|
- Türkiye, ABD ile askeri, ekonomik işbirliğini bitirebilir. İncirlik'teki
Amerikan uçuşlarını durdurabilir. Terörle mücadeleden desteğini
çeker
- Kerkük'te petrol kaynaklarını ele geçirmeleri halinde, Kürtlerin
fert başına gelirleri, dokuz sene içinde sekiz bin dolar olacak
- Kafamızda ABD ile çarpışamayız düşüncesi var. Kerkük'te Türkmen
katliamı başlar, Amerika seyrederse, Türkiye Kıbrıs'ta yaptığını
yapar
Türkiye kendi iç istikrarının düşmanı gibi davranmaktan hiç vazgeçmiyor.
AB ile ilişkilerimizi düzelttiğimiz, siyasi istikrarı sağladığımız,
ekonomimizi çok uzun yıllardan sonra biraz hale yola koyduğumuz,
enflasyonu düşürdüğümüz bir sırada, birdenbire bir Kerkük problemimiz
ortaya çıktı. Irak'ta bir Kürt devletinin kurulması ihtimaline karşı,
Türkiye'nin çok sert tepkiler verebileceği resmi ağızlar tarafından
açıklandı. Türkiye'nin gerek Amerika'nın, gerek Avrupa'nın, gerekse
Ortadoğu ülkelerinin rızası olmadan Kuzey Irak'ın siyasi yapısını
tek başına şekillendirebileceğine olan inancının Türkiye'ye ne tür
bedeller ödetebileceği ise pek konuşulmadı. Biz de, Avrasya Stratejik
Araştırmalar Merkezi'nin eski başkanı ve siyasi kulislerdeki söylentilere
göre MHP'nin müstakbel genel başkan adayı siyaset bilimcisi Prof.
Dr. Ümit Özdağ ile Kerkük'ün Türkiye için öneminin ne olduğunu,
niye oraya müdahale etmemiz gerektiğini, bu askeri müdahalenin hangi
hukuksal zemine dayanacağını ve bunun dünyayla ilişkilerimizi nasıl
etkileyeceğini konuştuk. Gazi Üniversitesi öğretim üyeliğinden de
bir süre önce ayrılan Prof. Ümit Özdağ'ın Kuzey Irak, PKK, etnik
sorunlar, ordu ve siyaset ilişkileri üzerine çalışmaları var.
Türkiye'nin bir de Kerkük krizi çıktı şimdi. Önce izninizle Kerkük'
ün durumunu belirleyelim. Kerkük kimin?
Kerkük, Irak'ın ve dünya petrolünün yüzde 4'üne sahip. Türkiye,
Irak'ın toprak bütünlüğünü, Kerkük petrolünün merkezi hükümetin
kontrolünde kalmasını, bu petrolden tüm Irak halkının yararlanmasını
ve Kerkük'ün nüfus dokusunun bozulmamasını istiyor.
Kerkük, Irak'ın bir kenti dediniz. Irak, içindeki bütün çalkantılara
rağmen, seçimlerini yapmış, hükümeti olan bir ülke. Biz Irak'ta
yaşayan insanların kendi geleceklerine Türkiye'ye danışmadan karar
veremeyeceğine mi inanıyoruz?
Meseleyi böyle koyarsanız, Irak hilesiz bir seçimle özgür iradesini
ortaya koydu demiş olursunuz. Irak'taki seçimler işgal altında gerçekleşti.
Sünni Araplar büyük ölçüde seçime katılmadı. Kerkük'e dışarıdan
nüfus getirildi.
Irak'taki seçimi meşru saymıyorsanız, seçimden sonra oluşacak meclisi,
hükümeti ve Irak'ın nasıl bir federasyon olacağına karar vermek
için yapılacak anayasayı da meşru saymıyorsunuz demektir ki, Türkiye,
Irak meclisini, hükümetini, ve anayasasını tanımamalı mı?
Türkiye, seçimleri gayrimeşru görse de, bu seçimden çıkan parlamentonun
Türkiye'nin menfaatlerini göz önüne alan, yani Irak'ın toprak bütünlüğünü
koruyan ve Kerkük'te nüfus dokusunu bozmayan bir çizgi izlerse,
Türkiye seçim sonuçlarını kabul edebilir.
Meşru saymadığımız seçim menfaatimize bir sonuç verirse o seçim
meşru sayılacak, menfaatimize uygun sonuç vermezse meşru sayılmamaya
devam edilecek. Öyle mi?
Gayet güzel öyle. Türkiye'nin yaşamsal çıkarları söz konusu olduğunda
reel politikanın kaideleri geçerli olur.
Türkiye, Amerika Irak'a saldırırken bu işe karışmamaya karar verdi.
Şimdi ise karışabileceğini söylüyor. O zaman Amerika bizim karışmamızı
istiyordu karışmadık. Şimdi Amerika karışmamızı istemiyor ama biz
karışabileceğimizi söylüyoruz. Kararımızı değiştiren nedir?
Irak'taki gelişmeler uluslararası hukuku ihlal ederek, Türkiye'nin
ve bölgenin menfaatlerini tehdit ediyor. Türkiye yaşamsal menfaatlerini
savunmak için ABD' den izin almak ve onun koyduğu şartlarda menfaatlerini
savunmak durumunda değil. Menfaatini nasıl yaşama geçireceğini Türkiye
kendisi belirler. Biz özgür, egemen bir ülkeyiz.
Irak'ta Amerika ile çatışarak, istediğimiz sonuçları elde edecek
askeri ve siyasi güce sahip miyiz?
Şu anda aceleci ve yanlış bir biçimde, Kerkük'e ve Kuzey Irak'a
askeri müdahale tartışılıyor. Oysa Türkiye'nin, Irak'taki Amerikan
politikasına karşı, ABD ile ilişkilerinde yapacağı başka şeyler
var. Mesela Türkiye, ABD'nin teröre karşı verdiğini söylediği küresel
mücadeleden desteğini çekebilir. Eğer Türkiye Irak'ta kendi yaşamsal
menfaatlerinin ihlal edildiğini düşünüyorsa, ABD ile bütün askeri,
sivil, ekonomik işbirliğini sona erdirebilir. İncirlik'in ikili
ilişkilerde çok önem kazandığı dönemden geçiyoruz. Türkiye, İncirlik'teki
Amerikan uçuşlarını durdurabilir. KDP ve KYB'nin Türkiye'ye yönelik
tahriklerine karşı Habur'u kapatır ve Irak'la ticareti durdurabilir.
Milletler hayati çıkarları ihlal ediliyorsa en son yol silahlı kuvvetlerini
kullanırlar. Türkiye o noktanın henüz uzağında.
Türkiye Irak'ı nasıl hayati meselesi olarak görüyorsa, Amerika
da Irak'ı ve Ortadoğu'yu, hayati meselesi olarak görüyor. Hayati
gördüğü bir meselede Amerika'nın da mutlaka kendi planı, oyunu vardır.
Amerika'nın Türkiye'nin hamlelerine cevabı ne olacak peki?
Muhakkak ABD de karşı hamleler geliştirecek. Bu da ABD'nin Türkiye
ile olan ittifaka ne kadar değer verdiği sorusunu sorduracak. Türkiye
çok üst düzeyde ve arkasına tedbirler koyamadığı tehditler savuruyor.
Bu Türkiye'yi, K. Irak'ta çizgileri kaybolan, tehditleri ciddiye
alınmayan ülke haline getiriyor. Türkiye bir politika önerdiğinde,
arkasına tedbirlerini koymak zorunda.
O tedbirleri saydınız. Ama strateji sadece sizin kendi attığınız
adımların hesabı değildir. Strateji aynı zamanda karşı tarafın hangi
adımları atacağının da hesabıdır. Biz ise sadece kendimiz varız
zannediyoruz ve karşı tarafı yok sayıyoruz. Bağışlayın, sizin önerilerinizde
de sanki karşı taraf yokmuş kuşkusuna kapılıyorum. ABD'nin bize
karşı hamlesi ne olacak?
ABD'nin ilk hamlesi Türk ekonomisinin destabilizasyonu olabilir.
Bunu engellenmek için de Türk hükümeti dış borçları derhal yeniden
yapılandıracağını, borsada dış kaynaklı ani hareketler hissederse
İstanbul Borsası' nı kapatabileceğini açıklamalı.
Biz, Irak'ta ABD ile çatışarak istediğimiz sonucu alabilir miyiz?
Biraz önce de söyledim, yaşamsal çıkarlarınızı savunma iradesini
göstermek anlamında ABD'yle çatışmak diyorsanız, evet çatışırız.
ABD ile Türkiye Cumhuriyeti devletinin bağımsızlığını savunmak anlamında
askeri çatışmadan bahsediyorsanız, siz de aynı şeyi yaparsınız.
Türkiye'nin bağımsızlığını savunmak için Amerikan ordusuyla çatışmaktan
bahsediyorsanız, Türkiye'yi işgal etmek isteyen bir Amerikan ordusuna
karşı herhalde siz de çarpışırsınız.
Biz burada Türkiye'yi işgal etmiş bir Amerikan ordusuyla değil,
Irak'ı işgal etmiş bir Amerikan ordusuyla çatışmaktan söz ediyoruz.
Türkiye 'Kerkük'e ben de girerim, işgal ederim' diyor.
Hep kafamızda, 'ABD ile çarpışamayız' düşüncesi var. Önemli olan,
Türkiye'nin bir parya ülke olmadığını, menfaatlerini savunma konusunda
kararlılığını göstereceğini ortaya koymasıdır. Türkiye'nin Kerkük'e
girmesinin şartları var. Eğer Kerkük'te Türkmen katliamı başlar
ve Amerikan ordusu bunu seyrederse, Türkiye 1963, 64'te Kıbrıs'ta
yaptığını yapmak zorundadır.
Ama Iraklılar, 15 Ağustos'a kadar yapılacak yeni anayasada 'Kerkük
Kürtlerindir' derse, Türkiye hiçbir şey yapamaz. Ama Araplar Kerkük'ü
vermez ve Kürtler de alırsa zaten iç savaş çıkar.
Biz başka ulusun topraklarında bulunan bir bölgeye hangi hukuksal
zeminde müdahale edeceğiz?
Türkiye'nin müdahale zemini, Kerkük'ü de içine alan bir bölgede
bağımsız Kürdistan'ın kurulmasıyla başlayan iç savaştır. İşte o
zaman Türkiye 1926 Ankara Anlaşması'na dayanabilir.
Bu durumda Türkiye iç savaş olmadan Irak'a giremez, öyle mi?
Girebilir tabii ki. ABD Irak'ta hangi hukuki zemine dayanıyorsa,
siz de
o zemine dayanırsınız. Bu zemin, sizin yaşamsal çıkarlarınızdır.
Bunu yapar mıyız, göreceğiz. Ama iç savaş çıkarsa Türkiye kendisini
dışarıda tutamaz.
O zaman Türkiye, Irak'ta Amerika'yla da çatışacak demektir. Amerika
ve AB'nin desteği olmadan Türkiye Ortadoğu'yu tek başına şekillendirme
gücüne sahip mi?
Bu çok zor olur. AB ile ilişkilerimiz tamamen kopar. Ben zaten AB
ile ilişkilerin tam üyelik zemininde yürümemesi gerektiğini düşündüğüm
için buna çok olumsuz bakmıyorum. Ama bir iç savaş halinde müdahale
edersek, ABD'yle ilişkiler olumsuz olmayabilir.
Türkiye Batı'dan, AB'den kopmalı mı sizce?
Türkiye, AB ile ilişkilerini tam üyelik yerine serbest ticaret bölgesi
zemininde geliştirmeli.
Türkiye'nin yaşamsal çıkarı Batı'yla bütünleşmek değil de, Kuzey
Irak'ta Kürt devletinin kurulup kurulmaması mı?
Bir ülkenin yaşamsal çıkarı tek değildir. AB-Türkiye ilişkinin olumlu
olması sadece üyeliğe bağlanamaz.
Kerkük'e müdahale edersek, bizi kimin destekleyeceğini düşünüyoruz?
Bir başka ülkeye müdahale ettiğimiz için AB, Amerika veya Ortadoğu
ülkeleri bizi destekler mi?
Eğer Kerkük'te Ortadoğu'nun Saraybosna'sı ortaya çıkmış ise, insanlar
katlediliyorsa Türkiye'nin iç savaşı durdurma müdahalesine kimse
karşı çıkamaz. Türkiye'nin amacı Musul ve Kerkük'ü ilhak etmek değildir.
Biz Kerkük'te Kürt devleti kurulmasına neden karşıyız?
Kerkük sosyal dokusuyla Türkmen kentidir ve Kürtlerin Kerkük'le
ilgilenmesinin tek nedeni petroldür. Kuzey Irak'ta Kerkük'ü de içine
alan bağımsız Kürdistan, hem Türkmen-Kürt, hem Arap-Kürt çatışmasını
başlatır. Bu iç çatışma bölgeye ihraç edilir. Her devletin, bölgesinde
istikrar istemek hakkıdır.
Kerkük'te Kürtlerin petrol kaynaklarını ele geçirmesi halinde kişi
başına milli gelirin yaklaşık 2 bin dolara çıkacağı söyleniyor.
2 bin dolar değil. Dokuz sene içinde 8 bin dolar olacak.
Bu bizi neden ürkütüyor?
Bizi tek ürküten bu değil. Kuzey Irak'ta kurulacak bağımsız Kürdistan'da
çıkacak iç çatışmalar bölgesel bir iç savaşın doğması ihtimalini
yaratabilir. Bir an için düşünelim, Peşmergeler büyük baskı kurdu
ve iç çatışma olmadı. O zaman Kuzey Irak ekonomik olarak bütün bölge
için bir cazibe noktası haline gelir. Bu da Türkiye'yi, İran'ı,
Suriye'yi endişelendirir. Ama buradaki esas endişelenme noktası
'iç savaş'tır.
"Kürtlerin daha zengin olması, daha iyi yaşaması benim işime
gelmiyor" tezi, sizce haklı bir tez olarak kabul edilebilir
mi dünyada?
Kürtlerin Irak'ın bütünlüğü içinde kişi başına gelirlerinin 15 bin
dolar olması benim işime gelir ama bölgede istikrarsızlık kaynağı
olacak bir devletin kurulması benim işime gelmez.
Kerkük'ü ele geçiren Kürtlerin fert başına geliri 2 bin dolara
gelirken, bizim Güneydoğu'da yaşayan Kürt vatandaşlarımızın fert
başına gelirinin sadece 400 dolar cıvarında olacağı söyleniyor.
Biz, Kürt vatandaşlarımızın daha zengin Kürt bölgesiyle bütünleşmek
isteyeceğinden mi korkuyoruz?
Neşe hanım siz bağımsız bir Kürdistan mı istiyorsunuz?
Ben bağımsız bir Kürt devletinin kurulmasından, Türkiye açısından
Türk vatandaşı olarak endişe duymuyorum ama siz duyuyorsunuz.
Bunu ben tehdit olarak görüyorum ve engellenmesi gerektiğini düşünüyorum.
Ben, BM'ye üye olan bir devletin toprak bütünlüğünü desteklerken,
siz BM'ye üye olan devletin toprak bütünlüğü konusunda kayıtsız
kalıyorsunuz. Hangimiz uluslararası hukuka daha uygunuz merak ediyorum.
Kerkük'e askeri harekât başlatırsak, ekonomik sonucu ne olur?
Müdahalenin boyutları önemli. Bu bir kara operasyonu mu yoksa sadece
bir hava operasyonu mu olacak? Farklı maliyetler çıkartır bunlar.
Tekrar silaha ve savaşa kaynak ayrılacak demektir bu...
Tabii. Çıkacak bir iç savaş Kuzey Irak merkezli kalmaz. Kürtlerin
Türkmenleri, Arapların Kürtleri katletmesi, Türkiye'de de tansiyonu
yükseltir. Bir sene içinde Kerkük'ten başlayıp Diyarbakır'a kadar
olan alanı da kapsayacak şekilde genişler. Türkiye çok basit bir
şey istiyor. Irak toprak bütünlüğünü korusun. Kürtler bağımsız devlet
kurmasın.
Yine savaşa ve silaha para harcanacak. Kürt meselesini sadece silahla
çözmeyi denemiş olmanın, on beş yıl savaşa, silaha para harcamanın
bedelini, bugün metropollerimizde yaşıyoruz. Büyük şehirler suç
cehennemi oldu. Bu ülke bölünmekten korka korka, içeride kendisi
parçalanacak. Asayişsizlik ve adaletsizlik iç çatışma yaşatacak.
Bu ülke adaletine binde sekiz kaynak ayırıyor. Kürtler bağımsız
devlet kurmasın diye kendi refahımızdan, güvenliğimizden vazgeçmeyi
akıllıca buluyor musunuz?
İkisi arasında sizin kurduğunuz bağı kuramıyorum. Türkiye'nin dış
güvenliğini, orta vadede toprak bütünlüğünü sağlamak için yapılacak
her harcama haklıdır. Türkiye'nin toprak bütünlüğüne benim gösterdiğim
hassasiyeti sizin göstermediğinizi düşünüyorum.
Ben de sizin iç güvenliğe, asayiş sorununa hassasiyet göstermediğinizi
düşünüyorum. Siz bu ülke bölünecek korkusu içindesiniz, ben bu ülke
parçalanacak korkusu içindeyim. Temel sorunlar çözülmezse, belki
bir gün bir anda varoşlar hareketlenecek ve bu ülkede bu yüzden
bir iç çatışma çıkacak.
Metropollerdeki mafyalaşma olayları Türkiye'nin kanunlarını AB çerçevesinde
gereksiz yere liberalleştirmesinin, polisin yetkilerinin alınmasının
bir sonucu. Bu sonucu siz istediniz.
Türkiye yaşadığı savaş yüzünden bu noktaya geldi. Mesleksiz, işsiz,
sahipsiz insanlar toprağını bırakıp şehirlere göç etti. On beş yıl
boyunca bir sürü insan şiddete bulaştı. Şimdi Irak'taki Kürt meselesi
yüzünden biz ekonomik kaynaklarımızı daha da kısacak bir politika
izlersek, adalet ve asayiş gibi temel sorunlarımızı nasıl halledeceğiz?
Türkiye nasıl ayakta kalacak?
Türkiye bunlara da para ayıracak. Türkiye'nin kalkınması tabii ki
bir milli güvenlik sorunudur. Ancak yanı başında bir terör havzasının
oluşmaması da Türkiye için önemli bir güvenlik sorunudur. Eğer Türkiye
tedbir almazsa, 20 sene içinde çok daha fazla para harcamak ve kan
dökmek zorunda kalır.
Borçlar ve ekonomi bıçak sırtındayken, Türkiye'nin sizin önerdiğiniz
önlemleri almaya gücü var mı? Türkiye bir krize yuvarlanmaz mı?
Bunun göze alınması gerekiyor. ABD'nin Türkiye'nin hamlelerinden
sonra ciddi bir şekilde rahatsız olacağını ve Türkiye'yle uzlaşma
yolunu arayacak akıllı Amerikalı politikacıların ortaya çıkacağını
düşünüyorum.
Neşe Düzel - Ümit Özdağ ile söyleşi, Radikal
07.02.2005
|