşme, dışa açılma, siyasal katılma...
Bu sayede halkla kolayca anlaşmışlar, ekonomik ve sosyal modernleşmeyi hızlandırmışlardır.
DP neden oy almışsa AKP de o sebeple oy alıyor... CHP'nin oy alamayışının sebebi, geçmişindeki 'model'e yapışması, gücünü kitlelerden alan, hakiki bir "sosyal demokrat parti"ye dönüşememesidir. CHP'nin sorunu 'geleneksel'dir.

Taha Akyol, Milliyet
28.01.2005