Anayasa Madde 76...
 

Geçen yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi o kocaman Anayasa değişikliği paketini ele alırken değiştirilmesi istenen maddelerden biri de 76. maddeydi. Ama Meclis 76. madde değişikliğini reddetti.
Size milletvekili seçilme yeterliğini belirleyen bu maddenin ikinci fıkrasını aynen aktarmak istiyorum:
"En az ilkokul mezunu olmayanlar, kısıtlılar, yükümlü olduğu askerlik hizmetini yapmamış olanlar, kamu hizmetinden yasaklılar, taksirli suçlar hariç toplam bir yıl veya daha fazla hapis ile ağır hapis cezasına hüküm giymiş olanlar; zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla, kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, devlet sırlarını açığa vurma, ideolojik veya anarşik eylemlere katılma ve bu gibi eylemleri tahrik ve teşvik suçlarından biriyle hüküm giymiş olanlar, affa uğramış olsalar bile milletvekili seçilemezler."
Evet, Anayasa bunu emrediyor. Bu emri ikiye ayırmak mümkün: Birinci bölümde görece 'adi' suçlar var. İkinci bölüm ise 'ideolojik ve anarşik eylemlere katılma ve bu gibi eylemleri tahrik ve teşvik suçlarından biri'ni kapsıyor.
Bir kere hemen söyleyeyim, sözünü ettiğim ikinci bölümde bana göre iki çeşit suç var: Bunlardan birincisi, terör suçu. Yani silahlı eyleme katılma suçu. İkincisi ise uzun yıllardır ülkemizde 'düşünce suçu'
diye adlandırılan, düşünceyi ifade özgürlüğünün kısıtlılığından kaynaklanan suçlar.
Bendeniz, 'düşünceyi ifade suçu' diye bir suçun olmaması gerektiğini düşündüğüm için yıllardır bu köşede durup durup aynı konuyu gündeme getiriyorum. Demokrasi ve insan hakları alanlarında Avrupa Birliği standartlarını savunmamın nedeni de bu: Düşünceyi ifadeye olabilecek en geniş özgürlüğü tanımak. (Burada hemen belirteyim, ırkçılığı, dine ya da mezhebe bağlı ayrımcılığı, terörü ve suçu övmeyi/savunmayı düşünceyi ifade özgürlüğünün kapsamında görmüyorum.)
Düşünceyi ifade özgürlüğü uğrunda verilen mücadele uzun yıllardır devam ediyor. Eskiden 141, 142 ve 163'ten söz ediyorduk, sonra Terörle Mücadele 8. maddeden söz etmeye başladık ve en son olarak da TCK 159 ve 312 gündemde.
Özellikle 1995'te gerçekleştirilen Terörle Mücadele 8. madde değişikliğinden beri 312 başımızın büyük belası. Savcılar ve hâkimler, bu maddenin metnini alabildiğine geniş bir alan için kullanmaya başladılar, yaklaşık 4 bin kişi bu maddeden yargılandı, hüküm giydi. Pek çoğu, davalarını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne götürdü, pek çoğu tazminat kazandı. (Mehdi Zana gibi terörü övdüğü için tazminat kazanamayanlar da var.) Türkiye, 1995'te gümrük birliğine girmeye uğraşırken TMY 8'i değiştirdi. Bugün AB'den müzakere tarihi almak için de 312'yi değiştirdik. 312'nin yeni hali yeterli olmamakla birlikte önemli bir rahatlama sağladı. Nitekim yeni açılan 312 davalarında ciddi bir azalma var, bunu adli istatistiklerden de görmek mümkün.
Ancak şu günlerde Tayyip Erdoğan, Abdülmelik Fırat gibi eski 312 mahkûmlarının durumuna bakınca, geçmişte açılan yaranın hâlâ kanamakta olduğunu görüyoruz. Bu kanamanın başlıca nedeni, yukarıda aktardığım Anayasa maddesi ve bu metni aşağı yukarı aynen tekrar eden Milletvekili Seçilme Kanunu'nun 11. maddesinin ilgili bendi.
Maddede geçen 'ideolojik suç' kavramı, Türkiye'nin altına imza korduğu İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ile de, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile de, Paris Şartı ile de ve gelecekte kabul edeceğimiz Avrupa Sosyal Şartı ile de taban tabana çelişen bir kavram. Böyle bir suç yok.
Kaldı ki, şimdi Tayyip Erdoğan ve DEHAP'lılar aday diye hatırlanan Anayasa'nın 76. maddesi bihakkın uygulansa, bugünkü Meclis'te pek çok kişi milletvekilliğini kaybedebilir. Nitekim önümüzdeki dönem Meclisi için hazırlanan aday listelerinde, 12 Eylül döneminden beri görülmedik ölçüde bir tırpan yapılıyor. Emin olun, seçimlerden sonra da bir sürü milletvekili için ortaya onun aslında milletvekili seçilme yeterliğine sahip olmadığına dair ciddi kanıtlar ortaya atılacak. Geçmişin cinayet hükümlülerinin milletvekillikleri düşürülmek istenecek.
Anayasa'da geçen 'affa uğramış olsalar bile' ifadesi, olabilecek en kötü ifade. Benim bildiğim, insan bir suç işler ve sonra da cezasını çekerse, toplum tarafından affedilmiş sayılır. Çocuk yaşta işlenen bir hırsızlık suçu, eğer cezası da çekilmişse ömür boyu insanın peşinden gitmez, gitmemeli.
Tayyip Erdoğan'ın milletvekili seçilemiyor olması belki de böyle bir fayda doğuracak, demokratikleşmenin eksik yönleri böylece tamamlanabilecek.


İsmet Berkan, Radikal ; 20.09.2002