Muhalefetini arayan ülke

 

Önce bir soru: Türkiye'de faşist-izolasyonist bir parti iktidara gelebilir mi? Kendimce cevabını vereyim:
Çok olağanüstü şartlar söz konusu olmadıkça böyle bir partinin tek başına iktidara gelmesi söz konusu olamaz; ama geçmiş deneyimlerimiz, bu çeşit marjinal görüşleri dile getiren partilerin koalisyonlar yoluyla zaman zaman iktidara sızabildiğini ve etkili olmayı da başardığını gösteriyor.
Yazıya böyle bir soru-cevapla başlamamın bir nedeni var. Az sonra oraya geleceğim.
Biraz sabır lütfen.
Türkiye'de halen bir tek parti iktidarı var. İktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi'nin alternatifi nedir? AKP'nin gelecekte bir gün boşaltacağı iktidar koltuğunu yine bir tek parti mi alacaktır, yoksa 90'lı yıllara, haftada bir toplanan liderler zirveleriyle koalisyonlara geri mi döneceğiz?
Bugünden cevabını aramaya başlamamız gereken soru budur işte...
Eğer tartıştığımız şey, yönetebilen demokrasi ve demokratik istikrarsa, başkanlık sistemi, bir ölçüde sorunumuzu çözebilir. En azından koalisyonlar olmaz. Ama orada da hata yapmamak lazım: Hükümetin bir seçimle net biçimde oluşması her zaman yeterli olmaz.
O hükümet, Meclis'teki bölünmüşlükten ötürü bütçesini yasalaştıramayabilir. Bu da başka türlü bir istikrarsızlıktır sonuçta.
Kısacası, başkanlık sistemine geçsek bile Türkiye'nin kuvvetli partilere olan ihtiyacı bitmeyecek. Başkanlık sistemiyle birlikte sert parti disiplini kuralından vazgeçsek bile bir düzeyde 'partizanlık' etkili olacaktır, olmalıdır da...
Dolayısıyla başlangıç sorusuna geri dönelim: Türkiye'de AKP'nin alternatifi hangi partidir?
Bugünün ve yarının sorusu budur.
Türkiye muhalefetini arıyor. Türkiye, AKP'ye alternatif olabilecek bir siyasi parti arıyor.
Mevcut partilere bir bakalım... Cumhuriyet Halk Partisi dışındaki partilerden sadece Milliyetçi Hareket Partisi ve Doğru Yol Partisi 'yaşamaya' devam ediyor; ona da 'yaşamak' denirse... Her iki partinin de yüzde 10 sınırında dolandığını biliyoruz. Bir ihtimal, Avrupa Birliği müzakerelerinin başlamasıyla MHP'nin de yükselmesidir ama sanıyorum bu yükselişin de bir sınırı olacaktır. Yükseliş, bu partiyi tek başına iktidara taşıyamaz, hatta 1999 seçiminde gelinen seviyeye bile gelinebileceğini sanmıyorum.
Ya CHP? Bir kere, 'Türkiye muhalefetini arıyor' cümlesinin kendisi CHP'nin AKP'nin alternatifi olarak görülmediğinin delili zaten. CHP'liler alınmasın ama bu partiyi ileride AKP'nin yerine iktidar alternatifi olarak görmeyen tek kişi ben değilim. Hele hele CHP'nin 'Kızıl Elma' yürüyüşünün başladığı bugünlerde sanırım benim gibi düşünenlerin sayısı artıyor.
Peki o parti değil, bu parti değil, ne olacak öyleyse?
Bu aşamada Türkiye'ye yapılabilecek en büyük kötülük, AKP'nin karşısına faşist-izolasyonist eğilimde partileri yegâne alternatif olarak koymak olacaktır. Ve maalesef bugün geldiğimiz nokta budur.
Çok ama çok geniş bir seçmen kitlesi 'Kırk katır mı, kırk satır mı' cinsinden bir seçeneksizlikle karşı karşıya bugün.
Açıkçası Türkiye, AKP'ye bir alternatif arıyor. Er ya da geç bu alternatif bulunacak.

İsmet Berkan, Radikal
01.02.2005